25 Aralık 2019 Çarşamba

YILBAŞI VE MİLLİ PİYANGO

   Dünya,Güneşin etrafında 365 gün altı saatte döner, buna biz bir yıl deriz.
Demekki bizde güneşin etrafında bu güne kadar 57 defa dönmüşüz.
O ateş topunun etrafında ve şu yalan dünyada geçen sürelerimi her yıl geldiğinde neyini kutlayacağım ki?
Birde hiristiyanların 25 Aralıkta başlayıp 6 Ocak'a kadar süren Noel kutlamalarıda bu güne denk geliyorsa,bir müslüman olarak bu işlerden uzak durmamız en doğru olanı.
     Ülkemizde bulunan hiristiyan azınlıkların kutlaması gayet normal bir durumdur.
     Ben müslümanım diyen birinin bu gecelerde kendini koruması ve günah bataklığının içine düşmemesi gerekir.
     Birde bu geceye mahsus milli piyango varki, birçok kişi buna devlet eliyle kumar demesine rağmen,bir türlü kaldırılamıyor,yasaklanamıyor.
Birde başına milli kelimesi konmuş,bu rezilliğe artık bir son vermek gerekir.
Bu konuda meclise kanun teklifi verecek milletvekilleri bekliyoruz.
2020 yılına girerken bu yılın öncelikle şahsımıza, ailemize,okurlarımıza,ülkemize,tüm islam alemine hayırlar getirmesini diliyorum.
    Ayrıca özellikle yılbaşı gecesi  gençlerimizi meşgul edebilecek,ilgisini çekecek alternatif programları eğitim kurumlarımızdan ve sivil toplumdan bekliyoruz.
Allah'a emanet olunuz.
Saygilarımla.

20 Aralık 2019 Cuma

BÖYLE MUHTARLARDA VAR.


     Yönetici deyip geçmemek lazım.
Bazen bir vali, bir belediye başkanı, bir başbakan, bir kaymakam hatta bir muhtar uyguladığı tarzla farkındalık oluşturabiliyor.
Bu farkındalık toplumun tüm katmanlarında bir rahatlamaya ve taktire sebep oluyor.
Başbakanlığı döneminde Menderes,Özal,Erdoğan böyle biriydi.
Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu, Konya Belediye Başkanı Halil Ürün böyle biriydiler.
İlçemizde de böyle farkındalık oluşturan muhtarlar var.
Geçtigimiz dönem Kusca mahalle muhtarının yaptıklarını daha önceki yazılarımda yazmıştım.
Şimdide Ceylandere Mahallemizin yeni seçilen muhtarı Ceyhun Keleş'i gıbtayla izliyoruz.
    Muhtar seçildiği sekiz aylık sürede mahalleyi baştan sona asfalt yaptırmış, tarla yollarını yaptırmış, köydeki işlevsiz eski okulu yıktırıp alanı düzelttirmiş yerine ne yapalım diye halkla anket yapıyor.
    En önemli çalışması mahallenin manevi kalkınmasını sağlamak için her hafta cuma gecesi yatsı namazından sonra bir kahvede mahalle halkını toplayıp mahalle imamıyla tefsir ve ilmihal dersleri yaptırması.
    Dün akşam merak edip Ceylanderedeki bu toplantıya bende katıldım.
Gerçekten mükemmel bir faaliyet.
Mahallenin genci, yaşlısı hep birlikte kahvede toplanmışlar.
Hatta yakın mahallelerden Kabaköy, Yeşilova ve Sarı Ahmetler'den bile katılım var.
Tam bir ilim meclisi.
Tabi muhtarlığın gelen misafirlere pasta börek,tatlı ve çay ikramı var.
Yaklaşık birbuçuk saat  süren bu meclis yeni arkadaşlar,yeni bilgiler edinilerek son buluyor.
Ben yerleşik düzeni devam ettiren stabil yöneticilere örnek olsun diye,yokluklar içindeki bir mahalle muhtarının nasıl maydanozdan yağ çıkardığını sunmak istedim.
Muhtarlarımız hiçbir şey yapamıyorsa mahallenin imamıyla işbirliği içersinde şu uzun kış gecelerinde mahallesinde manevi bir kalkınma başlatabilir.
Gerçektende bu günlerde ihtiyacımız olan en önemli eksiklikte bu olsa gerek.
Müftülüğümüzün başlattığı gençlik çalışmaları,4-6 yaş kuran kursları, sabah namazı buluşmaları ve muhtarlarımızın ve imamlarımızın yapacağı bu irşat çalışmaları ilçemizin manevi kalkınmasına önemli katkılar verecektir.
Bu manada çalışmalar yapan her muhtarı bu köşeye taşıyarak taktir etmek bir yazar olarak bizim görevimiz.
Bazı büyük mahallelerimizde hâla 4-6 yaş gurubu Kur'an Kursu açılamadığına şahit oluyoruz.
Bu kurslar gelecek için çok önemli yüzyılın projeleridir.
Bunların tamamlanması dileğiyle.
Birkez daha Ceylandere Mahalle Muhtarımızı,imamızı ve mahalle halkını kutluyurum.
Tebrik ediyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.



18 Aralık 2019 Çarşamba

HEPİNİZE YAZIKLAR OLSUN.


   Yukarıda meclis izleme bölümünde bulunan sarıklı cübbeli kişi Şehit Kaymakamımız Sakarya'lı Muhammet Fatih Safitürk'ün babası Asım Safitürk.
     Şehit babası Safitürk meclise İstanbul milletvekili Osman Poyraz'ı ziyarete gider.
Görüşme bittikten sonra,meclis çalışmalarını izlemek için,izleme bölümüne çıkar ve bir süre meclis çalısmalarını izler.
    İyi Parti gurup başkanvekili Kocaeli milletvekili Lütfü Türkan kendisini görüp ve alaycı bir ifadeyle şu twiti atıyor.
"Meclisteki sarıklı cübbeli arkadaş kimdir acaba?"diye sorunca,
İstanbul milletvekili Osman Poyraz, Lütfü Türkan'a cevaben şu twiti atıyor.
"Bugün mecliste ağırlamaktan onur duyduğum cübbeli ve sarıklı kişi"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır" diyip kanını toprağa katan ve mezar taşlarıyla vatan toprağının tapusunu mühürleyen Şehit Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk'ün babası Asım Safitürk'dür".Açıklaması yaptı.
Bu açıklama ve gelen tepkiler sonucu İyi Parti Gurup başkanvekili Lütfü Türkan twitini sildi.
Türkiyenin her yerinden Lütfü Türkan'a tepkiler yağdı.
Sakaryalı biri olan Şehit babası Asım Safitürk'e yapılan bu saygısızlık aynı zamanda şehidimizin yüreğini ve kemiklerini sızlatmıştır.
Çünkü biz biliyoruz ki şehitler ölmez.
Benim dikkatimi çeken takvim yapraklarından önemli günleri takip edip,hergün kutlama yapan, her şehit haberini anında haber alıp taziye mesajları yayınlayan partilerimizin il, ilçe, belediye başkanları ve de milletvekilleri bu konuda neden bir açıklama yapmıyorlar.
Neden susuyorlar?
Herşeyi bizden mi bekliyorsunuz?
Susarak, izleyerek, durumu idare ederek temsilmi olur?
Ya doğru dürüst görev yapın, ya da çekin gidin.
Bu konuda da konuşmayacaksanız ne zaman konuşacaksınız.
Yazıklar olsun hepinize...
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.



14 Aralık 2019 Cumartesi

TABELA BİLE İSYAN ETMİŞ



      Bir önceki yazımda Ferizli'deki şehir stadından bahsetmiş bir dahaki yazımda kapalı spor salonundan bahsedeceğimi yazmıştım.
      Hüseyin Kaşkaş'ın belediye başkanlığında belediye bütcesiyle yapımına başlanılan bu salon daha sonraki yıllarda milli piyango idaresinin katkılarıyla tamamlandı.
    Bitirildiği on yıldan fazla olan bu kapalı salon ,üç yıldan bu yana Sakarya Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş, fetöcülerin yargılanması için kullanılıyor.
Gerçi buraya tahsis edilmedende doğru dürüst bir etkinlik ve spor karşılaşması için kullanıldı mı?hatırlamıyorum.
Yalnız Anadolu Gençlik Derneği'nin çok güzel bir programını izlemiştim o salonda.
O programı izlerkende birçok okulumuz bu tip programları ve spor aktivitelerini artık burada yapar diye düşünmüştüm.
Ama bu fetö kalkışmasının ardından birazda mücbir sebep dolayısıyla bu salon mahkemeye tahsis edildi.
     Belki Kaymakamlığımn karşısındaki iş merkezide bu iş için düşünülebilirdi.
Neyse olan olmuş artık.
Geldiğimiz noktada bu mahkemelerin bir çoğunun sonuçlandığını belki çok azının kaldığını biliyoruz.
Bu yüzden buranın boşaltılarak, kalan mahkemelerin adliyelerde devam etmesi ve bu salonun asli görevine yani gençlerimize ve öğrencilerimize hizmete tahsis edilmesi gerekir.
Biz Sakarya adliyesi Ferizli'ye yakışır dediğimizde burun kıvırıp bizimle alay edebiliyorlar.
Ama bin kişilik cezaevi varken, beşbin kişilik daha cezaevini Ferizli'ye yapmaktan geri durmuyorlar.
Bu da yetmezmiş gibi ilçenin tek kapalı spor salonunu üç yıldır adliye olarak kullanıyorlar.
    Bu kadar yükü Ferizli'nin sırtına yükleyip ne yapmak istiyorsunuz anlamış değilim?
Belki Ferizli'nin yetkilileri bu işe çeşitli nedenlerle ses çıkaramıyor ama,salonun tabelası iki tane harfi yiyerek buna isyan etmiş.
Ben ilçeyi yöneten  hem kamu, hem siyasi yetkililerimizden biraz daha duyarlı olmalarını bekliyorum.
Bu ilçe bu kadar da sahipsiz bırakılmamalı.Haklarını almalı ve haksızlığa uğratılmamalı.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.

11 Aralık 2019 Çarşamba

SPOR ADINA NE VARSA PERİŞAN OLMUŞ.

    Spor, hepimiz için çok önemli.
Özellikle gençlerimiz için olmazsa olmaz bir aktivite.
Bizim gençliğimizde, otuz kırk yıl önce spor yapacak ne doğru dürüst saha vardı, ne de ayağımıza giyecek ayakkabı.
Ama buna rağmen sahanın kenarında top oynamaya gelen en az yüz kişi olurdu.
Bu hemen hemen her akşam böyleydi.
Şimdi bakıyorsun bizim zamanımızda profesyonel futbol takımlarında olmayan futbol sahaları var.
Hemde bir ilçede bir kaç tane.
Tabi ki otuz kırk yılda Türkiye çok şey katetti.
Bu güzelim spor alanları,bilgisizlikten ve yanlış kullanımdan dolayı heba olup gidiyor.
Ferizli'de yeni faliyete geçen ne kadar para harcandığını bilmediğim suni çim sahaya birkaç gün önce çıkıp şöyle bir dolaşayım dedim.
O da ne? 
Her taraf kırmızı çamur.
Baktım trübünlerin önünden sahanın kenarına boydan boya elliye elli bir kanal açılmış;işciler çalışıyor.
Sahanın açık kapısından içeri doğru girdim ki ne göreyim.
Sahanın içine su girmiş; her taraf perişan bir vaziyette.
Ya kim yaptı bu sahayı?
Adam yamacın altına saha yaparda drenaj kanalı açmaz mı?
Sahayı su basıp zemin bozulduktan sonra drenaj kanalı açsan ne olur ki?.
Yazık değil mi milletin parasına?
Bu sahayı kim teslim aldı kardeşim?
Bakın dinlediğim birçok kişi bana buralarda başka çamur işlerinde olduğunu söyledi.
Tribünün üst çatısı yağmurlu havalarda akıyor diyorlar.
Tribünün kuzey tarafından ve ön tarafından yağmur sepkeni bütün seyirciyi ıslatıyor deniliyor.
Ayrıcada projede tribünün altında yapılması gereken soyunma odaları yapılmayıp eski soyunma odalarıyla olay kapatıldı deniyor.
Soyunma odaları iptal mi edildi? , yoksa yapıldı gösterilip iş kılıfına mı uyduruldu?
Bunlar benim ulaştığım sorular.
Daha yazılacak çok şey var ama yazı uzun olunca bıkkınlık vermesin diye kesiyorum.
Yeşile basalım diye çıktığımız sahada yine çamura bastık.
Gerçi bu çamurlardan kaçsamda gelip ayağıma bulşıyor iste.
Bugünlerde böyle çamurlu işlerle kimse uğraşmıyor artık.
Biz çamurları temizlemeye devam edeceğiz.
Gelecek yazımda kapalı spor salonu ile devam ederiz.
Yukarıda bahse konu sorulara bir cevap gelirse ya da bir açıklama olursa onuda bir dahaki yazımda dile getiririm.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.


7 Aralık 2019 Cumartesi

MUSTAFA İSEN'İN KİTABI


   Mustafa İsen,Kültür Bakanlığı Müstaşarlığı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Sakarya milletvekilliği yaptı.
    Benimde ilçem olan Ferizli'nin Nalköy'ü mahallesinden.
     Sayın İsen geçtiğimiz günlerde Ferizli'ye gelerek bir salon toplantısı yapıp kendi doğduğu Nalköy ile ilgili bir kitap yazdığını ve bunun kısaca tanıtımını yaptı ve kitabını imzalayarak salondakilere dağıttı.
   "Bir muhacır köyünün hikayesi NALKÖYÜ"adlı kitabı okudum.
Mustafa beyin muhacır adetleri olarak sunum yaptığı birçok örf adet bizlerdede var.
Bu adetlerin birçoğu islam dini ile uyuşmayan hurafelerden oluşan adetler.
Gerçi bunları okurken insana zevk veriyor ama bu yanlış olan uyduruk adetlerden bahsedip,şimdilerde unutulmuş bu hurafeleri gündeme getirmek ne kadar doğru bunu okuyuculara bırakıyorum.
Bir başka eleştirim köyler arası bazı husumetlerden bahsedip yeni nesillere bunu hatırlatmanın ne faydası olabilirki.
Birçok insanın dile getirdiği koskoca Mustafa İsen küçücük bir mahalleyi yazacağına Sakarya'daki  oluşumu yazsaydı.
Hiç olmazsa Ferizli'yi yazıp bunun içinde Nalköyü yazsaydı daha güzel olurdu diyorlar.
Şu da bilinmeli ki Mustafa İsen'in yazdığı bu ilk kitabı 
Eksiklerine, eleştirilere rağmen emek verilmiş ortaya çıkartılmış bir eser.
Benim kitabı okurken vardığım kanaat ,
Mustafa bey,Türkiye Cumhuriyetinde birçok görevlerde bulunmuş ama Nalköyden hiç ayrılmamış.
Nalköý onda öyle bir iz bırakmış ki başka yaptığı hiç bir görev,ikame ettiği hiç bir yer, Nalköyün yerini tutamamış.
Çünkü Nalköy'de geçirdiği çocukluk yıllarını öyle güzel anlatmışki,bir an kendi yaşadığım çocukluk yıllarına gittim.
Uzun zamandır kitap okumamıştım.
Mustafa İsen'in yazdığı bu 180 sayfa kitabı Ferizli'li bir köşe yazarı olarak okumayı kendime bir görev bildim.
Siz okuyucularımında okumasını helede ellili yaşların üzerinde olanların çok büyük zevk alacağını söylemek istiyorum.
Mustafa İsen'e bu kitap için teşekkür ediyor, yeni kitaplarını bekliyoruz.
Ancak şu anda Nalköy'de değilde Sapanca'da ikamet etmesini bir çelişki olarak değerlendiriyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygilarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.




3 Aralık 2019 Salı

SEN BİLMEZSİN GENEL MERKEZ BİLİR.

    Yazarlığa başladığımdan bu yana birçok kez partileri teşkilat çalışmaları noktasında çok eleştirilerim oldu.
Bundan önceki yazımda da Ak Parti'nin teşkilatlarına getirilen yeni isimlerin çokta faydalı olamadığından bahsetmiştim.
Ancak bu yazıdan sonra birçok telefon aldım.
Yüzyüzede bana karşı eleştiri getirenler oldu.
Hatta kendilerine haksızlık yaptığımı söyleyenler bile oldu.
Gerçektende haklı oldukları yerler var.
Mesela artık ilçe başkanları hemen hemen bütün partilerde genel merkezlerde belirleniyor.
Belirlenen aday istenmeyip tabandan başka aday çıkartılırsa bir türlü ikna edip adaylıktan vaz geçirilmeye çalışılıyor.
Eğer israrcı olup adaylıktan vazgeçmezse, kongreler iptal edilip atama usulü kendi istediği adayı iş başına getiriyorlar.
Burada bitiyor mu?
Hayır.
İlçe başkanını atayanlar yanında görev yapacak yönetim kurullarınıda belirliyor.
Özellikle meslek guruplarından temsilci isteniyor.
Küçücük ilçelerde Avukat,doktor, mühendis, tahsilli,bayan kontenjanı, genç kontenjanı,etnik yapı,hemşeri yapıları derken ilçe başkanına dayatılan bir aristokrat kadro olusuyor.
İşte kâş yapayım derken gözü çıkartılan bir teşkilat yapısı oluşuyor.
Ondan sonra bu adamlardan görev bekle,
Bir görev ver sonuç bekle.
Ya da bir köye mahalleye siyasi çalışmaya gönder
Bir ceazeye, bir cemiyete katılmasını bekle.
Yok kardeşim yok adamlar hiç bir yerde yok.
Sadece protokollerde ve haftada bir yönetim toplantısına katılırsa ne âlâ.
Bunların birçoğu Ak Parti'yi özümsememiş hatır için ya da başka beklentilerle bu görevleri kabul eden kişiler.
Birde üstüne üstlük mahallelerden yönetime girme beklentisi olan.
Teşkilatlarda yetişip belediye yönetimlerinde görev almayı bekleyen bir yığın insan saf dışı kalıyor.
Yani bizim eleştirdiğimiz teşkilatlara bir dokun bir ah dinle.
Haklılar mı? Haklılar.
Ama şunu gözlemliyorum ki artık sahada birçok alıcı olacak.
Bundan böyle harcanan insanlar,sizi harcamak ve köşeye itmek için fırsatı ele geçiriyorlar.
Çünkü bundan sonra altarnatifleri olacak.
Ya siz bu tip teşkilat yapılanmalarından vaz geçeceksiniz, ya da sizden vazgececekler.
Bu konuda ciddi bir itirazı ben görüyorum.
Belki İl,ilçe başkanlarını geniş bir ittifakla belirleyebilirsiniz.
Hiç olmazsa kendi çalışacağı yönetim kurulunu belirlemesine müdahale etmeyin.
Adam kiminle çalışabilecekse onlarla yola çıksın.
Bu genel merkez müdahalelerinden taban çok rahatsız.
Benden hatırlatması.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar Internet Gazetesi.

1 Aralık 2019 Pazar

YENİ KURULACAK PARTİLERE SAKARYADAN KATILAN MİLLETVEKİLİ OLUR MU?

      Ak Partiden ayrılan Davutoğlu ve Babacan partilerini bu ay sonuna kadar kuracaklar.
Benim dikkatimi çeken bu durumun Ak Partide hiç kâleye alınmaması.
     Böyle bir durumda partideki kopmaları en aza indirmek için mahalle mahalle, köy köy gezip seçmenle bağları güçlü tutmak, teşkilatları ve teşkilatcılık yapmış,parti adına görevler almış eski ve yeni siyasetcileri zinde tutmak gerekir.
Küskünlerle barışmak,kaynaşmak ve kucaklaşmak gerekir.
Genel olarak böyle bir çalışma gözlemliyor musunuz?
Hayır.
Görünen birkaç ilçede, ilçe divan toplantıları ve haftada bir yapılan sanal paylaşımlı yönetim toplantısı.
     Ak Partinin hem içerden hem dışardan kuşatılmaya çalışıldığı şu zor günlerde milletvekillerini gören varmı?
Gerçekten mahallesinde,ilçesinde,kahvesinde milletvekiliyle karşılaşan var mı?
Nerde...?
Ara ki bulasın.
Ben en son bayramda Ak Parti ilçe teşkilatında bir milletvekili gördüm.
O da teşkilat bayramlaşmasına katılmak için prosedüren gelmişti.     
     Teşkilatlar ne yapıyor?
Onlar hep kapalı.
Haftada bir akşam bir araya gelip bir selfi yapıp işi bitiriyorlar.
Bana itiraz eder gibiler.
Soruyorum o zaman?
Yönetim kurulu üyeleri seçildikleri günden bu yana kaç mahalleye ziyaret gerçekleştirip  kendi sorumluluk alanıyla ilgili bir rapor hazırlayıp çalışma yaptı?
Hangi mahallede kaç üye yaptı?
Tabi bunlar hep boş sorular.
Neden?
Çünkü Türkiyede birçok ilçede Ak partiyi özümsememiş teşkilat ve belediye yönetimleri oluştu.
Onun için Ak Parti parçalanıyormuş,yeni partiler kuruluyormuş?
Çokta umurunda mı?
Bazıları ise genç olsun, tahsilli olsun diye getirilen ama teşkilatcılıktan ve Ak Parti politikalarından ve programından bihaber kişiler.
Bu gibiler ne olup bittiğini bile algılayamıyorlar.
Benim gözlemim Ak Parti kendi ekolünde yetişen değerleri devre dışı bırakıp, sokaktan adam toplamaya başladığından bu yana geri gidiyor.
Bu gerileme dönemiylede bir panik havasıyla hareket ederek yanlış üstüne yanlış yapıyor.
Hergün değer kaybeden ve herkesin ablukaya aldığı partiyi kimse savunmuyor,savunamıyor.
Siz bunca teşkilat mensubunun, bunca beĺediye idaresinin ve birçok görevde  kişisi bulunan Ak Partililerin en azından kullandıkları sanal hesaplarda, parti ile ilgili bir paylaşım yaptıklarına şahit oldunuz mu?
İşte tüm bu anlattıklarımdan hareketle bu partide yeni kurulacak partilere geçecek milletvekilide olur, belediye başkanıda olur, belediye meclis üyesi ve teşkilat mensubuda olur.
Çünkü hepsi pusuya yatmış,hiçbir şey yapmadan gelişmeleri izliyor.
   Tüm Türkiyede olduğu gibi Saķarya'da da herşey  olabilir.
Çok sürpriz gelişmeleri  gördükçe şaşırabilirsiniz.
Ak parti son dakikada bulduğu ömerleri sahaya sürerek  yeniden bir başlangıç yapabilir mi?
Bu da 17 senedir ne kadar ömer yetiştirdiğine bağlı
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi

23 Kasım 2019 Cumartesi

CANIM ÖĞRETMENİM


     Bugün 24 Kasım öğretmenler günü.
Bugün öğretmenlerimizi hatırlayalım diye böyle bir gün ihdas edilmiş.
    Öğretmenlerinden nasiplenememişler için güzel bir gün hiç olmazsa bugün belki öğretmenini hatırlarlar.
Ancak bizler öyle mi?
Hayatımızın her aşamasında,öğretmenlerimizin bize öğrettikleriyle birlikte yaşarız.
     Mesela Mustafa Karabulut'un
Bizi disipline çağırıp.
Elinde koca bir deynek.
Oğlum Cimbat sende mi?
Nedir hocam?
Namaz kılmıyormuşsun?
Evet hocam, bir haftadır kılmıyorum,çünkü ayağımda yaralar çıktı, ayağımı bükemiyorum.
Olurmu evladıııım?
Namazın mazereti yok.
Bak iyi dinle.
Uçakta giderken bir anda uçak düşmeye başlasa, o anda namaz vakti girse.
Uçak yere düşünceye kadar hemen teyemmüm edip namazını kılmaya çalışacaksın.
Birde odada bulunan Sakarya Müftüsüne dönüp öyle değil mi? Sayın Müftüm.Dedi.
Ben bu fetva karşısında çaresiz boynumu büktüm.
Bana dönüp, seni bu seferlik affediyor, dövmüyorum.
Bir daha namaz kılmıyor şikayetiyle karşıma gelme.
   O gün bugün  namaz kaçırdığımda hep hocamın bu fetvası ve bu sözleri aklıma gelir.
Meğer hocamız bizi Allah'ın huzuruna hazırlıyormuşta bizim haberimiz yokmuş.
Allah senden razı olsun Karabulut öğretmenim.
Mekanın cennet olsun.
Biz senden razıyız.Allah'ta razı olsun inşallah.
Öğretmenlerimizin her biriyle birçok anılarımız var, ancak buralara hepsini yazmak mümkün değil.
Şunu söyleyebilirim ki, bizim öğretmenlerimiz bize dersten çok idealizim öğretmeye çalıştılar.
Milli ve manevi değerlerine bağlı vatanına ve milletine sahip çıkan topluma faydalı bir birey olma düsturuyla yetiştirdiler.
Allah tüm öğretmenlerimizden razı olsun.
Bu kutsal mesleği bende kısa bir dönem olsada yapma fırsatım oldu.
Öğrencilerimle ilgilide birkaç anı sizinle paylaşmak isterim.
    Abdurrezzak(Konuklu) köyünde sınıfimız cami ile karşı karşıyaydı.
Ders anlatırken ezan okunmaya başlayınca birden dersi kesip, çocuklar ezan okunuyor ezan okunurken konuşulmaz dinlenir, dedim.
O güzel ezanı sonuna kadar huşu içinde,sessizce dinledik.
Birgün sonra tam ezan saati yaklaşınca sınıfın camlarını açtım ve ders anlatmaya devam ediyordum ki ezan okumaya başladı.
Dersi kesmeyip anlatmaya devam ettim.
O da ne bütün parmaklar havada.
Öğretmenim! öğretmenim!
Ezan okunuyor.
Bu çocuklar ikinci sınıf, sadece sekiz yaşında.
İşte eğitim.
Birbaşka anım da şöýle.
Konuklu'da ikinci sınıfları alınca,sınıfa girdim ki sınıfta uzun boylu kocaman bir çocuk.
Onbir, oniki yaşları civarında.
Oğlum sen burada ne geziyorsun haydi sınıfına bakalım dedim.
Öğretmenim ben ikinci sınıftayım demez mi?
Meğer okuma yazmayı öğrenemediği için dört senedir aynı sınıfta kalıyormuş.
Yaşı büyük ve cüsselide bir çocuk olduğu için sınıfta devamlı kavga ve sorun oluşturuyordu.
Birgün sınıfa girdim ki öğrencinin birinin dişini kırıp dövmüş.
Tahtaya çıkartıp iyice azarladıktan sonra.
Senin okumaya niyetin yok mu? Diye sordum.
Sesini çıkarmayınca.
Eğer yoksa al çantanı doğru evine git, dedim.
Adam çantasını aldı,çekti evine gitti.
Evi cami yolunda yolun kenarında olduğu için her öğle namazına gidiş gelişte  kendisini evin önünde görüyor içim parçalanıyordu.
O da beni görünce hemen kaçıp ya bir ağaçın arkasına, ya da evin dundarına saklanıyordu.
Bu böyle bir hafta devam etti.
Birgün camiden gelirken göz göze geldik, kaçamadı.
Nasılsın oğlum. Dedim.
İyiyim öğretmenim.
Okulu ve arkadaşlarını özledin mi? Deyince.
Evet, hemde çok,dedi.
Gel seninle bir anlaşma yapalım.
Bundan sonra sınıfta adam gibi dur, bende sana okumayı yazmayı öğreteyim dedim.
Tamam öğretmenim, dedi.
Anlaştık.
Okula tekrar gelmeye başladı.
Gerçektende biraz sakinleşmişti.
Benide sevmeye devamlı çevremde dolaşmaya başladı.
Onu sınıf başkanı yaparak sorumluluk verdim.
Dahada kendisini toparladı.
Her tenefüs arasında tahtaya renkli tebeşirlerle harfleri ve heceleri yazarak, okutarak,
çok büyük bir emek ve mesayi vererek bu öğrencimize okuma yazmayı öğrettim.
Şimdi bu öğrencim 34 yaşında bana sosyal medyadan mesaj yazıp atıyor.
Şükürler olsun.
Bugün öğretmenler günü dolayısıyla böyle bir yazı yazdık.
Biraz hikaye gibi oldu ama, pazar gününe iyi gider.
Tüm öğretmenlerimizin ve öğretmen arkadaşlarımızın bu gününü kutluyorum.
Ölenlere rahmet,kalanlara sağlık sıhhat ve afiyet diliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.




17 Kasım 2019 Pazar

BÖYLE DEVAM EDERLERSE AK PARTİ YÜZYIL İKTİDAR OLUR


0
    Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı,Amerika başkanı Trump'un davetine gidecek, gitmeyecek soruları arasında,gidip Trump'la görüşmeyi gerçekleştirdi.
    Bizim bu ülkenin vatandaşları olarak seçilmiş bir Cumhurbaşkanının böyle bir ziyarette arkasında durmak, ona güç vermek Cumhuriyet ilkemiz gereğidir.
Ama gel gör ki sahte cumhuriyetciler bırakın arkasında durmayı, bir yığın yalan yanlış algılarla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı refuze etmeye çalışıp ülkemizi küçük düşürmeye çalıştılar.
     Neymiş efendim.
Trump'a mektubu takdim ettim demiş?
Ne diyecekti?
Yüzüne fırlattım mı diyecekti?
Başka?
Herkes otururken, dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ayakta beklemiş.
Birde bunu fotoğrafı keserek yayınlayıp ispata çalışıyorlar.
Gerçek ne?
Dış işleri bakanları başkanların arkasında belli bir süre ayakta durmaları bir gelenek.
Trump'un arkasında da Amerikan dış işleri bakanı Mike Pompeo ayakta bekliyor.
Daha ne diyorlar.
Amerikan sanatörler neden ayak ayak üstüne atmış?
Pes yani!
Ne yani Tayyip Bey o senatörlere,
İndirin ulen ayağınızı mı diyecekti?
    Bir bayramlaşmada Eski Sakarya milletvekili Süleyman Gündüz'ün "Arkadaşlar hiç kimse boşuna heveslenmesin Ak Patti yüz yıl iktidar,bende ömrüm yettiğince milletvekiliyim" demişti.
Kendi ilk seçimde bir daha milletvekili olamadı ama Ak Parti 18 yıldır iktidar.
Böyle muhalefet olduğu sürece de yüz yıl iktidar olur.
    Siz insanları böyle algılarla kandırmayı bırak, çok büyük tepki alıyorsunuz.
   Tüm dünyanın taktir ettiği ve hayran kaldığı bir lideri  hemde deplasmanda neler konuştuğunu tüm dünya gibi sizde,bizde canlı yayında izledik.
İnanın bu cesaret dolu açıklamaları yaparken acaba dengesiz Trump'un bir müdahalesi olurmu? Diye çok kaygılıydım.
Çünkü böyle bir dengesiz tavır tamda bizim hainlerin istediği bir şey olurdu.
Bir provakatif durum olacak diye beklerken  Allah'a şükür görüşmeler Türkiyenin askâri kazanımlarıyla sona erdi.
Bu görüşmeler Tayyip Erdoğan'a ve Türkiye'ye çokşey kazandırdı.
İşte bu kazanımlar muhalifleri ve hainleri çıldırtıyor.
İnşallah çok daha iyi şeyler olacak.
Çünkü Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2023 ve2071 planlamaları var.
Buda demektir ki Ak Parti yüzyıl iktidar.
Ceddine rahmet Süleyman Gündüz.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

7 Kasım 2019 Perşembe

OH BE AKÇUKUR YOLU ASFALTLANDI



      Başlığa bakıp Akçukur senin mahallen mi? diye sorabilirsiniz.
Benim değil,ama bizim mahallemiz.
      Akçukur mahallemiz diğer mahallelerimize göre ismi gibi çukur bir alanda sota bir yerde olup Sakarya nehrinin çevrelediği bir yerleşim yeri.
Daha çok yürüklerin yerleştiği misafirperver bir mahalle.
Bu mahallemiz ben bildim bilesi hizmet alma noktasında hep ötelenmiş bir yerdi.
Helede yol problemleri 1990 lardan bu yana devam eder.
Yaklaşık iki kilometresi orman içi olmak üzere üç kilometrelik bir yol ile Değirmencik mahallemize ulaşan Akçukur mahallemize 31 Mart seçimleri arefesinde gittik.
Orman içi yolda yirmi santim çamur ve cezaevi şantiyesinin kamyonlarının bozduğu bir yoldan aracımla iki defa kayarak mahalleye ulaştım.
Tabi Akçukur halkı direk yüzümüze abi bu yolu yapmadan Ak Parti'ye oy yok.
Dediler.
Haksızda değillerdi.
Ben kendilerine durumu Kaymakam Bey'e, Belediye Başkanı'na, ve Ak Parti ilçe başkanına ileteceğimi söyledim.
Gerçektende adı geçen yetkililerimize durumu ilettim.
Yoldaki çamurlu malzeme sıyrılıp çakıllı bir malzeme döküldüğünü biliyorum.
   Geçen günlerde Kaymakam Bey,yeni seçilen Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu ile birlikte Akçukur'u ziyaret ettiler.
Muhtemelki bu yol talebi tekrar gündeme geldi.
Büyükşehir ve Ferizli Belediyesinin planlamasıyla dün bu yolun asfaltlanmaya başladığını duydum.
Bugün Akçukurluların bu mutlu gününde devam eden asfalt çalışmalarını yerinde izledim.
İnanın bir Akçukur'lu kadar bende sevinip,memnun oldum.
İnsanlara hizmet etmek, onların yüzünün gülmesi,sevinmesi ne kadar güzel bir duygu.
Bu duyguyu bize yaşatan yetkililerimize teşekkür ediyorum.
Akçukur mahallemize ve Ferizlimize hayırlı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

3 Kasım 2019 Pazar

AKPARTİ PARELEL YAPIYLA BARIŞMAK MI İSTİYOR, YOKSA KURTULMAK MI?

      Dikkat  ediyormusunuz bilmiyorum ama Barışpınarı harekatı ile birlikte birçok mesele ikinci plana itildi.
Tabi bunu fırsat bilenler ise harıl harıl çalışıyor.
Özellikle fetö yapılanmasında müthiş bir hareketlenme var.
Birçok insan,gazeteci,siyasetci bu duruma dikkat çekiyor Birbirine neler oluyor? diye soruyor.
Çünkü herşey ortada çok aşikar bir biçimde gerçekleşiyor.
Özellikle Ak Parti'de daha önce Fetö ile iktisablı kişiler üst yönetimlerden ayıklanırken, bazıları yeni parti kurma çalışmalarına girerken, özellikle yerel bazda il ve ilçe teşkilatlarına belediyelere sızmalar olduğu söyleniyor.
Şunu kimse inkar edemez ki böyle devasa bir yapılanmada birçok kader kurbanı vardır.
Haksızlığa uğramış, Fetö'yü bir din adamı zannederek bu yola girmiş mütedeyyin insanlarımız mutlaka mevcuttur.
Zaten yargı bu gibi vatandaşlarımızın hakkını hukukunu teslim ediyor.
Yalnız şurası çok önemli ki  bu örgütün ne kadar sinsi ve sistemli çalıştığını hepimiz başımıza gelen 15 Temmuz kalkışmasıyla gördük.
Bu yüzden bizlerde bundan böyle uyanık olmak zorundayız.
Asla bunlara musahamalı olamayız.
Eğer kader kurbanıysan gidip evinde oturacaksın arkadaş.
Kendi işine gücüne bakacaksın.
Hatta"Allahım böyle bir musibetten beni kurtardığın için sana şükürler olsun" diye dua ve niyazda bulunacaksın.
Yoksa öyle sahada,hareket halinde,her sokak başında,özel toplantılarda,teşkilatlarda,belediyelerde aktif bir pozisyonda iseniz biz sizden şüpheleniriz arkadaş!
Atalarımız ne demiş "Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer"
Gerçi Reisin istişare kuruluna aldığı Bülent Arınç, 
Bu görevden aldığı maaşının yarısını bu insanlara verdiğini söyleyip,
KHK ile görevinden atılıp,lokantalarda bulaşıkcılık yapan,benzin pompası tutan,evlere temizliğe giden fetö ile ilişkili memurlar için,içinin yandığını söylüyor.
Yazıklar olsun.
Sayın Arınca sormak lazım acaba 15 Temmuz'da bu vatan için ölen 152 şehit ve binlerce gazi içinde yüreği yanıyor mu?
Birde Amerika'ya kızıyoruz.
Yani hep teröristen ve vatan hainlerinden yana mı olmak zorundayız.
Bu vatana bir halel getirecek bir girişimin içinde sehven dahi bulunmuş olsan bedelini ödeyeceksin.
Çünkü söz konusu vatansa gerisi teferruattır.
Bunu herkes kafasının içine iyice soksun.
Gerçi Arınca cevabı eski Gaziantep milletvekili Şamir Tayyar verdi." Bülent Arıncın sözleri adli merciliktir.Savcıları göreve davet ediyorum." Diye çağrı yaptı.
Eğer bu sözler paralel yapıyla Ak Parti'nin arasını yumuşatmak için söylenmiş müsadeli ve bilinçli sözler değilse Reis bu adamı o görevde bir dakika tutmaz.
Ama müsadeli ve planlı bir konuşmaysa 23 Haziran İstanbul seçimleri öncesi böyle bir konuşmanın Ak Partiye  nelere mâl olduğunu gördük.
Sekiz bin fark sekizyüz bine çıktı.
Böyle konuşmaların Ak Parti'ye faydasından çok zararı olur;oluyorda zaten.
Bu millet "kita kita'yı sevmez"
Yani bir öyle, bir böyle olmayacaksınız.
Helede vatanhainleri meselesinde.
Bizden uyarması.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.



28 Ekim 2019 Pazartesi

SİNANOĞLUNDAKİ BİNALAR ÖĞRENCİ YURDUNA.MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ KAYMAKAMLIKTAKİ YERİNE.



    Bugün 29 Ekim. "Cumhuriyet bayramınızı kutluyorum".
     Yazı dizimize devam ediyoruz.
Bugünkü yazımda Sinanoğlunda yıllardır çürümeye terk edilmiş binalarla ilgili önerimi dile getirmek istiyorum.
     Gerçekten iki büyük devasa bina var burada.
Adapazarına 25 km uzaklıkta.
Şehrimize kurulan ikinci üniversiteyle birlikte öğrenciler için bir çok yurt binasınada ihtiyaç olacaktır.
Ayrıca Söğütlü,Ferizli bölgelerinde de dört yıllık fakülteler kurulacak.
Bu binaları yap işlet devret modeliyle acaba öğrenci yurdu işleticilerine verebilirmiyiz.
Eğer böyle bir şeyi gerçekleştirebilirsek Sinanoglu bundan çok fayda görür diye düşünüyorum.
    Birde bu milli egitim müdürlüğünün geçtigimiz yıl sürpriz bir şekilde yerleştiği yurt binasını boşaltıp kaymakamlık binasındaki boş duran yerine dönmesini öneriyorum.
Bir öğrenci yurdu binasında milli egitim müdürlüğünün bulunmasını ben uygun bulmuyorum.
     Üç katlı olan bu yurt binasının üçüncü katı şu andaki kız  öğrencilerine,
Ikinci katı  kızlar için hafızlık proje Kur'an kursuna,
Milli Eğitimden boşalan zemin kata ise 4-6 yaş Kur'an kursu yapıp bu binayı tamamen eğitim ve öğretim için kullanalım.
Ben İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün o binaya niçin taşındığına hâla bir anlam veremedim.
     Kıymetli okuyucularım bir yazı dizisi çerçevesinde Ferizli'de uzun zamandır atıl duran binaları gündeme getirip,bunlar için çözüm önerilerimi kendi fikrimce dile getirmeye çalıştım.
Tabiki bu binalarla ilgili daha güzel fikirleri olanlar vardır.
Buradaki amaç binaların bir an önce hizmete girmesini sağlamaktır.
Mutlaka bizim önerilerimiz olsun diyede bir iddiamız da yoktur.
Bu yazılar herhangi bir kuruma,kişiye karşı yazılmış yazılar değildir.
Bir yazar olarak sadece bir tesbit ve bilgilendirme amaçlı olup hedef kitle Ferizli kamuoyudur.
Bu yazı ile bu yazı dizisi son bulmuştur.
İlçemiz için hayırlı olsun.
Hayırlısı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

25 Ekim 2019 Cuma

JANDARMA BİNASINI LOJİSTİK FAKÜLTESİNE ÇEVİRİP,JANDARMAYI GÖLKENT'TEKİ ESKİ YERİNE TAŞIYALIM.


    Son yazılarımda Ferizli'de yıllardır çürümeye terk edilmiş binaları konu ediyorum.
Gerçi bazıları burun kıvırıp,seni ne ilgilendirir der gibi ama büyük çoğunluk bu terk edilmiş hazineleri gündeme getirmemden çok memnun.
Gerçi bu bir yazar olarak ve Ferizli'li bir vatandaş olarak beni yakından ilgilendiriyor.
Biliyorsunuz Sakarya'ya kurulan ikinci üniversiteye bağlı olarak Ferizli ilçemize Lojistik Fakültesi kurulacak.
Ancak bizim, ya yeni bir bina yapmamız, ya da bir binayı bu fakülteye tahsis etmemiz lazım.
Bina yapmamız kısa vadede pek mümkün görünmüyor.
Çünkü paramız yok.
Ancak bunun için formül üretilebilir.
Birinci Formül,İstiklâl mahallemizde bulunan mevcut Jandarma binası Gölkent mahallemizde daha önce jandarmanın kaldığı boş binaya taşınmalı.
Boşaltılan merkezdeki bina dört yıllık Lojistik Fakültesine dönüştürülmelidir
Zaten jandarma bölgesi büyük oranda kuzey mahallelerimizden müteşekkil.
Gölkente taşınması belediyesi kapatılan bu mahallemiz içinde çok iyi olur diye düşünüyorum.
Üniversite için ikinci alternatif iş merkezi binası,
Burası alan ve bahçe olarak jandarma binasına göre daha küçük.
Ayrıca genişleme imkanı burada yok gibi.
Ancak Jandarma binasının olduğu alanda yarınlarda genişleme imkanıda var.
Karar Ferizlilerin ve idarecilerimizin.
Eğer Jandarma binası Lojistik Üniversitesine verilirse bir taşla iki kuş vurulmuş olur.
Hem Gölkent'teki çürümeye terk edilmiş tirilyonluk bina kurtarılmış,hemde ilçemiz fakülteye kavuşmuş olur.
   Bir dahaki yazımda Sinanoğlundaki binalarla ilgili önerilerimi yazacağım.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.

23 Ekim 2019 Çarşamba

İŞTE ÇÜRÜMEYE TERK EDİLEN BİNALAR İÇİN ÖNERİLERİMİZ.


    Birkaç gün önce Ferizli'deki çürümeye terk edilmiş onlarca binaya dikkat çekmiş, bunların kullanımıyla ilgili önerimi bir sonraki yazımda ortaya koyacağımı  yazmıştım.
   Tabiki buraya yazacağım öneriler tamamen benim fikirlerimdir.
   Buradaki asıl amaç bu milletin malını nasıl çürümekten kurtarıp, halkın istifadesine sunabiliriz.
Dert budur.
Bu konuda mutlaka daha iyi fikri olan arkadaşlar olacaktır.
Biz bu yazılarımızla sadece meseleyi tartışmaya açmış olduk.
    İsterseniz sırayla başlayalım.
Ferizli'ye girdiğimizde belediye binasının karşısındaki Kocaçeşme parkında bulunan yirmi yıllık binanın eksiklerinin giderilerek yeni belediye hizmet binasına dünüştürülmesi bence çok uygun olacaktır.
Çünkü bu binanın altında otoparkta mevcuttur.
Artık Ferizli Belediye binasında da bir değişim yapma zamanı geldi diye düşünüyorum.
Ufak tefek tadilatlarla ve proje değişiklikleriyle  ilçemize yakışan bir belediye hizmet binası olacağına inanıyorum.
Şayet bu bina Belediye hizmet binası olarak tahsis edilirse, 
Boşaltılan belediye binasıda otel ve misafirhaneye çevrilip belediyeye gelir getiren bir yere dönüştürülebilir.
    Bu bina için ikinci bir teklif bir bankaya satılması yada kiralanmasıdır.
    Bahse konu ikinci bina Kaymakamlığin karşısındaki depremde yapılan yirmi yıllık iş merkezi binası.
Buraya en yakışan burayı gençlerimize ve halkımıza meslek edindirmek için BEL-İŞ'i kurarak Organize sanayi bölgelerine ara elaman yetiştirmek,gerekli meslekleri öğretmek için kurslar açmak ve bunları Ferizli Organize Sanayi Bölgelerinde istihdam etmek hedeflenmeli  ve bu amaçla bu binada gerekli kurslar açılmalıdır.
Bu mihvalde önümüzdeki süreçte  ilçemizde gençlerimizin meslek edinmeleri için çok miktarda kursa ihtiyaç olacaktır.
Bu kursların acilen açılması gerekmektedir.
Çünkü ilçemizdeki işsiz gençlerimizin büyük çoğunluğu vasıfsız herhangi bir mesleği olmayan kişilerdir.
Bu gençlerimize meslek edindirmek için bu meslek edindirme kursları mutlaka açılmalıdır.
Hendek ilçemizde bunun örneği yapılıp uygulanmış  ve burada yetiştirilen kişiler Hendek'teki OSB 'ye yerleştirilmiştir.
Ayrıca ilçemizde çeşitli adlar altında açılan özellikle bayanlara yönelik biçki, dikiş, nakış gibi kurslar bu binaya çekilmeli binanın zemin katı üretilen ürünlerin satış reyonları olarak düzenlenerek kursiyerlere katmadeğer imkanı sağlanmalıdır.
   Bu yazımda bu kadarla yetinelim.
Gelecek yazımda diğer binalar içinde çok süpriz tekliflerim olacak.
Tabi sizin tekliflerinizide yorumlarınızla dile getirmenizi bekliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

20 Ekim 2019 Pazar

FERİZLİNİN ÇÜRÜYEN SERVETLERİ


    İnsan bazen çok yokluklar çeker, ama gün gelir varın kıymetinide bilmez.
Kurum ve kuruluşlarda böýle malesef.
Halkın talep ve isteklerine paramız yok,borcumuz çok, binamız yok,diyerek öteleyip dururlarken elleri altındaki servetlerin  kıymetini bilmez onların atıl bir durumda çürümesini beklerler.
      Birçok ilçede durum malesef böyle.
Olayın vahametinin anlaşılması için ben kendi ilçem Ferizli'den örnekler vereyim.
      Yukarıda fotoğraflarını da yayınladığım bu yerler,
     Ferizli Belediye binasının karşısındaki, Kocaçeşmenin arkasında yapılan üç katlı bina.Tam 20 yıldır çürüyor.
    Bir diğeri Kaymakamlık binasının karşısında depremde iş merkezi olarak yapılan üç katlı bina o da 20 yıldır çürümeye terk edilmiş.
    Yine Sinanoğlunda iki adet üçer katlı belediye binası belediye kapatılınca atıl durumda bekliyor.Biri 25 yıldır, diğeri altı yıldır atıl vaziyette çürümeye terk edilmiş.
    Bir başka kapatılan beldemiz Gölkent'te ise tam bir bina çöplüğü var.
    Devasa üç katlı jandarma binası,yine üç katlı lojman binasıyla birlikte on yıldır boş bekliyor.
Yine Gölkent belediyesinin birbiri ardına dizilmiş belediye hizmet binaları hepsi terk edilmiş atıl bir durumda.
     Kıymetli okuyucularım, bu bahse konu binaların hemen hepsi en merkezi yerlerde ve her biri 2000 bin metrekareden büyük binalar.
İrili ufaklı bir çok daha bina mevcut,ama bunlara küçük oldukları ve bir turlü kullanımda oldukları için değinmedim.
Mahallelerin bir çoğunda taşımalı sistemle boşaltılan viraneye dönmüş okullarıda hepiniz biliyorsunuz.
Bu bahsedilen binaları bugün yaptırmaya kalksanız onlarca tirilyona yaptıramazsınız.
Öyleyse neden bu binalar bu gune kadar çürümeye terk edilmiş?Benim mantığım almıyor.
Yirmi yıldır bunların yanından hergün Kaymakamlar, Belediye Başkanları, Belediye Meclis üyeleri, siyasiler kısaca hepimiz gelip geçiyoruz.
Ama bir gerçek varki bu canım sevetlerimiz her geçen gün çürüyor.
Ben bu konuda bir çalışma yaparak bu meseleyi komuoyunun dikkatine sunmak istedim.
Belki yetkililerimizin dikkatini buralara çekip bir çözüm üretmelerine yardımcı oluruz diye düşündüm.
Bundan sonraki yazımda bu binalarla ilgili çözüm önerilerimide yazacağım.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
 

18 Ekim 2019 Cuma

TÜRKİYE CUMHURİYETİ YAZILSIN

     Sakarya'daki  belediyelerin en önemli gündemlerinden biri belediye tabelalarına T.C ibaresinin konulması oluşturuyor.
Bu daha çok, CHP'li belediye meclis üyelerinin gündemi desek daha iyi olur.
Çünkü bu konuda bütün ilçelerde Chp'li üyeler bu işle uğraşıyorlar.
Halkımız bu konulardaki hassasiyetini bildikleri için onlarda bu noktayı  kaşıyorlar.
Bu konularda bende çok hassasım.
Hatta bu ifadelerin kısaltılmasınada karşıyım.
Adam Türkiye Cumhuriyeti diyeceğine T.C deyip geçiyor.
Hele Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yerine Ka, Ka,Te,Ce demeleri yok mu? Beni kahrediyor.
Bunu bırakın vatandaşları televizyonlarda haber spikerleri bile böyle söylüyor.
Bu ülkenin sınırları içindeki her resmi kurum Türkiye Cumhuriyetinin bir resmi kurumudur.
Bu tabelaya yazılsada yazılmasada bu böyledir.
Sanki başka ülkede bir türk kurumuymuş gibi algılanan bu T.C illahide tabelalarda olsun deniyorsa, kısaltılmışı değil açılımı yani "TÜRKİYE CUMHURİYETİ"İbaresini yazalım.
Yazalım da ne yazdığını herkes okuyup anlasın.
Allah'a emanet olunuz.
Saygilarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi



12 Ekim 2019 Cumartesi

BEŞBİN KİŞİLİK CEZAEVİ GELİYOR DA NEDEN SAKARYA ADLİYESİ GELMİYOR.


  1999 depreminde hasar gören Adapazarı'nın Güneşler beldesindeki Sakarya cezaevi birçok ilçeye yapılmak istenmiş ancak itirazlar yükselince ihale Ferizli ilçemize kalmıştı.
Yediyüz kişilik olduğu söylenen bu cezaevi zaman zaman bin kişinin çok üzerlerine çıkarak kapasite zorlanmıştır.
   Küçücük bir ilçeye sanki bu yetmiyormuş gibi beşbin kişilik bir cezaevi daha yapılıyor.
2020 yılında bu cezaevininde bitirip hizmete alınacağı söyleniyor.
Bu arada bir Organize Sanayi Bölgemiz hizmete girmeden.
Marmara bölgesinin en büyük OSB'si Ferizli'ye yapılacak.
Sakarya'daki tüm Organize Sanayi Bölgelerin tamamı büyüklüğünde.
Belki farkında değiliz ama önümüzdeki beş on yıl içinde Ferizlinin demografik yapısı çok değişecek.
Tabi buna paralel olarak, nufusu,yaşam tarzı, ticareti ve ilçenin konumuda değişecek.
     Bu değişim gerçekleşirken,mutlaka dengelerde iyi kurulmalıdır.
Mesela son günlerde Valilik kampüsünde bulunan Sakarya adliyesinin yeniden yapılacağı ve yine ayni bölgede Afad'ın arazisine inşa edileceği,
Yine birilerinin Tank palet fabrikasının yanındaki araziye yapılmasını istediğine şahit olduk,oluyoruz.
Hiç bu adamların cezaevine talip olduğunu duydunuz mu?
Bırakın talip olmayı,aman ha diyerek hep karşı çıktılar.
Ama Adliye sarayı oldu mu? Bizim mahalleye yapın diyorlar.
Öyle yağma yok.
Eğer bir adalet varsa bu kadar yoğunluklu cezaevi yapılan Ferizli ilçesi Sakarya Adliyesini'de hak ediyor.
Hem bu kadar mahkumu mahkemeler için sağa sola taşımaktanda tasarruf etmiş oluruz.
Birde Ferizli birçok ilçeye mesafe olarak orta noktada bulunuyor.
Depremede dayanıklı bir ilçe.
Türkiyede birçok yerleşim o ilçedeki cezaevi  ile anılır olmuştur.
Adliye'nin gelmesiyle bir nebze bu şöhretide engellemiş oluruz.
Bazı arkadaşların bıyık altı gülerek, Ferizli'ye Adliye mi olur? dediğini duyar gibiyim.
Ferizli'ye  bu kadar büyük ve kapsamlı cezaevi oluyorda,
Neden Sakarya Adliyesi olmasın?
Hem atalarımız ne demiş?
İsteyenin bir yüzü kara,
Vermeyenin iki yüzü kara.
Geleceğin en büyük ilçelerinden biri olacak Ferizlilileri, büyük düşünmeye ve ilçelerine sahip çıkmaya davet ediyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.


5 Ekim 2019 Cumartesi

FERİZLİDE KAPALI PAZAR YERİ

     Halkın birçok ihtiyacını karşılamak için gittiği yerlerdir pazar yerleri.
Özellikle bizim alışveriş kültürürümüzün vazgeçilmezidir.
    Son yıllara kadar sokak ve caddelerde derme çatma burandalar ve naylonlar altında yapılan tezgahlarda yapılan satışlar,artık daha modern bir ortamda belediyelerin inşa ettiği mekanlarda yapılıyor.
Sakarya'nın tüm ilçelerinde artık kapalı pazar yeri mevcut.
Tek bir ilçede kapalı pazar yeri yok o da Ferizli.
Gerçi bu manada niyetler olsada bu bir türlü eyleme dönüşemedi.
Yeni seçilen belediye yönetimininde bu manada çalışmalar yaptığını duyuyoruz.
Hatta belediye başkanı İsmail Gündoğdu'nun daha adayken bir televizyon programında 2019 bitmeden kapalı pazar yeri hazır olacak vaadini bizzat izlemiştim.
Pazar yeri,geniş park alanları ve rahat alışveriş yapılabilecek geniş mekanlardan oluşmalı,hem insanları,hem esnafları sıkıştırarak bu iş bir oldu bittiye getirilmemeli.
    Duyduğumuza göre yıkılan eski saglık ocağının yerine 4250 metre kare bir alana tek kat olarak yapılacakmış.
Eğer böyle düşünülüyorsa bundan ne pazarcı esnafı ne de pazara gelen vatandaşlar memnun kalır.
Çünkü vatandaşlar pazara araçlarıyla iyice yaklaşmak isteyecek tam bir trafik karmaşası oluşacaktır.
Ayrıca pazarcılar araçlarını nereye çekecek,mal tedarikini nasıl yapacak bunlar hep sorulması gereken ve çözüm arayan önemli sorular.
Başkan bey 2019 sonu dedi diye bizim illahide bu tarihe alelacele yetiştirilecek bir pazar yerinden ziyade gelecek yıllarada hizmet verecek herşeyi ile iyi düşünülmüş bir pazar yerine ihtiyacımız var.
    Pazar yeri için çok küçük olan bu alana mutlaka pazaryeri yapalım diyorsanız bu bir alışveriş merkezi gibi düşünülüp en az iki kat olmalıdır.
Mutlaka altına otopark yapılmalıdır.
Birinci kat meyve, sebze ve gıda pazarı; ikinci katı giyim, mefruşat ve hırdavat pazarı olmalıdır.
Belli bir bölümde de mutlaka köylü pazarı oluşturulmalıdır.
Böyle yaparak hem 4250 metre kare alanı 8500'e çıkarmış, hem de Ferizli'de tezgah açan bütün pazarcıyı sıkıştırmadan rahat bir mekan sağlamış olursunuz.
Tabi vatandaşlarda rahat bir şekilde  alışverişlerini yapmış olurlar.
Katlar arası ve otoparka inişleride yürüyen merdivenle sağladınız mı?herkesi memnun etmiş olursunuz.
Maliyeti çok olur diye düşünüyorsanız.
Oto parkı ücretli ve iki kat daha mekanı büyüterek sizde kazanacaksınız.
Biz sadece görüşümüzü yazdık.
Tabi karar verici sizlersiniz.
2019'da bitmesede olur.
Yeterki pazar gibi pazaryeri olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar Internet Gazetesi











29 Eylül 2019 Pazar

SECDE EDEBİLMENİN ŞÜKRÜ


     İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeliymiş.
Yüz gün önce birçok okurumun yakından takip ettiği bir sağlık sorunu yaşadım.
Küçücük bir topuk kemiği kırığı bütün vucudumu ve psikolojimi alt üst etti desem inanın abartmış olmam.
Bu süreçte yaşamın her alanında çok büyük sıkıntılar çektim.
Şükürler olsun zorda olsa bu süreçte ikinci bir kişiden yardım almadan tüm ihtiyaçlarımı karşıladım.
Ancak bazı şeyleri unutmuştuk.
Özellikle namazı oturarak kıla kıla ruku ve secdeyi unutmuştum.
Bir hafta oldu,artık ayakta durabiliyor, bastonsuz yürüyebiliyorum.
Zorlansamda en azından farz namazları ayakta kılıp ruku ve secdeye gidebiliyorum.
Hele secdeye gittiğimde kalkasım gelmiyor.
Ne kadarda çok özlemişim.
Secde, mü'minin miracı Allah'la buluşup konuştuğu pozisyondur.
Bu pozisyona aylar sonra dönebildiğim için Allah'a hamd ve şükürler olsun.
Ayrıca bu zorlu süreçte , bizzat hastaneye ve evime gelerek, telefonla yada  sanal medya aracılığıyla geçmiş olsun dileklerini ileten,zorlandığımızı görünce kolumuza girip bize yardım etmeye çalışan,araçlarıyla bizi taşıyıp destek olan.gazetelerinde haber yaparak dostlarımızın duymasına vesile olan ve bu sıkıntılı süreçte hep yanımda olan aileme çocuklarıma  tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Secdeyle Allh'a yaklaşırken,bu rahatsızlık dolayısıylada size yakınlaştım.
Hepinize sağlıklı günler diliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar Internet Gazetesi.

26 Eylül 2019 Perşembe

ABDULLAH GÜL HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAYABİLİR


      Cumhurbaşkanı adayımız"Kardeşim Abdullah Gül"...
Bu sözleri hepimiz çok iyi hatırlıyoruz.
Şimdiki cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığına aday gösterirken söylediği sözler.
   Tam yedi yıl Cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra " Eğer muhalefet partileri bir ittifak sağlamış olsaydı muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olabilirdim" diyebilecek kadar savrulan ve kendisine "kardeşim" diyerek Cumhurbaşkanı yapan Reisin karşısına aday çıkmaya yeltenen bir Abdullah Gül.
Yani şöyle bakıyorumda  milletvekili olmuşsun, bakan olmuşsun,dış işleri bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmuşsun hâla nefsini doyuramamışsın.
Hâla kimlerden medet umuyor, kimlerle kirli pazarlıklar içine giriyorsun.
Sana yakışıyor mu?
Bazen bu böyyük insanların yaptıklarına bakıp kendimle gurur duyuyorum.
     Neyse...
      Bundan sonra ne olacak.
Ak Parti'den parçalar kopartarak Ak Parti'yi küçültmeyi ve Cumhur ittifakını %50'nin altına çekmeyi hedefleyen muhalifler acaba Cumhurbaşkanı adayı olarak sizce Abdullah Gül'ü gösterecekler mi?
Benim gözlemlediğim Chp iktidara bu kadar yaklaştığı bir pozisyonda muhafazakar birini asla Cumhurbaşkanı yapmaz.
Tüm dinlediğim izlediğim Chp sözcüleri" Chp teşkilatlarından yetişmiş, Chp kültürüyle bezenmiş, tüm Chp'lilerin kabul göreceği bir isim olmalı diyorlar.
Ya yukarılardan biri illada Abdullah Gül olacak derse ne olur.
İşte o zaman Chp li tabanın yarısı gider Tayyip Erdoğan'a oy verir.
Gerçi bu durum bence zor bir ihtimal.
Çünkü genel kanaat Chp kendi adayı ile seçime gidecektir.
Bu defada Ak partiyi bölüp Cumhurbaşkanlığı hayeli kuranlar kullanıldıklarını anlayıp inadına dönüp Tayyip Erdoğan'oy vereceklerdir.
Kısaca Ak Parti'de bu bölünmeler şer gibi görünsede Ak Parti'nin ve Reisin hayrına olacaktır.
Kısaca bu sürecin kaybedeni Chp ve Abdullah Gül olurken,
Kazananı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır.
Nerden mi biliyorum?
Tayyip bey bu güne kadar nerde kaybetti ki?
Kırk yıldır siyaseti gözlemliyorum.
Başına bu kadar musibet gelen bir lider görmedim.
Bu musibetlerden hep galip çıkan tek bir lider var oda Tayyip Erdoğan.
Belkide kendisine bizim bilemediğimiz bir güç yardım ediyordur.
Allah yardımcısı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

21 Eylül 2019 Cumartesi

MİLYONLUK TESİS ÇÜRÜMEYE Mİ TERK EDİLDİ


     Yukarıda gördüğünüz bu tesis Ferizli ilçemizin Gölkent mahallesinde Akgöl'ün kenarında yapılmış.
Adı kuş gözetleme kulesi.
Bir önceki yerel yönetim tarafından yapılan tesisin yaklaşık bir milyona yapıldığı  söyleniyor.
Uzun zamandan bu yana burayı hep merak ettim.
Bir vesileyle bu günlerde bir haftada iki defa bu bölgeye gitme fırsatım oldu.
Keşke gitmeseydim.
İnanın yüreğim parçalandı.
Sadece benim değil birlikte gittiğimiz arkadaşlarımız hepimiz aynı duyguyu yaşadık.
Böyle bir tesisi buraya yapıyorsun, milyonlarca para harcıyorsun.
Sonrada kendi kaderine terk edip gidiyorsun.
Sonrada insanların uğramadığı,hiçbir sosyal aktivitenin yapılmadığı bu tesise hayvanlar gelip s.çıyor.
Şaka yapmıyorum.
Kapısı kapalı olan;
Birileri tarafından "izinsiz girilmesi yasaktır" yazılan ama izin alınacak kimsenin bulunmadığı bu yere hayvanlar yanaşıp yanaşıp pislemişler.
Güzelim tesis adeta çürümeye terk edilmiş.
Aslında düğün yapılacak,çay, kahve içilecek,göl manzaralı ailece balık yenebilecek çok harika bir eser.
Çok yüksek birde kule yapılmışki Akgöl'ü kuş bakışı seyret.
İstersen gölün üzerindeki kuşları seyret.
Ben tüm Sakarya'lı hemşerilerimizi Akgöl'lü ve bu kuleyi görmelerini ve bu doyumsuz güzellikleri yaşamalarını tavsiye ediyorum.
Yetkili mercilerinde buranın korunması ve işletilmesi hususuna gerekli önlemleri almasını bekliyoruz.
Milyonlarca lira harcanan bu yerler çürümeye ve kaderine terk edilmesin.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.



16 Eylül 2019 Pazartesi

BU NE BİÇİM İŞ.



    Son birkaç haftadır inanın burnumdan soluyorum.
Özellikle son İstanbul seçimlerinden sonra herşey bir başkalaşmaya başladı.
28 Şubat vari tasarruflar, keyfilikler olmaya, taşlar yerinden oynamaya başladı.
Biz bu hadiselere dikkat çektikçe inadına inadına yeni durumlara şahit olmaya başladık.
    İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı İbb tv nin amblemindeki cami resmini çıkarmış duman resmi koymuş diye bizim cenah ayağa kalktı.
Ben hiç kızmadım.
Çünkü adam ideolojini yansıtıyor,işin gereğini yapıyor.
Senin partin ne yapıyor sen ona bak.
Kız imamhatip öğrencilerinin yurdunu kapatmaya çalışıyor,
Kapatmayı bir türlü önlüyorsun bu sefer çocukları okula getirip götüren servis iptal ediliyor.
Okulun bahçesinde öğlen yemeğine bile gidemeyen çocukları bir kaç vicdanlı öğretmen kendi özel araçlarıyla yurda yemeğe götürüyor.
Tabi bu ne zamana kadar böyle devam edecek bilinmiyor.
    Diğer taraftan 4-6 yaş gurubu için Ferizli'de diyanetin açtığı kurs sayısı tam 12'yi bulmuş.
Bu kurslara büyük bir talep patlaması var.
Ama gel gör ki bu kurslara devlet yardımcı hizmetli vermiyor.
Ama milli eğitime, belediyelere,İşkur vasıtasıyla onlarca elaman veriliyor.
Diyanetten üst düzey bir yetkiliyi arayıp bu haksızlık değilmi? Niçin diğer kurumlara veriliyorda diyanete verilmiyor? Dediğimde,
Onu millet vekillerinize, il başkanlarınıza sorun,devlet tasarruf tedbirleri uyguluyor diyor.
Yani hükümet, muhafazakar hükümet.
Her kuruma işkur üzerinden binlerce eleman verecek, ama herkesin yüzyılın en iyi projesi dediği diyanetin 4-6 yaş kurslarına elaman vermeyecek.
Ve bu yüzden çocuklar eğitime başlayamayacak 
Vah ki vah.
Şu hale bakarmısınız...
Bir de dönüp Ekrem İmamoğluna kızıyoruz.
Adam elindeki imkanları kullanıyor.
Biz ise elimizdeki imkanları kısıtlıyor, engelliyor, hatta onları yok etmeye çalışıyoruz.
Bana ister gönül koyun, ister darılın ne yaparsanız yapın.
Ben doğru bildiklerimi yazmaya devam edeceğim.
Allahın size verdiği bu fırsatların kıymetini bilmez, onlara nankörlük yaparsanız, bilinki bu imkanları elinizden alır.Sizde baka kalırsınız.
Hatta İstanbul'da olduğu gibi tam karşıt görüşte birine verir.
Sizde cami logosunu kaldırdı diye dövünür durursunuz.
Yol yaķınken.
Tüm idarecilerimiz ve siyasilerimiz müslüman türk milletinin ve onun neslinin milli ve manevi gelişimini destekleyerek geleceğin güçlü Türkiyesini hep birlikte kurmak için çalışmak zorundayız.
Eğer bunu başaramazsak bunun bedelini hem bu dünyada, hemde öbür tarafta çok ağır öderiz.
Herkes aklını başına alsın.
Bu alanda top yekün bir seferberliğe ihtiyaç var.
Yarın geç olabilir.
Hemen şimdi...
Allah yardımcımız olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.






10 Eylül 2019 Salı

FINDIK TOPLAMAK BİZİM İÇİN BİR KÜLTÜRDÜR


     Son yıllarda Türk kültür ve aile yapısı hızla bozuluyor.
Bundan çok değil otuz kırk yıl önce geniş aileler olarak bir evde toplu olarak yaşardık.
Evde nineler, dedeler, babalar,annele,evlatlar,torunlar birkaç kuşak bir arada yaşardık.
Ailede müthiş bir disiplin, birbirini tamamlayan bir otokontrol olurdu.
Herkes aynı sofrada buluşur, aynı sahana kaşık sallardı.
Yemeklerde bereket vardı.
Malesef son yıllarda sanayileşme ile köylerden şehirlere büyük göçler oldu.
Geniş aile statüsünden hızla çekirdek aileye dönüşü verdik.
Bunun sonucunda kimse kimseye ulaşamaz,aramaz oldu ve unutup gitti.
Cenazeler ve düğün cemiyetleri olmasa kimsenin kimseden haberi bile olmayacak.
Ancak biz fındıkcılar için durum biraz farklı.
Helede fındık çok olduğunda dışarda ne kadar aile efradı varsa eve toplanır.
Hatta okumuşu, memuru, müdürü, doktoru, mühendisi hiç fark etmez herkes köye iştima olur.
Bu iştimada kimsenin makamı mevkisi olmaz.
Herkes abidir,abladır,bacıdır,yenge-dir.
Bir doktorun tırpan motorunu sırtlayıp bahçede tırpan vurduğuna,bir mühendisin fındık çuvalı sırtında harmana fındık taşıdığına,bir müdürün elinde gelberi fındık harmanı karıştırdığına şahit olabilirsiniz.
Helede tüm aile bireylerinin hizaya geçip yerden fındıķ toplama pozisyonu yokmu? Tüm geçmiş o anlarda konuşulur.Aile bireyleri tek tek kritik edilir.
    Akşam olduğunda bayanlar mutfakta iş bölümü yapar hep birlikte mutfak tezgahının önüne dizilirler.
Hani kimse kimseden alt kalmaya çalışmaz, tam bir koşuşturmaca içinde yemekleri hazırlarlar.
Erkekler akşam yemegini aynı kaptan çala kaşık yedikten sonra sınır komşularınızla harman kenarlarında hasbihaĺler başlar geçmiş anılar tazelenir.
Çocukluk günleri yad edilir.
İşte her yıl yaklaşık bir ay süren bu etkileşim biz fındıkcı aileleri için kültürümüzün yaşatılması adına önemli bir süreç oluşturmaktadır.
Ne diyelim 
İyiki fındığımız var.
Yoksa herkes birbirini unutup gidecek.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cinbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

8 Eylül 2019 Pazar

AK PARTİ EN İYİ TEŞKİLATCILARI ARIYOR

    Ak Parti sonbaharda teşkilatlarında yenilenme kararı aldı.
Köy temsilcisinden belde ve ilçe başkanına il başkanına kadar toptan bir değişim yapılacağı konuşuluyor.
Partilerde değişim, yenilenme herzaman iyidir.
Ancak bu değişim sırasında iki şeye çok dikkat etmek gerekir.
Birincisi,bu değişime kimlerin karar vereceği,karar vericiler.
Eğer siz gerçek değişmesi gereken parti üst yönetimlerinin değişimini sağlamadan aynı kişilere yetki verip yerelde değişim gerçekleştirin derseniz,bunun adı bu güne kadar olduğu gibi,değişim değil adamcılık, ayrışma ve guruplaşma olur ki bu durumun partiyi nerelere getirdiği çok net görülmüştür.
İkinci husus, değişim yapacağım diye toplama kampı gibi bir teşkilat oluşturup partiyi özümsememiş, parti politikalarını ve tüźüğünden bi haber,ömrü hayatında terli bir yanak öpmemiş,ayağı çamura değmemiş, zor görmemiş,bırak köy köy mahalle mahalle gezmeyi benim Ak Parti'ye değil,onların bana ihtiyacı var modunda, burnundan kıl aldırmayan,partinin iktidar gücünü kullanıp ihale ve iş takipciliği yapan, tahsil kriterleriyle zorunlu olarak teşkilat üyesi olarak yazılan kişilerle asla bir değişim olmaz olamaz.
Bir teşkilatta görev alan kişilerde hangi özellikler aranmalıdır?
1-Teşkilat başkanı ve yönetim kurulu üyeleri o partinin  mensupları tarafından tanınan ve taktir edilen kişilerden oluşmalıdır.
2-Partililerin benimsemeyeceği, parti tüzük ve programından bi haber,sosyal yaşantısı parti programıyla örtüşmeyen kişiler her ne vasfa ve tahsile sahip olursa olsun teşkilatlarda görevlendirilmemelidir.
3-İşini,eşini ve çocuklarını kendi akrabalarını gerektiğinde ikinci planda bırakıp ilçesi için,ili için,ülkesi için çalışacak idealist insanlara görev verilmelidir.
4-Değişimin ve yenilenmenin gençleşmekten ziyade,

  • Yıllarca partiye emek vermiş teşkilatcıların ve partinin değerlerinin sistemin içinde tutularak yeni gelenlere öncülük etmeleri sağlanmalı ve değişim karma yapılmalıdır
  • Bir ilçe başkanı veya yönetim kurulu üyesi bir mahalleye gittiğinde,oradaki vatandaşların çoğunun, bu kim? diye sormayıp,hoş geldiniz başkanım diyorsa o ilçe başkanı ve yönetci kabul gören bir teşkilatcıdır.
  • Yine bir il başkanı yalnız başına herhangi bir ilçede caddede dolaşırken halkın çoğunluğu kendisini tanıyor hoş geldiniz başkanım diyorsa  o başkan görevini yapmış demektir.
Bu durumun tersi  hiç kimsenin tanımadığı biriyse işte bu adamlar partiye zarar veren teşkilatcılardır.
Malesef son günlerde telefon numarasını bile yazmadan sadece ismi ile mesaj çeken vekiller.
Parti teşkilatlarını ziyaret edip halkın arasına inmeye bile tenezül etmeyen seçilmişler,
İl yönetim kurulu üyelerini bile tanımayan ilçe yönetim kurulu üyeleri.
İlçe yöneticilerini tanımayan delegeler ve köy temsilcileri ile karşı karşıyayız.
Gerçi bu güne kadar buna belki ihtiyaç olmadı.
Ama artık Ak Parti gerçek bir teşkilat yapısına bürünmek zorunda.
Bunu Reis "Her il'e ilçeye ömerler lazım"diyerek çok açık bir şekilde dile getiriyor.
Yine Reis yukarıda yazdıklarımı doğrular nitelikte"Teşkilatcılığı en iyi şekilde yapacak kişilere görev vereceğiz" Diyor.
Haydi bakalım bu sefer Reis partililerin ve halkın istediği değişimi yapabilecek mi?
Yoksa yine eski tas eski hamam mı olacak.
Reisi yine aldatacaklar mı?
Bekleyip göreceğiz.
Bu defa iş ciddi gibi...
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.