31 Temmuz 2017 Pazartesi

Bu proje geleceğimizi kurtarır.






    Bu proje farklı bir proje.
Biz proje deyince aklımıza hemen maddi konular gelir.
    Ancak bir tplumun maddi kalkınmasından daha önemlisi manevi kalkınmasıdır.
Hem maddi hem manevi kalkınmayı bir arada götüremeyen toplumlar belki zengin olmuşlardır ama huzurlu ve mutlu olamamışlardır.
Buna örnek Avrupa'yı verebiliriz.
Buralarda suç işleme,uyusturucu kullanımı,sapık eğilimler hat safhada artmıştır.
Hatta önlenemez durumlardadır.
Ülkemizde de son yıllarda refah seviyesi arttıkca bizde Avrupaya benzemeye başladık.
Müslüman Türk toplumundan beklenmeyen olaylara muhatap olmaya başladık.
Son yıllarda bu manada müthiş bir dönüşüm var.
Nihayet devlet organları bu gidişi engelleyebilmek adına bazı tedbirler almaya başladı.
Bu kurumlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığının okul öncesi eğitimede emsal teşkil edecek 4-6 yaş gurubu çocukların eğitimini hedefleyen projeleri.
Bugüne kadar bu projeden yetmiş bin öğrenci faydalanmış.
Bu kursların yararlı olduğunu gören başkanlık ve vatandaşlar gelen talepleri değerlendirerek bu kursları yaygınlaştırmaya karar verdi.
Ferizli ilçemizde de ilk defa bu yıl eğitime başlayacak olan kurslar,Ferizli merkez,Gölkent,Sinanoğlu ve Değirmencik mahallelerimizde eş zamanlı olarak açılacak.
Müftülük kaynaklarından aldığımız bilgiye göre diğer mahallalerimizde de taleplerin ve yeterli öğrencinin oluşması halinde gelecek yıllarda açılacak.
   Bu projeye öğretici kadro olarak hazır olan müftülüklerimiz ekipman ve giderleri karşılama noktasında hayırseverlere ve vatandaşların katkılarına ihtiyaç duymaktadır.
Benim önerim camiye yardımdan ziyade yarının şuurlu cami cemaatini yetiştirecek bu kurslara ve çocuklara yardım edelim.
Bence bu proje yüzyılın manevi kalkınma projesidir.
Herkesi bu önemli çalışmaya sahip çıkmaya ve sahiplenmeye davet ediyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT.
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ.
 


27 Temmuz 2017 Perşembe

ÖNEMLİ BİR ANALİZ.

   Çok kıymetli okuyucularım 19 Mayıs 2014 tarihinden bu yana köşe yazarı olarak değişik konularda yazılar yazıyorum.
  Toplumdaki sosyal ve kültürel yozlaşmalardan tutunda,güncel hayata dair bir çok eksiği ve aksaklığı,eğitim,spor,dini hizmetler,vatandaş maduriyetleri,yönetim hataları ve siyaset gibi birçok konuda bu güne kadar üçyüzün üzerinde köşe yazısı yazdım.
   Bu yazdığım yazıların hepsi toplumda karşılık bulurken, zaman zaman eleştiri konusu olan kişiler ve kurumların da hedefi olduk.
   Birçok baskı,karşı duruş ve yalnızlaştırma çabalarına maruz kaldık.
   Ancak yazdığım yazıların doğruluğu,kimseye karşı bir önyargımın olmayışı ve en önemlisi mesleğimin bana yüklediği sorumluluk ve vebal duygusu dolayısıyla bu hareketlere hiç prim vermedim.
   Bu güne kadar yazdığım yazılarda hiçbir zaman güçten yana,makamdan yana,paradan yana ve yanlıştan yana olmadım.
Her zaman haktan yana,halktan yana ve madurdan yana olmaya çalıştım.
Bunu yaparken gücü elinde bulunduranların,para babalarının ve onlara tetikcilik yapanların herzaman karşı saldırılarına maruz kaldık.
  Yazılarımızı Facebook sayfalarında beğenenler ve yorum yapanlar bile telefonlarla baskı altına alınmaya,yazı yazdığım alanlar daraltılarak mahkemeler vasıtasıyla da susturulmaya çalışıldım.
  Ama Allah'a şükürler olsun ki hiç bir zaman çizgimizden sapmadık.
Doğru bildiğimizi,siz okuyucularımızın yazmamı istediği konuları cesaretle gündeme getirmeye devam ettik.
   Bir başka husus ise yazdığımız köşe yazılarında devamlı şekilde Ferizli Belediyesi ve belediye başkanı Ahmet soğuk'u hedef aldığım gibi bir intiba oluşturulmaya çalışıldı.
   Bu algı kesinlikle yanlıştır.
Benim yazdığım 300'ü aşkın köşe yazısının elli, altmış tanesi yani yüzde yirmisi Ferizli Belediyesi ve Sayın Soğuk'la ilgilidir.
Geriye kalan yüzde sekseni başka konuları içermektedir.
Bu gayet normal bir durumdur.
Ben bu ilçede yaşıyorum.
Belediyede benimde haklarım var.
Ayrıca belediye bir kamu kuruluşudur.Başkan dahi olsa kimsenin babasının tapulu malı değildir.
Bu yüzden herzaman eleştiriye açık ve şeffaf olmak zorundadır.
Bizim tüm yazılarımız ve eleştirilerimiz basın ve hukuk kuralları içersindedir.
Aksi bir durumda Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin adresi bellidir.
Gerçi canlı yayınlarla,basın toplantılarıyla,matematikcileriyle bize cevapta veriyor.
Demekki bunlarda tatmin etmiyor ki matematikcisi son cümle söyle yazmış

     " Cimbat kardeşimize tavsiyem olmaz. Zira o Ahmet Soğuk saplantısına kapılmıştır.  Devam etsin…

Yalnız  bir babayiğit in kendisini harcamasına üzülürüm"

    Vay be!
Şu cümleye bakarmısınız.
Umarım bu bir yanlış hesaptır.
Bu konunun daha açıklayıcı bir izaha ihtiyacı vardır.
Bütün sayıları sıfırla çarpıp yok etmişsiniz.
Matematiğinde kurallarinı ve denklemlerini bozmuşsunuz.
En iyisi herkes işini yapsın.
Alkah'a emanet olunuz
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ

25 Temmuz 2017 Salı

ÇAĞDAŞ BELEDİYENİN İLKEL BİR DURAĞI BİLE YOK.


   Son yıllarda en çok duyduğumuz sloganlardan biride çağdaş belediyecilik.
   Belediye başkanları ilçelerde yaptıkları hizmetlerin önüne geçip fotoğraf çektirerek ilçelerine büyük hizmetler yaptıklarını anlatırlar.
Hatta bazı başkanlar sadece yaptıkları olsa iyi,aklından geçirdiklerini bile sanki yarın olacakmış gibi halka anlatmaya çalışırlar.
Kimi başkanlar ise akşam yatıp gece gördüğü rüyanın bile projesini çizdirip birde bunlara "Rüya projelerim"diyerek vatandaşın zekasıyla alay edebiliyorlar.
Ancak biz gazeteciler ve yazarlar bu başkanların açıklamalarını yayınlarken, bir yandanda hayatın gerçeklerinide gözlemleyerek siz okuyucularımıza yansıtmaya çalışırız.
Yukarıdaki fotoğraftada gördüğünüz gibi  Ferizli'de salı pazarından alışveriş yapan vatandaşlarımız ellerinde poşetlerle birlikte mahallelerine gidebilmek için durağa(?)gelmişler.
Tabi buraya durak demeye bin şahit lazım.
Ana caddenin kenarındaki dar kaldırımın üzerine,asnafların dükkanlarının önünde ellerinde pazar poşetleri kadını,kızı,yaşlısı, hastası saatlerce ayakta mahallelerine gidecek araçları beklerler.
   2014 yerel seçimlerinde köylerimizden birinde vatandaşlara ne gibi sorunlarınız var diye sormuştum.
Bir yaşlı amca ayağa kalkıp
''Bizim en büyük sorunumuz Ferizli'den köyümüze(mahalleye) gelirken araba beklediğimiz yer!
Orada esnafın önünde kaldırımın üstünde eşlerimizle birlikte saatlerce ayakta araba beklemek zorunda kalıyoruz.
Esnaf kadınlarımızı önünü kapatıyor gerekçesiyle
"Yenge az şöyle tezgahın önünü açarmısın"diye kaldırıma dağru iteliyor.
Kaldırımdan geçen vatandaşlar ise
"Yenge az şöyle yolu açarmısın"diye esnafın tezgahına doğru iteliyor.
Yani katil olmak elde değil.
Bizim kadınlarımız milletin elinde kalmış.
Sesini yükseltip bana,
Anladın mı kardeşim! Bizim en büyük sorunumuz bu! 
Önce bu sorunu çözün! Dedi.
İnanın adama cevap veremedim.
Hayatımda belkide en utandığım ve çaresiz kaldığım anlardan biriydi bu durum.
Şimdi Ferizli Belediye başkanımız bu yazıyı okuyunca yarından tezi yok bu sorunu çözmeli.
Bu durumlar normal hayatın akışı içinde fark edilmemiş olabilir.
Ama biz fark ettik ve yazdık bundan sonrası çözüm mercilerinde bulunan yöneticilerin.
Çağdaş belediyeciliğinizin ilkel bir durağı bile yoksa gazeteciler bunları yazıyor diye bizlere kızmaya hakkınız yok.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ.


23 Temmuz 2017 Pazar

BU GİDİŞLE BUNLAR BİZİ KABE'YE DE SOKMAZLAR.

    Son yıllarda müslümanların,müslüman ülkelerin ve müslüman mabetlerinin düştüğü zelil durumları yüreğimiz yanarak izliyoruz.
Evet,sadece izliyoruz.
Çünkü elimizden birşey gelmiyor.
Çünkü müslümanlar olarak müslüman gibi yaşamayı bir kenara bırakıp başkalarına benzemeyi ve onlar gibi yaşamayı kendimize şiar edindik.
Kapitalizmin etkisiyle herşeyin paradan ibaret olduğunu sandık.
Çocuklarimızın manevi gelişiminden çok maddi gelişimine önem verir olduk.
Maneviyatı haftada bir cuma namazına gitmek her sene umre yapmak,mevlid okutmak,eti bol hayvanları kurban edip buzdolabına koymak zannettik.
Geldiğimiz noktada biriktirdiğimiz malları,yetiştirdiğimiz çocukları,kısacası alıştığımız sevkü sefayı kaybetmekten korkar olduk.
Bedir savaşında,
Malazgirt savaşında,
Çanakkale savaşında,
ve kurtuluş savaşında kendinden kat kat güçlü ve kalabalık orduları mağlup eden ümmetin torunları şimdilerde korkar oldular.
Yok Amarika ne der.
İsraille dalaşırsan tüm dünyayı karşına alırsın.
Yok onlarda nükleer silahlar var gibi teraneler.
Şuraya bakarmısın.
Adamlar Miammar'da müslümanları yakıyor,Müslümanlardan tık yok.
Adam Filistinlileri öldürüyor.Kudüs'ü başkent yapıyor,şimdide Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'ya girişleri ve namaz kılmayı yasaklıyor,içeri girip o neciz ayaklarıyla mescidi tarumar ediyorlar müslümanlardan dikkate değer bir tepki yok.
Dikkat edin müslüman ülkelerden demiyorum.
Çünkü dünyada müslüman ülke kalmamış.
Sadece ülkelere dağılmış müslümanlar var.
Zaten çıkan birkaç cılız tepkiyide bunlar çıkarıyorlar.
Son günlerde müslümanların korkaklığından cesaret bulan israil'in Mescid-i Aksa'da ortaya koyduğu terörü ve işgüzarlığı hep birlikte takip ediyoruz.
Adamlar hiç kimseden çekindikleri yok.
Kendini Müslüman olarak adlandıran ülkelerden ve onun liderlerinden tık yok.
Sadece Türkiye tek başına bir mücadele veriyor.
Gerçi doğrusunu söylemek gerekirse bu yolda Allah'tan başka güvenecek ne ülke var,ne de lider.
Ben merak ediyorum bu adamlar müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa'nın işgaline ses çıkarmıyorlarsa,bu günkü kıblemiz Kabe'nin işgaline acaba ne tepki verirler.
Meraklanmayın bunlar Müslüman Türk milletinden korkmasalar Kabe'yi de işgal etmeye cüret ederler.
Bunların asıl niyeti  müslümanları,müslümanlı-ğı ve müslüman mabetlerini ortadan kaldırmaktır.
Nerden mi biliyorum.
Bunların inandığı uydurulmuş Tevratta böyle yazıyor.
Dünyadaki iki milyar Müslüman şunu bilmeliki bu mabetlerin korunması için Allah'tan Ebabil kuşları göndermelerini bekliyorlarsa,
Unutmayalım ki bu ebabil kuşları gelirlerse ağzındaki taşları müslümanların üzerine bırakır.
Gerçi şu anda dünyada müslümanların başına gelen musibetler ababil kuşlarının atacağı taştan daha acı verici.
Herşeye rağmen müslümanların birliği,dirliği ve muzaffariyeti için dua etmeliyiz.
Allah tüm müslümanlara bu manada akıl ve izan versin.
Birliğimizi ve kardeşliğimisi tesis edip bize güç versin.
Üzerimizdeki korkaklığı kaldırip bize cesaret versin.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ.

21 Temmuz 2017 Cuma

TELEF OLAN MEYVELER DEĞERLENDİRİLEMEZ Mİ?

   Kıymetli okuyucularım bugün çok farklı bir konuyu dile getirmek istiyorum.
   Ülkemiz Allah'ımızın bu millete sunduğu,birçok nimetin kolayca yetiştiği ulaşılabildiği cennet bir coğrafyada bulunuyor.
Belkide bu ödüllendirme, aziz türk milletinin tarih boyunca islama yaptığı katkıların sonucudur.
Bu millet tarih boyu çok sıkıntılar çekmiş aç açık ve yokluk içinde kalmıştır.
Daha yüz yıl önce Çanakkale ve kurtuluş savaşları sırasında ne sıkıntılar çekildiğini dedelerimiz ve ninelerimizden canlı canlı dinlemedik mi?
Babaannem o günleri anlatırken gözleri dolar bir kile mısır bulabilmek için deden Giresundan,Samsun'a kadar at üstünde gidip mısır aramış.
Bulamayıncada fındık kabuğunu öğütüp ekmek yapıp yemiştik.Derdi.
     Hatta bu fakirlik ve yokluk bizim çocukluk yıllarımızda bile devam ediyordu.
Babam haftada bir pazara gider pazardan fırın ekmeği buğday unundan yapılan şimdiki beyaz ekmek, biz ona cici mamak derdik onu yer adeta bayram ederdik.
O günlerde pazardan sadece patates,cici mamak, alınırdı.
Daha çok yetiştirdiğimiz hayvanların yağını sütünü ayran ve yoğurdunu kullanırdık.
Tarlaya boş yerlere ektiğimiz mısırlardan fırın mısırı,mısır unu yapardık. kara lahana herkesin tarlasında olmazsa olmaz bir sebze idi.
Birde tabi yiyecekler vardı.
Bunlar merulcan (diken ucu)sırgan,kaldırik,baldıran,semiz otu idi.Bunlardan bir çok yemek yapılırdı.
Taze fasulye, biber, domates kesinlikle tarlamızda üretilirdi.
Biraz konu dağıldı ama nostaljiye daldık işte.
Ben el değirmeninde çekilip yarma yapılan mısırdan alaca fasulye karıştırılarak yapılan yarma çorbasının içine ayran katıp aynı sahanda ailece kaşık sesleri içinde yediğimiz günleri ve o tadı hiç unutamam.
Hele undan yapılan yağlaşın üzerine tavada ısıtılmış sapsarı tereyağını döküp yemek varya,yok böyle bir tat bu günlerde.
Hele babaannemin baldıran ismi verilen kokulu bir ottan yaptığı yumurtalı dönderme mis gibiydi.
Simdilerde bu tip yemekle olmadığı gibi olsada yapacak adam yok.
O günler yokluk günleriydi.Aileler evlerinin etrafına ne buldu diker.birbirinden m.eyve fidanı ve meyve aşı alıp kendi bahçelerine dikerlerdi.
Bu bizim kuşaktada devam etti.
Evlerimizin etrafı hertürlü meyve ile çevrilmiş durumda.
Helehele göçüp terk ettiğimiz yılda bir iki kez fındık toplamak için gittiğimiz köylerdeki meyveler telef olup gidiyor.
Özellikle Erik,elma,incir,siyah üzüm nisbeten armut vb.gibi meyveleri ne toplayan var ne yiyen.
Hemde bu meyveler tamamen organik meyveler.
Bizim gibi yokluk ve fakirlik içinde büyümüş insanlar bu meyvelerin telef olmasından büyük üzüntü duyordurlar.
Hani insanın aklına acaba bu meyveleri bir kurum aracıyla toplatıp fakir ülkelere meyve suyu, pekmez,reçel,yapılarak gönderilemez mi?
Sayın Valimiz,gıda ve tarım müdürlüğümüz mahalle muhtarları marifetiyle geçici işkur çalışanlarından istifade ederek bir proje geliştiremez mi?
Dün yoktu bulup yiyemediğimiz nimetler bugün bolluktan telef olup gidiyor.
Ama o nimetleri hayatında görmeyen tatmayan insanlar var dünyamızda.
Hemde çoğu açlıktan vitaminsizlikten ölüyor.
Belki bu yazı böyle bir hayırlı işe başlangıç olabilir.
Hatta bir Belediye başkanı çıkar bunu yapmayı ve hayır duayı almayı deneyebilir.
Allah nimetlerinin kadrini ve kıymetini bilen kullardan olabilmeyi nasip eylesin.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ.



18 Temmuz 2017 Salı

AK PARTİDE KONGRE VE DEĞİŞİM.

    Ak Parti onbeş yıllık bir parti.
Kurulduğu günden bu güne tek başına iktidar olan bir parti.
Bu onbeş yıl içinde güçlü bir muhalefetle karşılaşmadığından partinin dışardan denetimi yapılamadığı gibi,ortaya çıkarılan bazı yanlışlarda malesef sümen altına itildi.
Bu durum yeni yeni yanlışları ve yanlış işleri tetikledi. Sonunda tam bir çürümüşlüğe dönüşüp içinden çıkılmaz bir hal aldı.
Partiyi menfaatcılar,rantcılar,grup-cular ele geçirdi.
Partinin kimliğini oluşturan asli unsurlar tamamen saf dışı bırakıldılar.
Ak Parti 7 Haziran seçimlerinde ve son yapılan referandum seçimlerde aldığı uyarılarla gidişatın iyi olmadığını görüp yeni bir yapılanmadan söz etmeye başladı.
Yeniden Ak Parti genel başkanığına seçilen Recep Tayyip Erdoğan"Teşkilatlarda ve Belediyelerde metal yorgunu olan arkadaşlarımız var, bunlar değişecek" diyerek bir büyük değişimin sinyalini verdi.
Bu açıklama bir umut beklentisi oluşturdu.
Ancak bunun nasıl yapılacağı, kimlerle yapılacağı hâla soru işareti.
Çünkü değişimi yapacak olanlar gerçekten değişim istiyorlar mı?
Yoksa kendi konumlarını ve siyasi ikballerini sağlama alacak kendine yakın adamları mı bu görevlere taşıyacaklar?
Karşı grubun elemanını görevden el çektirilip,kendi grubuna yakın insanları mı sorumlu makam ve mevkilere taşıyacaklar?
Belkide tüm bu konuşulanların aksine Ak Partililerin tamda beklentilerine cevap olacak bir değişim olacak.
Tabi bu bir çok ihtimali olan bir durum.
Bakalım sonuç ne olacak.
Ben tüm menfi düşünenlerin aksine Ak Parti kongrelerinde pozitif bir değişimin yaşanacağına inanıyorum.
Çünkü partililerin gidişattan çok rahatsız olduğunu herkes gibi bizlerde gözlemliyoruz.
Görünen o ki Ak Parti'de beklenen değişim yapılmadığı taktirde partinin önümüzdeki süreçte 7 Haziran seçimlerinden daha kötü bir duruma sürükleneceği kaçınılmaz olacaktır.
Hele hele yapılacak bir yerel seçimde Ak Parti tam bir hayel kırıklığı yaşayabilir.
Bunu sokaktaki Ak Partililer gördüğüne göre illerde,ilçelerde ve Ak Parti genel merkezinde de görüyorlardır.
Benim görüşüm,Ak Parti'de hastalık teşhis edilmiş olup,surun tüm vucudu saran ve kangrene dönüşen bu hastalığı vucuttan nasıl atarız da.
Ağır bir amaliyat olsada bu amaliyat yapılmalıdır.
Çünkü başka şans kalmadı.
Malesef bu hastalık erken teşhis edilemedi.
Hatta bir şey olmaz,abartıyorsunuz dendi.
Ha birde şu tehlike var.
Böyle bir amaliyatı işinin ehli,görevinin bilincinde olan birine yaptırmazsanız hasta masada kalabilir.
Benden söylemesi
Hani hep diyordunuzya biz kendimizden çok ülkemizi ve partimizi düşünüyoruz diye.
Bir defa da olsa bu söyleminize uyun.
Lütfen biraz kenarda durun,herşeye müdahaleci olmayın.
Ak Parti'de herkes bu değişim ve dönüşümü bekliyor.
Bu değişimi sadece Ak parti'liler değil tüm ülke, müslüman ülkeler hatta dünya bekliyor.
Benim çağrım aman bu umudun önünde set olmayalım.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ.


11 Temmuz 2017 Salı

MODERATÖR.

Moderatör:Son yıllarda özellikle görsel basında sıkça kullandığımız bir kelime.

Asıl Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğanın İsrail Cumhurbaşkanına Davos'ta o meşhur "Van Minut"çıkışından sonra ülkemizde çokça kullanılır oldu.

Türkçemizdeki tam karşılıği yönlendirici,olay yöneticisi demektir.

Şimdilerde sunucu veya oturum yöneticisinin yerine herkes Moderatör kelimesini kullanıyor.

Hatta bu moderatörlere büyük paralar ödenerek görevlendirmeler yapılıyor.

Bizim Ferizli Belediye Başkanıda son aylarda bu modaya uydu.Kendi ilçesinde bir yığın gazeteci ve sunuculuk yapacak kişi olmasına rağmen o Adapazarı piyasasından işinin bu olduğunu söyleyen paralı bir moderatör tercih ediyor.

Neden?

Çünkü adama düz sunucu ve acemi bir program yöneticisi lazım değil.

Ya ne lazım?

Adamı yönlendirici ve olayları iyi yönetecek ve dağıldığında onu toparlayacak,öyle her soruyu milletin huzurunda pat diye sorup başkanı zor durumda bırakmayacak biri.

Gerçi Davos'ta moderatör Tayyip Bey'i çok zor durumda bırakmak istedi ama Tayyip Bey,kendisine yapılmak istenen oyunu fark edip toplantıyı terk etmişti.

Sağolsun  Ahmet Soğuk'un moderatörü iki saat program yapıyor,en ufak bir sıkıntı yok.Neden?Çünkü parayı Ahmet Soğuk'tan alıyorda onun için.

Mesela benim moderatörün tavırlarindan edindiğim intibaya birkaç örnek vereyim.

Belediye Başkanı Ahmet Soğuk,kendisine ve belediyeye yapılan eleştirileri işaret ederek,

Yazık değilmi bu memurlara, müdürlere?Onları töhmet altında bırakmanın ne faydası var diye sitem edince.

Moderatör,evet çok doğru bu soylemler belediye çalışanlarının konsantrasyonu bozar, buda verimliliği düşürür diyerek takviye yapıyor.

Bir başka konuda kendisini eleştiren yanlışlarını kamuoyunun bilgisine sunan bir köşe yazarına"Mikser,karıştırıcı"diye galiz ifadeler kullanan başkana hiçbir uyarıda bulunamayıp, sadece izliyor.

Başkan Ahmet Soğuk kendisini eleştirip yanlış işlerini açığa çıkartanların kendisini cezaevine attırmak istediğini ama başaramadıklarını sırf bunların keyfi olsun diye gidip iki gün ceza evinde yatacağım deyince, bizim moderatör,

 Höh,hööh,höh diyerek gülebiliyor.

Ayrıca facebook üzerinden başkana yazılı olarak sorulan sorulardan başkanın hoşuna gidecek muhtemelen kendi elamanlarının yazdığı soruları başkana yönlendirip onun şov yapmasına zemin hazırlıyor.

Tabi böyle davranarak halkın gerçek öğrenmek istediklerini sansürlüyor.

Tam iki saat süren bu canlı yayınlar bittiğinde Belediye Başkanı Ahmet Soğuk'un bir türlü hayata geçmeyen projeleri,yeni proje sinyalleri,kendisini eleştirenlere karşı haksız saldırılar.denetimden ve denetlenmekten rahatsızlığıyla,seçmenlere kuru bir selamdan başka akıllarda kalan hiçbir şey olmuyor.

Bizim moderatör iki ayda bir gelip parayı kapıp gidiyor.

Ama bu para Ferizli'de yaşayan,Ferizli'nin gelişmesi için, söyüşlenmeden yönetilebilmesi için mücade veren kişilerin parası.Asla bu insanların parasıyla gelip bu insanları yanıltan,olayların üstünü örtmeye çalışan,ve yanlışları doğruymuş gibi göstermeye çalışan ve sırf para için susan bir moderatöre bizim ihtiyacımız yok.

Hakkımızdan verilen paraları da helal etmiyoruz.

Ayrıca bu işi Ferizli ilçesinde yapacak çok sayıda yetişmiş insan varken bu moderatörün bu görevi kabul etmesini bu kişilere saygısızlık olarak görüyorum.

Herşeyin para olmadığını bu taraf moderatöre hatırlatmak istiyorum.

Şimdi diyeceksiniz ki kim bu moderatör?

Ben onun bazı hayırlı işlerde de isminin olduğunu biliyorum.Ben o isimde ki arkadaşın bu arkadaş olamayacağını düşündüğüm için buraya ismini yazmadım.Umarım bu yazıdan sonra kendisini çek eder.Ancak bu duruma devam ederse o zaman isminide buraya yazarım.Allah'a emanet olunuz.Saygılarımla.Ertan CİMBAT. SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ.










9 Temmuz 2017 Pazar

"HAYVANDAN DAHA AŞAĞI"MAHLUKLAR.

Sakaryamızın Kaynarca ilçesinde önceki gün işlenen vahşeti hepimiz duyduk ve gördük.
Ülkemize, canını ve namusunu güvenceye alabilmek için sığınmış bir ailenin dokuz aylık hamile bir anneye tecavuz edip karnındaki çocuğuyla birlikte öldürüp,henüz daha bir yaşına girmemiş yavrusununda başını taşla ezerek katleden sapık,sadist ve insanlıktan nasibini almamış;
Kur'anın "Belhum adel"diye tarif ettiği "hayvandan daha aşağı mahlukların akıllara durgunluk veren vahşetiyle sarsıldık.
Sadece biz değil tüm ülke sarsıldı.
Yıllarca birçok mazluma sığınak olmuş,Balkanlardan,Kafkaslara Çin seddine kadar.Ortadoğu'dan Afrika'ya kadar birçok insanın Anayurt ikinci vatan gözüyle baktığı bu ülke ve necip millet bu gibi menfur olaylar asla tökezletilemez.
Aksine bu olaylardan ders çıkartarak insanlığa kucak açmaya devam edeceğiz.
Biz Türk milleti olarak inanın kendi pozisyonumuzu bilemiyoruz.
Dünya müslümanlarının,müslüman Türk dünyasının ve insanlığın bize bakışı ve beklentileri çok farklı.
Malesef uğradığımız kültür emperyalizmi sayesinde birçok hasletimizi kaybetmişiz.
Yardımseverlik,merhamet ve kendi lokmasını başkalarıyla paylaşan hatta kendi yemeyip başkalarına yediren bir toplumdan kendini düşünen,bencil ve merhametini ve izanını kaybeden bir topluma dönüştük,dönüşüyoruz.
Türkiye'ye gelebilmek için Saddam'ın zülmünden kaçan ve bir yamaçtan aşağı  çocuğuyla kendisini boşluğa bırakıp yuvarlanarak Türkiye'ye gelmeye çalışan anneye,
-Gel,gel Türkiye senin gibi çok aç doyurur,diyebilen ve galiz küfürler edip söylemini destekleyen izanını kaybetmiş insanlar gördüm.
Yine son günlerde özellikle Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri için ve haklarında yapılan yalan yanlış haberleri hepimiz yakından takip ettik.
Ancak ne olursa olsun ülkemizin konumunu eşini ve iki çocuğunu kaybeden babanın şu cümleleri özetliyor.
"Suriye'deki yakınlarımıza ve basına  bu olayı olduğu gibi değil,Trafik kazasında öldüler diye yansıtalım.
Yoksa Türkiye bu olaydan çok olumsuz etkilenir"Diyor.
Görüyorsunuz değil mi?
Hangi pozisyonda ne düşünüyor Suriyeli kardeşim.
Başka birşey daha diyor.
Ne diyor?
"Artık Türkiye'de kalmamın bir anlamı kalmadı.
Çünkü ben eşimin ve çocuklarımın namusunu ve canını koruyabilmek için buraya sığınmıştım".Diyor.
Diyanet İşleri başkanımız durumu özetleyen şu cümlelerle gelinen duruma dikkat çekiyor.
Mehmet Görmez.
"Emanetini koruyamadığımız için bizi affet Allah'ım"
"Bize ne olduki zalimin zulmünden kaçan bize sığınan insanlara zulüm eder olduk.
"Yıllarca birçok muhacire ensar olmuş bu necip milletin içinden böyle aşağılık mahluklar nasıl çıkıyor öncelikle bunu sorgulamalıyız."Diyor.
İşte Diyanet işleri başkanımızın yaptığı tesbitler ve teşhisler doğrultusunda ülkemizde yeni bir seferberlik ve öze dönme çalışması başlatılmalıdır.
Başta mecliste kamu vicdanını tatmin edici yasalardan başlayarak özellikle dinayet teşkilatı ve milli eğitimde bu çalışmalar behamahal hayata geçirilmelidir.
Yoksa ülke insanı olarak ruyamızda dahi göremeyeceğimiz olayları yaşamaya devam edeceğiz.
Son olarak ülkemizdeki mülteciler için her fırsatta kem sözler söyleyenlere bir çift sözüm var.
Yedi düvelin dört koldan gizli ve açık saldırısı altında ki bu ülkeye eğer birşey olmuyorsa,bunun sebebinin milyonlarca mazluma kucak açmamızın bir sonucu olmadığını nereden biliyorsunuz?
O mazlum insanların duası sonucu ülkemiz, birçok musibeti def ediyor olamaz mı?
Dikkat et ve düşün birgün çocukların sırtında birkaç parça eşya ile sende yollara düşebilirsin.
Allah bu millete ve tüm müslümanlara yardım etsin.
Bizleri akıl sahibi kılsın.
İzanıni ve kendini kaybedenlerden eylemesin.
Bu vesile ile şehit edilen bacımıza ve evlatlarına Allah'tan rahmet,acılı eşine ve ailesine sabır ve metanet diliyorum.
Allah'a amanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ




4 Temmuz 2017 Salı

KILIÇTAROĞLU RADİKALLEŞİYORMU?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Cumhuriyetimizle yaşıt bir parti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir parti.
Hatta 1944 yılına kadar Türkiye'nin tek partisi
1945'de Demokrat Partiyle girdiği seçimde iktidarda olmanın avantajı ile oyları hileli bir şekilde sayıp rakibine karşı ilk ve tek bir seçim kazanmıştır.
O günden bu güne HALK partisine halk tek başına iktidar vizesi vermemiştir.
Ancak ara ara Güneş Motel pazarlıklarıyla hep etik olmayan yöntemleri kullanarak kısa dönemler iktidar olabilmiştir.
İktidarda oldukları zamanlarda halk partisi olmasına rağmen halkın değerlerine,kültürüne,dini inanclarına ve yaşam biçimine müdahale etmekten tek tip insan yetiştirme hastalığından kurtulamamıştır.
Muhalefete düştüklerinde ise hangi söylemi,hangi eylemi yaparsa yapsın bir türlü halka güven verememişlerdir.
Yakın tarimizde Deniz Baykal ve Kemal Kılıçtaroğlu gibi iki etkili liderle yönetilen CHP,Baykal'ı bir kaset kumpasıyla saf dışı bırakıp Kemal Kılıçtaroğlunu liderliğe getirmiştir.
Ağzı iyi laf yapan ama çok hata ve gaflar yapan Kılıçtaroğlu,Ak Parti ile girdiği bütün seçimleri kaybetmiş,kaybettikçede hırçınlaşmaya ve radikalleşmeye başlamıştır.
En son referanduma umut bağlamış tüm istemezükcülerin aynı safta toplanmasıyla umutlanan Kemal Bey bu seçimide kaybedince yollara düşüp Ankara'dan İstanbul'a kadar yürümeye kara vermiş, güya bunun adına "ADALET"yürüyüşü demiştir.
Günlerdir yollardaki trafiği alt üst ederek,bir yığın güvenlik görevlisini meşgul ederek vatandaşların sabrını zorlayarak yapılan bu yürüyüş,halkın isyanına özellikle araç sürücülerinin isyanına sebep olmaktadır.
Şunu söyleyebilirizki bu yürüyüş ne CHP'ye, ne ortaya koyduğu "ADALET" beklentisine, ne de ülkemize hiç bir faydası olmamıştır,olmayacaktır.
Bu yürüyüş devamlı seçim kaybeden Kılıçtaroğlu'nun parti içi tepkileri duymamak için kendini Ankara'nın dışına,yollara atmasından başka bir şey değildir.
Ayrıca etrafı fetocu danışmanlar, milletvekilleri ve parti görevlileri tarafından sarılmış olduğu yargı kararlarıyla anlaşılan Kılıçtaroğlu işin ucunun kendisine doğru geldiğinden endişelendiği için kendini yollara atıp efkar dağıtıyor da olabilir.
Yoksa bu görüntüler bir anamuhalefet partisi başkanının yapacağı davranışlar olamaz.
Bu daha çok radikal örgütlerin gündeme gelebilmek ve ismini duyurabilmek için kullandığı bir yönteme benziyor.
Kısacası Kemal Kılıçtaroğlu ya radikalleşiyor yada kafasının arkasında birşeyler taşıyor.
Ben şahsen kafasının arkasında taşıdıklarından değil, radikalleşmesinden korkarım.
Çünkü o zaman bana yâr olmadı kimseyede yâr etmem düşüncesi hakim olurki,asıl tehlikede budur.
Amarım Sayın kılıçtaroğlu böyle bir duruma savrulup ülkeye zarar vermez.
Asasen şu günlerde Türkiye'nin hızla normalleşmeye ihtiyacı var.
Siyasi partilerimiz normalleşme için acil eylemler ve adımlar atmalı.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla
Ertan CİMBAT
SAKARYA AHBAR İNTERNET GAZETESİ



1 Temmuz 2017 Cumartesi

FERİZLİ'NİN MERKEZİNDE KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART OLDU.

Ferizli,son yılların en hızlı gelişen ilçelerinden biri.
Şehir merkezine yakınlığı,depreme dayanıklı bir zemine sahip oluşu,deniz güzergahında olması bölgede Söğütlü ve Ferizli OSB lerinin kurulması vb.gibi etkenler,Ferizli'nin çok hızlı gelişmesini sağladı.
   Ferizli ilçemiz hızla gelişirken malesef ilçenin imar planlamaları ve şehirleşme bu gelişmeye ayak uyduramadı.
Nufusu 2 binlerde küçük bir belde iken merkez görüntüsü ne ise bugünde aynı durumda.
Bu durum nufusu ve hareketliliği taşıyamayınca başka alanlarda merkezleşme denemeleri kendiliğinden oluşmuş ancak bu durum bölük pörcük bir yapılanma ortaya çıkartarak ekonomik yapının bozulmasına ve herkesin kafasının karışmasına sebep olmuştur.
  Tarih ve tecrübeler göstermiştirki bir yerleşim yerinin merkezi nereye kurulmuşsa orada devam ettirilmelidir.
Merkezin değiştirilme denemeleri o beldenin tarihine,kültürüne,anılarına ihanet etmekten başka bir işe yaramamıştır.
Ancak şu da bir gerçektirki merkezin köhne bir halde,ihtiyaçlara cevap veremez bir hale gelmesi ve buralarda gerekli değişim yenilenme ve dönüşüm yapılamaması durumunda,ister istemez insanlar yeni merkezler oluşturmaya başlarlar.
Benim gözlemim Ferizli merkezinin acilen bir kentsel dönüşüme ihtiyacı olduğudur.
İçinde otoparkları,alışveriş merkezleri,meydan ve parkları ile arazi sahipleriyle önceden görüşülüp anlaşılmış bir kentsel dönüşüm için acilen harekete geçilmelidir.
Ben esasen birbuçuk yılı kalmış bir belediye başkanının görev sonuna doğru yaklaşırken büyük projelere girmesine pek olumlu bakmıyorum.
Ancak şu anda sehrin merkezinde kentsel dönüşüm yapılabilecek alan,yapı stoku ve arazi açısından şu anda çok müsait bir durumdayken bu kentsel dönüşüm projesinin acilen hayata geçmesi gerektiğinden belediye başkanı böyle bir proje için adım atmak isterse kendisine her türlü desteği ve katkıyı vermeye hazır olduğumuzu buradan beyan ediyorum.
Özellikle Ferizli merkezindeki esnaflarımıza ve vatandaşlarımıza buradan bir çağrı yapıyorum.
Bırakın merkez bitti,merkez şuraya kaydı buraya gitti diyerek sızlanmayı,
Merkezin canlanmasını ve gerçek bir şehir merkezi olması için ortaya koyduğumuz bu ketsel dönüşüm önerisini destekleyin.
Bu kentsel dönüşüm alanını kapsayacak fizibilite çalışmaları bende mevcut,ancak bu iş belediyenin işi,dolayısıyla herkes işini yapmalı.
Şayet bizden sorulursa bizde katkı veririz.
Bu teklifimize aman canım sende diyenler olabilir.
O zaman otobüslerin bile dönemediği bir kavşağa Demokrasi Meydanı diyerek.
Park ve meydanlar yerine kahvehanelerin önlerinde oturarak.
Hamsicinin önününü durak yapıp otobüs bekleyerek.
Ardiye gibi küçücük tarihi dükkanlarda esnaflık yaparak.
Akşam namazıyla şehrin merkezinin sessizliğe büründüğü.
Bir kaç yıla kadar park ve araç trafiğin felç ettiği yaşanmaz bir şehir merkezi asla cazibe merkezi olmaz olamaz.
Bu öngörüye herkesin sahip çıkması kendi menfaatine ve Ferizli'nin menfaatinedir.
Bu önerinin sahibi 30 yıl önce Çalıbayırına vali atamış bir kardeşinizdir.
Öngörü bir meziyettir.
Bizden söylemesi
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT
SAKARYA AHBAR İNTERNET