29 Eylül 2019 Pazar

SECDE EDEBİLMENİN ŞÜKRÜ


     İnsan ne oldum dememeli, ne olacağım demeliymiş.
Yüz gün önce birçok okurumun yakından takip ettiği bir sağlık sorunu yaşadım.
Küçücük bir topuk kemiği kırığı bütün vucudumu ve psikolojimi alt üst etti desem inanın abartmış olmam.
Bu süreçte yaşamın her alanında çok büyük sıkıntılar çektim.
Şükürler olsun zorda olsa bu süreçte ikinci bir kişiden yardım almadan tüm ihtiyaçlarımı karşıladım.
Ancak bazı şeyleri unutmuştuk.
Özellikle namazı oturarak kıla kıla ruku ve secdeyi unutmuştum.
Bir hafta oldu,artık ayakta durabiliyor, bastonsuz yürüyebiliyorum.
Zorlansamda en azından farz namazları ayakta kılıp ruku ve secdeye gidebiliyorum.
Hele secdeye gittiğimde kalkasım gelmiyor.
Ne kadarda çok özlemişim.
Secde, mü'minin miracı Allah'la buluşup konuştuğu pozisyondur.
Bu pozisyona aylar sonra dönebildiğim için Allah'a hamd ve şükürler olsun.
Ayrıca bu zorlu süreçte , bizzat hastaneye ve evime gelerek, telefonla yada  sanal medya aracılığıyla geçmiş olsun dileklerini ileten,zorlandığımızı görünce kolumuza girip bize yardım etmeye çalışan,araçlarıyla bizi taşıyıp destek olan.gazetelerinde haber yaparak dostlarımızın duymasına vesile olan ve bu sıkıntılı süreçte hep yanımda olan aileme çocuklarıma  tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.
Secdeyle Allh'a yaklaşırken,bu rahatsızlık dolayısıylada size yakınlaştım.
Hepinize sağlıklı günler diliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar Internet Gazetesi.

26 Eylül 2019 Perşembe

ABDULLAH GÜL HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAYABİLİR


      Cumhurbaşkanı adayımız"Kardeşim Abdullah Gül"...
Bu sözleri hepimiz çok iyi hatırlıyoruz.
Şimdiki cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığına aday gösterirken söylediği sözler.
   Tam yedi yıl Cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra " Eğer muhalefet partileri bir ittifak sağlamış olsaydı muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı olabilirdim" diyebilecek kadar savrulan ve kendisine "kardeşim" diyerek Cumhurbaşkanı yapan Reisin karşısına aday çıkmaya yeltenen bir Abdullah Gül.
Yani şöyle bakıyorumda  milletvekili olmuşsun, bakan olmuşsun,dış işleri bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmuşsun hâla nefsini doyuramamışsın.
Hâla kimlerden medet umuyor, kimlerle kirli pazarlıklar içine giriyorsun.
Sana yakışıyor mu?
Bazen bu böyyük insanların yaptıklarına bakıp kendimle gurur duyuyorum.
     Neyse...
      Bundan sonra ne olacak.
Ak Parti'den parçalar kopartarak Ak Parti'yi küçültmeyi ve Cumhur ittifakını %50'nin altına çekmeyi hedefleyen muhalifler acaba Cumhurbaşkanı adayı olarak sizce Abdullah Gül'ü gösterecekler mi?
Benim gözlemlediğim Chp iktidara bu kadar yaklaştığı bir pozisyonda muhafazakar birini asla Cumhurbaşkanı yapmaz.
Tüm dinlediğim izlediğim Chp sözcüleri" Chp teşkilatlarından yetişmiş, Chp kültürüyle bezenmiş, tüm Chp'lilerin kabul göreceği bir isim olmalı diyorlar.
Ya yukarılardan biri illada Abdullah Gül olacak derse ne olur.
İşte o zaman Chp li tabanın yarısı gider Tayyip Erdoğan'a oy verir.
Gerçi bu durum bence zor bir ihtimal.
Çünkü genel kanaat Chp kendi adayı ile seçime gidecektir.
Bu defada Ak partiyi bölüp Cumhurbaşkanlığı hayeli kuranlar kullanıldıklarını anlayıp inadına dönüp Tayyip Erdoğan'oy vereceklerdir.
Kısaca Ak Parti'de bu bölünmeler şer gibi görünsede Ak Parti'nin ve Reisin hayrına olacaktır.
Kısaca bu sürecin kaybedeni Chp ve Abdullah Gül olurken,
Kazananı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır.
Nerden mi biliyorum?
Tayyip bey bu güne kadar nerde kaybetti ki?
Kırk yıldır siyaseti gözlemliyorum.
Başına bu kadar musibet gelen bir lider görmedim.
Bu musibetlerden hep galip çıkan tek bir lider var oda Tayyip Erdoğan.
Belkide kendisine bizim bilemediğimiz bir güç yardım ediyordur.
Allah yardımcısı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

21 Eylül 2019 Cumartesi

MİLYONLUK TESİS ÇÜRÜMEYE Mİ TERK EDİLDİ


     Yukarıda gördüğünüz bu tesis Ferizli ilçemizin Gölkent mahallesinde Akgöl'ün kenarında yapılmış.
Adı kuş gözetleme kulesi.
Bir önceki yerel yönetim tarafından yapılan tesisin yaklaşık bir milyona yapıldığı  söyleniyor.
Uzun zamandan bu yana burayı hep merak ettim.
Bir vesileyle bu günlerde bir haftada iki defa bu bölgeye gitme fırsatım oldu.
Keşke gitmeseydim.
İnanın yüreğim parçalandı.
Sadece benim değil birlikte gittiğimiz arkadaşlarımız hepimiz aynı duyguyu yaşadık.
Böyle bir tesisi buraya yapıyorsun, milyonlarca para harcıyorsun.
Sonrada kendi kaderine terk edip gidiyorsun.
Sonrada insanların uğramadığı,hiçbir sosyal aktivitenin yapılmadığı bu tesise hayvanlar gelip s.çıyor.
Şaka yapmıyorum.
Kapısı kapalı olan;
Birileri tarafından "izinsiz girilmesi yasaktır" yazılan ama izin alınacak kimsenin bulunmadığı bu yere hayvanlar yanaşıp yanaşıp pislemişler.
Güzelim tesis adeta çürümeye terk edilmiş.
Aslında düğün yapılacak,çay, kahve içilecek,göl manzaralı ailece balık yenebilecek çok harika bir eser.
Çok yüksek birde kule yapılmışki Akgöl'ü kuş bakışı seyret.
İstersen gölün üzerindeki kuşları seyret.
Ben tüm Sakarya'lı hemşerilerimizi Akgöl'lü ve bu kuleyi görmelerini ve bu doyumsuz güzellikleri yaşamalarını tavsiye ediyorum.
Yetkili mercilerinde buranın korunması ve işletilmesi hususuna gerekli önlemleri almasını bekliyoruz.
Milyonlarca lira harcanan bu yerler çürümeye ve kaderine terk edilmesin.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.



16 Eylül 2019 Pazartesi

BU NE BİÇİM İŞ.



    Son birkaç haftadır inanın burnumdan soluyorum.
Özellikle son İstanbul seçimlerinden sonra herşey bir başkalaşmaya başladı.
28 Şubat vari tasarruflar, keyfilikler olmaya, taşlar yerinden oynamaya başladı.
Biz bu hadiselere dikkat çektikçe inadına inadına yeni durumlara şahit olmaya başladık.
    İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı İbb tv nin amblemindeki cami resmini çıkarmış duman resmi koymuş diye bizim cenah ayağa kalktı.
Ben hiç kızmadım.
Çünkü adam ideolojini yansıtıyor,işin gereğini yapıyor.
Senin partin ne yapıyor sen ona bak.
Kız imamhatip öğrencilerinin yurdunu kapatmaya çalışıyor,
Kapatmayı bir türlü önlüyorsun bu sefer çocukları okula getirip götüren servis iptal ediliyor.
Okulun bahçesinde öğlen yemeğine bile gidemeyen çocukları bir kaç vicdanlı öğretmen kendi özel araçlarıyla yurda yemeğe götürüyor.
Tabi bu ne zamana kadar böyle devam edecek bilinmiyor.
    Diğer taraftan 4-6 yaş gurubu için Ferizli'de diyanetin açtığı kurs sayısı tam 12'yi bulmuş.
Bu kurslara büyük bir talep patlaması var.
Ama gel gör ki bu kurslara devlet yardımcı hizmetli vermiyor.
Ama milli eğitime, belediyelere,İşkur vasıtasıyla onlarca elaman veriliyor.
Diyanetten üst düzey bir yetkiliyi arayıp bu haksızlık değilmi? Niçin diğer kurumlara veriliyorda diyanete verilmiyor? Dediğimde,
Onu millet vekillerinize, il başkanlarınıza sorun,devlet tasarruf tedbirleri uyguluyor diyor.
Yani hükümet, muhafazakar hükümet.
Her kuruma işkur üzerinden binlerce eleman verecek, ama herkesin yüzyılın en iyi projesi dediği diyanetin 4-6 yaş kurslarına elaman vermeyecek.
Ve bu yüzden çocuklar eğitime başlayamayacak 
Vah ki vah.
Şu hale bakarmısınız...
Bir de dönüp Ekrem İmamoğluna kızıyoruz.
Adam elindeki imkanları kullanıyor.
Biz ise elimizdeki imkanları kısıtlıyor, engelliyor, hatta onları yok etmeye çalışıyoruz.
Bana ister gönül koyun, ister darılın ne yaparsanız yapın.
Ben doğru bildiklerimi yazmaya devam edeceğim.
Allahın size verdiği bu fırsatların kıymetini bilmez, onlara nankörlük yaparsanız, bilinki bu imkanları elinizden alır.Sizde baka kalırsınız.
Hatta İstanbul'da olduğu gibi tam karşıt görüşte birine verir.
Sizde cami logosunu kaldırdı diye dövünür durursunuz.
Yol yaķınken.
Tüm idarecilerimiz ve siyasilerimiz müslüman türk milletinin ve onun neslinin milli ve manevi gelişimini destekleyerek geleceğin güçlü Türkiyesini hep birlikte kurmak için çalışmak zorundayız.
Eğer bunu başaramazsak bunun bedelini hem bu dünyada, hemde öbür tarafta çok ağır öderiz.
Herkes aklını başına alsın.
Bu alanda top yekün bir seferberliğe ihtiyaç var.
Yarın geç olabilir.
Hemen şimdi...
Allah yardımcımız olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.






10 Eylül 2019 Salı

FINDIK TOPLAMAK BİZİM İÇİN BİR KÜLTÜRDÜR


     Son yıllarda Türk kültür ve aile yapısı hızla bozuluyor.
Bundan çok değil otuz kırk yıl önce geniş aileler olarak bir evde toplu olarak yaşardık.
Evde nineler, dedeler, babalar,annele,evlatlar,torunlar birkaç kuşak bir arada yaşardık.
Ailede müthiş bir disiplin, birbirini tamamlayan bir otokontrol olurdu.
Herkes aynı sofrada buluşur, aynı sahana kaşık sallardı.
Yemeklerde bereket vardı.
Malesef son yıllarda sanayileşme ile köylerden şehirlere büyük göçler oldu.
Geniş aile statüsünden hızla çekirdek aileye dönüşü verdik.
Bunun sonucunda kimse kimseye ulaşamaz,aramaz oldu ve unutup gitti.
Cenazeler ve düğün cemiyetleri olmasa kimsenin kimseden haberi bile olmayacak.
Ancak biz fındıkcılar için durum biraz farklı.
Helede fındık çok olduğunda dışarda ne kadar aile efradı varsa eve toplanır.
Hatta okumuşu, memuru, müdürü, doktoru, mühendisi hiç fark etmez herkes köye iştima olur.
Bu iştimada kimsenin makamı mevkisi olmaz.
Herkes abidir,abladır,bacıdır,yenge-dir.
Bir doktorun tırpan motorunu sırtlayıp bahçede tırpan vurduğuna,bir mühendisin fındık çuvalı sırtında harmana fındık taşıdığına,bir müdürün elinde gelberi fındık harmanı karıştırdığına şahit olabilirsiniz.
Helede tüm aile bireylerinin hizaya geçip yerden fındıķ toplama pozisyonu yokmu? Tüm geçmiş o anlarda konuşulur.Aile bireyleri tek tek kritik edilir.
    Akşam olduğunda bayanlar mutfakta iş bölümü yapar hep birlikte mutfak tezgahının önüne dizilirler.
Hani kimse kimseden alt kalmaya çalışmaz, tam bir koşuşturmaca içinde yemekleri hazırlarlar.
Erkekler akşam yemegini aynı kaptan çala kaşık yedikten sonra sınır komşularınızla harman kenarlarında hasbihaĺler başlar geçmiş anılar tazelenir.
Çocukluk günleri yad edilir.
İşte her yıl yaklaşık bir ay süren bu etkileşim biz fındıkcı aileleri için kültürümüzün yaşatılması adına önemli bir süreç oluşturmaktadır.
Ne diyelim 
İyiki fındığımız var.
Yoksa herkes birbirini unutup gidecek.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cinbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

8 Eylül 2019 Pazar

AK PARTİ EN İYİ TEŞKİLATCILARI ARIYOR

    Ak Parti sonbaharda teşkilatlarında yenilenme kararı aldı.
Köy temsilcisinden belde ve ilçe başkanına il başkanına kadar toptan bir değişim yapılacağı konuşuluyor.
Partilerde değişim, yenilenme herzaman iyidir.
Ancak bu değişim sırasında iki şeye çok dikkat etmek gerekir.
Birincisi,bu değişime kimlerin karar vereceği,karar vericiler.
Eğer siz gerçek değişmesi gereken parti üst yönetimlerinin değişimini sağlamadan aynı kişilere yetki verip yerelde değişim gerçekleştirin derseniz,bunun adı bu güne kadar olduğu gibi,değişim değil adamcılık, ayrışma ve guruplaşma olur ki bu durumun partiyi nerelere getirdiği çok net görülmüştür.
İkinci husus, değişim yapacağım diye toplama kampı gibi bir teşkilat oluşturup partiyi özümsememiş, parti politikalarını ve tüźüğünden bi haber,ömrü hayatında terli bir yanak öpmemiş,ayağı çamura değmemiş, zor görmemiş,bırak köy köy mahalle mahalle gezmeyi benim Ak Parti'ye değil,onların bana ihtiyacı var modunda, burnundan kıl aldırmayan,partinin iktidar gücünü kullanıp ihale ve iş takipciliği yapan, tahsil kriterleriyle zorunlu olarak teşkilat üyesi olarak yazılan kişilerle asla bir değişim olmaz olamaz.
Bir teşkilatta görev alan kişilerde hangi özellikler aranmalıdır?
1-Teşkilat başkanı ve yönetim kurulu üyeleri o partinin  mensupları tarafından tanınan ve taktir edilen kişilerden oluşmalıdır.
2-Partililerin benimsemeyeceği, parti tüzük ve programından bi haber,sosyal yaşantısı parti programıyla örtüşmeyen kişiler her ne vasfa ve tahsile sahip olursa olsun teşkilatlarda görevlendirilmemelidir.
3-İşini,eşini ve çocuklarını kendi akrabalarını gerektiğinde ikinci planda bırakıp ilçesi için,ili için,ülkesi için çalışacak idealist insanlara görev verilmelidir.
4-Değişimin ve yenilenmenin gençleşmekten ziyade,

  • Yıllarca partiye emek vermiş teşkilatcıların ve partinin değerlerinin sistemin içinde tutularak yeni gelenlere öncülük etmeleri sağlanmalı ve değişim karma yapılmalıdır
  • Bir ilçe başkanı veya yönetim kurulu üyesi bir mahalleye gittiğinde,oradaki vatandaşların çoğunun, bu kim? diye sormayıp,hoş geldiniz başkanım diyorsa o ilçe başkanı ve yönetci kabul gören bir teşkilatcıdır.
  • Yine bir il başkanı yalnız başına herhangi bir ilçede caddede dolaşırken halkın çoğunluğu kendisini tanıyor hoş geldiniz başkanım diyorsa  o başkan görevini yapmış demektir.
Bu durumun tersi  hiç kimsenin tanımadığı biriyse işte bu adamlar partiye zarar veren teşkilatcılardır.
Malesef son günlerde telefon numarasını bile yazmadan sadece ismi ile mesaj çeken vekiller.
Parti teşkilatlarını ziyaret edip halkın arasına inmeye bile tenezül etmeyen seçilmişler,
İl yönetim kurulu üyelerini bile tanımayan ilçe yönetim kurulu üyeleri.
İlçe yöneticilerini tanımayan delegeler ve köy temsilcileri ile karşı karşıyayız.
Gerçi bu güne kadar buna belki ihtiyaç olmadı.
Ama artık Ak Parti gerçek bir teşkilat yapısına bürünmek zorunda.
Bunu Reis "Her il'e ilçeye ömerler lazım"diyerek çok açık bir şekilde dile getiriyor.
Yine Reis yukarıda yazdıklarımı doğrular nitelikte"Teşkilatcılığı en iyi şekilde yapacak kişilere görev vereceğiz" Diyor.
Haydi bakalım bu sefer Reis partililerin ve halkın istediği değişimi yapabilecek mi?
Yoksa yine eski tas eski hamam mı olacak.
Reisi yine aldatacaklar mı?
Bekleyip göreceğiz.
Bu defa iş ciddi gibi...
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.


2 Eylül 2019 Pazartesi

AYHAN SEFER ÜSTÜN AK PARTİDEN KOVULDU.


   İnsan dünyada yaptığı şeyleri yaşamadan ölmezmiş.
Ne oldu şimdi?
Koskoca Ak Parti genel başkan yardımcısı,
Dört dönem Sakarya milletvekili,
Soy ismi gibi önüne gelene ÜSTÜN lük taslayan.
Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük diyen.
Yanlışta olsa, benim dediğim olacak diyerek, seçilen il ve ilçe başkanlarını azl ettiren.
Partide hep hizip ve adamcılık yapan.
Karşı olduğu kişileri,partide yükselmesine asla müsade etmeyen.
İstediği adamını belediye başkanı, istediği adamını ilçe başkanı,istediği kişiyi milletvekili yaptıran.
Merhametsiz,ceberrut ve baskıcı tavırlarıyla herkesin nefretini kazanan Sayın Üstün
şimdi ne oldu?
Bir hiç oldu.
Dün gece toplanan Ak Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Ayhan Sefer Üstün'ü kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna gönderdi.
Ne garip bir kader ki uğrunda il başkanlığına seçilemedi diye seçilen il başkanını bile görevden altırttığı,sonrada milletvekili yaptırdığı Ali İhsan Yavuz'un da  bu kararın altında imzası olması
İnsan ne oldum dememeli ,ne olacağım demeli.
Dünya gözüyle şu günleri gördümya Allah'a şükürler olsun.
Sakın sadece benim böyle düşündüğümü zannetmeyin, konuştuğum herkes aynı şeyleri mırıldanıyor.
Hatta birçok partili onun gitmesi yetmez, Ak Parti'de kontrol ettiği uzantılarıda temizlenmeli diyorlar.
Şunu söylemem lazım ki Sakarya'da Ayhan Sefer Üstün'ün siyasi ve brokratik uzantılarını temizlemeye kalksanız ortada Ak Parti kalmaz.
Reisin  söylediği gibi "Her ile Ömerler bulacağız"
"Bu işi en iyi yapacak kişilere vereceğiz" sözüyle Ak Parti yeniden kendi fabrika ayarlarına döneceği

1 Eylül 2019 Pazar

DİKKAT EDİN ŞİMDİDE CAMİ DUVARINA YAKLAŞIYORLAR

    Adamlar işi iyice azıttılar.
Biz sustukca hamle üstüne hamle yapıyorlar.
    Bir taraftan teröristleri destekleyen belediye başkanlarını ziyaret ederek onlara destek açıklamaları yaparken,
Kamuoyunun tepkisini bastırmak adına gündemi değiştirmeye çalışıyorlar.
    Neymiş 30 Ağustos zafer bayramında Cuma hutbesinde Mustafa Kemal'den bahsedilmemiş miş.
Sosyal medyada tüm Türkiye çapında Diyanet'e ve din görevlilerine muthiş bir saldırı var.
    Tabi Sakarya'da da bu manada paylaşımlar yapanlar oldu.
 Bunların en başında Millet ittifakının Büyükşehir belediye başkan adayı var.
Sayın Cihan Kolip" 30 Agustos zafer bayramında Atatürk ve silah arkadaşlarını yâd eden bir görevli varsa ben o camiye gideceğim,yoksa ben camiye gitmiyorum" diye paylaşım yapmış.
Tabi birçok gazetecide bunu haber yapmış.
Bence örgütlü bir çalışma,çünkü birçok ilde bu manada açıklamalar var.
Hatta camiyi terk eden profakatörler var.
Ben sadece Cihan Kolip'e iki şeyi söylemek durumundayım.
Ben Cuma namazını Ferizli Merkez Cami'de kıldım.
Cami görevlisi hocamız hem vaaz esnasında, hemde hutbede Mustafa Kemal'e ve tüm şehitlerimize dua ve niyazda bulundu.
Ancak bulunmamış olsaydı ne olurdu.Hiç birşey olmazdı.
Ben bir daha cumayı bu hocanın arkasında kılmam mı? Diyecektim.
Tövbe tövbe,Mustafa Kemal'den bahsetmek ne zamandan beri cumanın şartlarından biri oldu.
Bu şekil davranışlar kesinlikle Mustafa Kemal'e iyilik etmiyor,zarar veriyorsunuz.
Cihan Kolip'e tavsiyem ilahiyat mezunu İsmail amcasının çocuklarından bu konuları sorup öğrenmesidir.
Ben Cihan Kolip'i Köylüm olmasına rağmen çok tanımam.
Ancak son seçimlerde köyümüzün insanına sahip çıkan bir köy olduğunu bildiğimden bu arkadaşın köyden birinci çıkabileceğini düşünmüştüm.
Büyükşehir adayı olarak köydenbeklenen oyu alamadı ve birincide çıkamadı.
Dedimya ben çok iyi tanımıyorum.
Ama köyümüz insanları tanıyormuş ki oy vermedi.
İyikide vermemiş böyle abuk zubuk şeyler konuşan birine mi oy verecekti.
Gerçi camiye gitmem diyorsunya  dikey olarak protesto ettiğin camiye yatay alarak geleceksin.
İnşallah bu söylediklerini unutmuş oluruz.
Neyse...
Kıymetli okuyucularım son yıllarda ülkemizi hizaya getirmek için iç ve dış güçlerin yoğun bir çalışması var.
Bu milletin değerleriyle, sinir uçlarıyla uynayarak milleti birbirine kırdırmak istiyorlar.
Hiç kimse şunu unutmasın ki
Camimizde,bayrağımızda, ülkemizde, Şehitlerimizde Mustafa Kemal'de,hepsi bizim değerimizdir. 
Bunları birbiriyle çatıştırmak kimseye bir fayda sağlamaz.
Ama Ülkeyi felekete sürükler.
Ancak bu birlikteliğimizi bozmak bizi birbirimizle çatıştırmak isteyenler her yerde profakatör kullanıyorlar.
Bunlar,görülüyor ki cami duvarına kadar geldiler.
Sizler uyanık olun susmayın.
Siz sustukca bunlar meydanda kimse yok sanıp cesaretleniyorlar.
Bazı değerler politik bakışın çok üzerindedir.
Hiç kimse politik ikbal ve zihniyetini camiler ve kutsal bilinen değerler üzerinden yapmasın.
Değerlerimize daha çok sahip çıkarak ve yaşayarak bu sorunların üstesinden ancak geliriz.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar Internet Gazetesi.