8 Temmuz 2018 Pazar
FERİZLİNİN MEDARI İFTİHARI SEFA YILDIZ
Bir topluma değer katan insanlar vardır.
Hiç farkına varmazsınız,hatta yaptığı işi küçümsersiniz,hatta eleştirir onlara kızarsınız.
Ama onlar toplumu farkında olmadan dönüştürürler.
İşte ilçemizde bu manada görev yapan fedakâr arkadaşlardan biriside Sefa Yıldız.
Sefa Yıldız'ı Ferizli'de tanımayan yoktur.
Çünkü o toplumun her kesimiyle ilgili bir arkadaşımızdır.
Ferizli takımlarını içeride ve dışarıdaki tüm maçlarına gidip elinde davulu ile taraftarlarımızı çoşturan bir tribün lideridir Sefa Yıldız.
Hem Ferizli Küçük Sanayi Sitesinin;hem de Ferizli Yapı kooperatifinin muhasebe işlerini o yürütür.
Son aylarda ise gazeteciliğe merak salıp düğün,dernek,toplantı,kongreler cenazeler vb. birçok alanda canlı yayınlar ve raportajlar yaparak herkesin taktirini kazanmıştır.
İnsanlar onun sayesinde Ferizli ilçesinde ne olup bitiyor hepsinden haberi oluyor.
Hele hele bizim gibi yurt dışında bulunanlar için Sefa Bey adeta gözümüz,kulağımız olmuş durumda.
Zaten insanlar bunu yorumlarında açıkca dile getiriyorlar.
Dün akşam Sefa Bey'in paylaşımını okuyunca çok üzüldüm.
Bu paylaşımda"Eleştiriler seviyeli olmalı,isteyen izler,istemeyen çıkar gider"manasına gelen bir paylaşım yapmış.
Yani ben hayret ediyorum bu insanlara.
Sefanın yaptığı işin neyini eleştiriyorsunuz?
Adam fedakarca, hiç bir ekonomik getirisi olmadan ordan oraya koşup insanları bilgilendirdiği için mi?
Tamamen objektif ve tarafsız ve sansürsüz bir yayın yaptığı için mi?
Benim Sefa kardeşime tavsiyem sen bu insanlara kafanı takma, sen işini en iyi şekilde yapmaya devam et.
O seni elestirenler uzattığın mikrofona iki kelime dahi edemiyorlar.
Sen o insanlarada aslında çok faydalı oluyorsun.
Mikrofona konuşamayan insan ne yapacak?
Tabi ki arkandan konuşup seni eleş
tirecek.
Seni en iyi ben anlıyorum.
Tek başımıza kalsakta bu yolda devam edeceğiz.
Çünkü Ferizlimizin buna ihtiyacı var.
Sana "Bol bereketli hayırlı işler diliyorum.
Ben ve takipcilerin herzaman yanındayız.
Allah yardımcın olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
6 Temmuz 2018 Cuma
SERVET AVCILARI ŞİMDİDE KENAN SOFUOĞLU'NUN LAMBORGHİNİSİNİN PEŞİNDE
Bizim gençliğimizde sağ sol çatışmaları vardı.
Sağcılar zenginden ve zenginlikten yana tavır alırken,solcular ise "Halkça bölüşmekten yana tavır alıp zenginin malını alıp fakire vererek eşitliği sağlayacaklarını iddia ediyorlardı.
Gerçi bu söylemleri dillendirenlerin birçoğu bu günlerde zengin olup kapitalleştiler.
O günlerin sağcılığınında kapitalizm olduğunu zaman içinde görmüş olduk.
Bu günlerde bu eski kafa servet düşmanları kafayı Ak Parti Sakarya milletvekili seçilen Kenan Sofuoglu'na ve aracına taktılar.
Tabi bunu Ak Parti Milletvekili olduğu için yapıyorlar.
CHP'den filan seçilmiş olsa inanın başka türlü yazarlar.
Mesela"Bakmayın siz onun Lamborghiniye bindiğine o eşinin aracı,onun murat 124'ü var" diye yazarlardı.
Allah'tan Kenan Sofuoğlu bu mal edinimini lamborghini otomobili ve diğer lüx araçlarını ticaret yaparak veya devlette iş yaparak kazanmamış.
Adam tamamen alınteriyle, hemde çok tehlikeli bir spor branşında motor sporlarından kazanmış.
Tam beş kez dünya 6şampiyonu olmuş.
Ayyıldızlı bayrağımızı en yükseklere çektirmiş ama bunların hiç önemi yok bunlar için.
Kenan Sofuoğlu mecliste kayıt yaptırırken gazetecilere milletvekili maaşına ihtiyacı olmadığını bu paranın tamamını fakir fukaraya dağıtacağını açıkladı.
Ne yazması lazım basının
"Helal olsun"
"Böyle vekil görülmedi"
Yazan var mı? Yazmazlar.
Bunlardan değilsen tu kaka,
Bunlardansan cicisin.
Yıllarca hep iki yüzlü davrandılar.
Onun için ne yazdıklarının çokta kıymeti harbiyesi yok.
Kenan Sofuoğlu siyasette yeni olduğunu ama spor konusunda çalışmaları olacağını söyleyerek siyaset parkurunda iyi bir çıkış yaptı.
İyi bir başlangıç sonuca gitmek için önemlidir.
Biz kendisinden ülkemize ve Sakaryamıza güzel hizmetler bekliyoruz.
Allah yardımcısı olsun.
Onu izlemeye devam edeceğiz.
Allah'a emanet olun.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
30 Haziran 2018 Cumartesi
ALİ İNCİ SEÇİLMESİN DİYE,AK PARTİ'YE OY VERMEDİM.
Başlığa bakıp hayrete düştünüz değil mi?
Nasıl olurda Ertan Cimbat,Ali İnci'ye oy vermez diye.
Evet, gerçekten oy vermedim.
Çünkü seçim tarihinde yurt dışında idim,gerçi hâla yurt dışındayım.
Oy kullanmak için 2500 km kat etmemize rağmen yurt dışı seçmen kütüklerinde kaydımız olmadığı için oy kullanamadık.
Belki oy kullanamadık ama başka türlü destekler vermeye çalıştık.
Nedir? Diye sormayın bilen bilir.
Seçim sonuçları açıklanınca Sakarya'da Ali İnci'ye oy vermeyen sadece benim olmadığım ortaya çıktı.
Son yapılan 3 Kasım seçimlerine göre Ak Parti Sakarya'da % 10 oy kaybetti bu da 45 bin civarında oy demek.
Bu oyların yarısı MHP'ye,diğer yarısıda İYİ Partiye gitmiş gibi gözüküyor.
Yani adam hem Ak Parti'ye oy vermeyerek Ali İnci'nin seçilmesini engellemiş,hemde İyi Parti'ye oy vererek İyi Parti'nin milletvekili çıkarmasını sağlamış.
Yani sizin anlayacağınız bir taşla iki kuş vurmuş.
Bunları ben çok iyi biliyorum,sizde mutlaka biliyorsunuzdur.
Ama yinede bilmeyenler için birkaç ipucu vereyim.
-Ak Parti içinde bulunan paralel sempatizanları ve uzantıları,
Çünkü Ali İnci bu guruplarla en fazla mücadele eden bir siyasetciydi.
Ali İnci'nin yükselişinde kendi siyasi geleceklerinin tehlikeye gireceğini düşünenler.
Yıllarca Ak Parti'nin üst kademelerinde görev yapan ama son tahlilde sistemin dışında kalan bazı siyasetcilerin Ali İncinin milletvekili olmasıyla bir daha sisteme giremeyeceklerini düşünmeleri ve siyasi nufusunu kullanarak bazı teşkilatlarda ve belediyelerde bu manada etkili olmaları
Şunu belirtmem gerekir ki
Ali İnci'nin her ne sebeple olursa olsun seçilememesi tamamen nasip işi.
Yukards belirtiğim durumlat bu nasibin oluşmasını engelleyen teferruatlardır.
Bunu en iyi Ali İnci bilir.
Dikkat ettiniz mi bilmiyorum?
Ali İnci'de seçilemedim diye en ufak bir değisiklik var mı?
Ben göremedim.
Kaldığı yerden çalışmalara devam ediyor.
Çizgisinde en ufak bir kırilma yok,bir sitem yok.
O halkın sevgisini yüreginde hissederek yola devam ediyor.
Kendinden emin ve inanmış ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini bilerek.
Ben böyle nice siyasetci biliyorimki,eğer arkasinda halk varsa,seçilemediği yerden daha güzel yerlere seçildiler.
Örnek mi?
Ali Ihsan yavuz il başkanlığına seçilemedi,milletvekili seçildi.
Nezir Aydın altı oyla Karasu Belediye başkanlığını kaçırdı.Milletvekili seçildi.
Recep Tayyip Erdoğan Refah Partisinden girdiği milletvekili seçimlerini önce kazandığı söylendi;sonra Mustafa Baş'ın tercihli sistemden dolayı Tayyip Bey'den fazla oy aldığı anlaşılınca Reisin mazbatası alınıp, Mustafa Baş'a verildi.
Recep Tayyip Erdoğan daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Baskanı,Başbakan ve Cumhurbaşkanı ve Başkan oldu.
Şunu anlatmaya çalışıyorum ki eğer halka yakınsanız sizi halk taktir ediyorsa siyasette mutlaka bir yerlere gelirsiniz.
Ben Ali İnci'nin de önümüzdeki süreçte daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum.
Kendisine Büyükşehir Belediye Baskanlığına aday olması için tabanda büyük bir talep olduğunu gözlemliyorum.
Ben Ali İnci'ye oy vermeyerek seçilmesini engelleyenlerin yarın çok pişman olacaklarını iddia ediyorum.
Bekleyip göreceğiz.
Son söz olarak şünu da belirteyim ki Ali İnci seçilmesin diye Ak Parti'ye oy vermeyen Ak Partililer Ak Parti'ye Sakarya'da bir milletvekili kaybettirmişlerdir.
Bu ise Ali İnci'nin kaybetmesinden daha önemliydi.
Ali Inciye siyasi yaşamında başarılar diliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
27 Haziran 2018 Çarşamba
BU SEÇİMDE BEŞ YILDIZ MHP'YE
24 Haziran seçimleri geride kaldı.
Seçimlerden önce yazdığım gibi bu seçimlerin kazananı MHP oldu.
İYİ Parti ile HDP'de sürpriz yaparak barajı aşıp meclise girmeyi başardı.
Bu seçimin kaybedeni Saadet Partisiyle herzamanki gibi CHP oldu.
Bu yazımda MHP'den bahsetmek istiyorum.
Seçim öncesi parti içi tam bir kaos yaşayan Milliyetci Hareket Partisi, bu badirelerden sonra önemli bir seçmenini ve birçok üst düzey MHP'li ile yollarını ayırdı.
Partiden ayrılanlar İYİ Parti'yi kurup Meral Akşenerin genel başkanlığında bir araya geldiler.
Bazı çevreler MHP için artık bitti.
Barajı bile geçemez dediler.
15 Temmuz kalkışmasından sonra Devlet Bahçeli,Ak Parti'ye yanaştı.
Cumhur ittifakını kurup MHP'nin Cumhurbaşkanı adayının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ve kendi partilerinin aday çıkarmayacağını ilan etti.
Bu hareketi Ak Partililerin tabanda çok hoşuna gitti ve sempatisini kazandı.
Hatta Ak Parti'de küskün,kendi adaylarını beğenmeyenlerin alternatifi oldu.
24 Haziran seçimlerine gidildiğinde MHP'liler sanki Cumhurbaşkanlığında biz Ak Parti'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan'a,milletvekili seçimlerinde sizde MHP'ye oy verin stratejisini izlediler.
Yani ben sana,sen bana.
Belki bu yukarlarda yapılmasa bile milletvekili adayları ve teşkilatlar tabanda bunu hızla yaydılar.
Sanki öyle bir anlaşma yapılmış gibi seçmeni etkilemeyi başardılar.
Bu durumu Ak Parti'liler görsede Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP'ye ihtiyaçları olduğundan fazla karşı çıkamadılar.
Hatta Ak Parti küskünlerinin,aday listesini beğenmeyenlerin,parti içi hesabı olanlar,kaybederken kazanmak isteyenlerin tamamı gönül rahatlığıyla gidip MHP'ye oy verdi.
Seçmen profilinin yarıdan fazlasını İYİ Partiye kaptıran MHP, bu kaybının tamamına yakınını Ak Parti'den telafi etti.
Gelinen noktada Ak Parti Cumhurbaşkanlığını alsada,mecliste salt çoğunluğu yakalamayıp,azınlığa düştü.
Ve istesede istemesede MHP'ye muhtaç oldu.
İktidar MHP'nin her isteğini yerine getirebilecek mi?
İstekleri ve beklentileri karşılanmayan MHP, bu duruma ne kadar sabredecek.
MHP'lilerin önünün açıldığı,Ak Partililerin ötelendiği bir sürece mi girilecek.
Bu birliktelik yerel seçimlerde de devam edecek mi?
İşte bunlar bundan sonra cevap bekleyen sorular olacak.
Genelde cicim ayları bitince hır gür başlayacağını herkes bilir.
Şu hiç bir zaman unutulmamalı ki Ak Partide, Mhp'de iki ayrı kurumsal partidir.
Her an iyi şeyler olduğu gibi, kötü şeylerde olabilir.
Bu gibi durumlar, kurumsal olarak bir araya gelip bazı şeylerin kayıt altına alınması ile aşılabilir.
Bu kadar badireden gemiyi sağsalim karaya çıkartan Mhp lideri Devlet Bahçeli gelinen noktada da bu duruma bir hal çaresi üretecektir diye düşünüyorum.
Bitirirken bu seçimde Devlet Bahçeli ve partisi MHP'e beş yıldızı hak etti.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Sakarya Ahbar İnternet gazetesi.
Seçimlerden önce yazdığım gibi bu seçimlerin kazananı MHP oldu.
İYİ Parti ile HDP'de sürpriz yaparak barajı aşıp meclise girmeyi başardı.
Bu seçimin kaybedeni Saadet Partisiyle herzamanki gibi CHP oldu.
Bu yazımda MHP'den bahsetmek istiyorum.
Seçim öncesi parti içi tam bir kaos yaşayan Milliyetci Hareket Partisi, bu badirelerden sonra önemli bir seçmenini ve birçok üst düzey MHP'li ile yollarını ayırdı.
Partiden ayrılanlar İYİ Parti'yi kurup Meral Akşenerin genel başkanlığında bir araya geldiler.
Bazı çevreler MHP için artık bitti.
Barajı bile geçemez dediler.
15 Temmuz kalkışmasından sonra Devlet Bahçeli,Ak Parti'ye yanaştı.
Cumhur ittifakını kurup MHP'nin Cumhurbaşkanı adayının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ve kendi partilerinin aday çıkarmayacağını ilan etti.
Bu hareketi Ak Partililerin tabanda çok hoşuna gitti ve sempatisini kazandı.
Hatta Ak Parti'de küskün,kendi adaylarını beğenmeyenlerin alternatifi oldu.
24 Haziran seçimlerine gidildiğinde MHP'liler sanki Cumhurbaşkanlığında biz Ak Parti'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan'a,milletvekili seçimlerinde sizde MHP'ye oy verin stratejisini izlediler.
Yani ben sana,sen bana.
Belki bu yukarlarda yapılmasa bile milletvekili adayları ve teşkilatlar tabanda bunu hızla yaydılar.
Sanki öyle bir anlaşma yapılmış gibi seçmeni etkilemeyi başardılar.
Bu durumu Ak Parti'liler görsede Cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP'ye ihtiyaçları olduğundan fazla karşı çıkamadılar.
Hatta Ak Parti küskünlerinin,aday listesini beğenmeyenlerin,parti içi hesabı olanlar,kaybederken kazanmak isteyenlerin tamamı gönül rahatlığıyla gidip MHP'ye oy verdi.
Seçmen profilinin yarıdan fazlasını İYİ Partiye kaptıran MHP, bu kaybının tamamına yakınını Ak Parti'den telafi etti.
Gelinen noktada Ak Parti Cumhurbaşkanlığını alsada,mecliste salt çoğunluğu yakalamayıp,azınlığa düştü.
Ve istesede istemesede MHP'ye muhtaç oldu.
İktidar MHP'nin her isteğini yerine getirebilecek mi?
İstekleri ve beklentileri karşılanmayan MHP, bu duruma ne kadar sabredecek.
MHP'lilerin önünün açıldığı,Ak Partililerin ötelendiği bir sürece mi girilecek.
Bu birliktelik yerel seçimlerde de devam edecek mi?
İşte bunlar bundan sonra cevap bekleyen sorular olacak.
Genelde cicim ayları bitince hır gür başlayacağını herkes bilir.
Şu hiç bir zaman unutulmamalı ki Ak Partide, Mhp'de iki ayrı kurumsal partidir.
Her an iyi şeyler olduğu gibi, kötü şeylerde olabilir.
Bu gibi durumlar, kurumsal olarak bir araya gelip bazı şeylerin kayıt altına alınması ile aşılabilir.
Bu kadar badireden gemiyi sağsalim karaya çıkartan Mhp lideri Devlet Bahçeli gelinen noktada da bu duruma bir hal çaresi üretecektir diye düşünüyorum.
Bitirirken bu seçimde Devlet Bahçeli ve partisi MHP'e beş yıldızı hak etti.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Sakarya Ahbar İnternet gazetesi.
9 Haziran 2018 Cumartesi
SİYASETİN DİLİ SEVGİDİR.
24 Haziran seçim tarihi yaklaştıkça herkes baltaları çekti.
Sadece liderler olsa hadi neyse,her partinin taraftarıda öyle.
En akresif olan partiler ise İYİ Parti ve Saadet Partisi.
Aslında bu akresifliğin birçok sebebi olabilir ama ben ona girmeyeceğim.
Benim kırk yıldır takip ettiğim siyasette hep sevgi dili kullananlar kazandı.
Mesela Turgut Özal insanları öyle bir kucakladı ki, tonton baba lakabıyla anıldı.
Süleyman demirel olaylara o kadar hakim biriydi ki insanlar birçok kez yanılmasına rağmen son iktidarında,
"Kurtar bizi babaaa!"diye bağırdı.
Erbakan Hoca'nın,
"Çok muhterem ve aziz kardeşlerim"diye insanları içten kucaklayan cümleleri hala hafızalarımızdadır.
Mesela bir Baykal uzun süre parti başkanlığı yapmasına rağmen hep akresif siyaset yapmış hiçbir zaman iktidara gelememiştir.
Şimdi Kılıçtaroğlu ve Muharrem İnce'de aynı yoldalar.
Atalarımız "tatlı dil,yılanı deliğinden çıkarır"Demişler.
Saadet Partisinin yeni lideri Mollaoğlu'da çok sert ve insanların anlamlandıramadığı bir siyaset izliyor.
Meral Akşener iyi çıkış yapıp yol uzadıkca yarıştan kopan maratoncu gibi,
Siyaset birazda maraton koşusuna benzer, iyi çıkıştan ziyade,uzun sürecek koşuya, mücadeleye nefesi iyi ayarlamak gerekir.
İşte tüm bu gelişmeler ve kaybetme sendromu liderleri,partileri ve partilileri etkiliyor.
Eline mikrofonu alan,kâğıdı kalemi alan,bilgisayarın başına geçen adeta rakip partilare kin kusuyor.
Yalan yanlış bir yığın iftirada bulunuyor.
Zannediyor ki o partinin seçmeni dönüp bana gelecek.
Tam aksine bu hareketler o partilerdeki seçmeni partisine daha çok yaklaştırıyor.
Adam partisinden vaz geçeceksede geçmiyor.
Bu yüzden benim gözlemlediğim tabanları birbirine cok yakın olan Ak Parti'liler Saadet Partisine kızıp,Ak Partiyle olan küçük sorunlarını bir kenara bırakıp Ak Parti'ye tam destek veriyorlar.
Aynı durum Mhp ile İyi Parti arasında da yaşanıyor.
İyi Partiye giden birçok Mhp'li şimdilerde eski partilerine geri dönüyorlar.
Tabi bu durum oy kaybeden partileri akresifleştiriyor.
Başta da söylediğim gibi siyasetin dili her zaman sevgi olmalıdır.
Siyaset başkalarını karalayarak,iftira atarak yalan yanlış şeyler söyleyerek değil, kendinizi anlatarak ve sevdirerek yapılmalıdır.
İşte Ak Part'nin devamlı seçim kazanmasının altında yatan gerçekte budur.
Ak parti lideri Recep Tayyip Erdoğan böyle yaptığı için hep kazanıyor, hiç kaybetmiyor.
Çünkü halk onu seviyor,oda halka kandini sevdiriyor.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
Sadece liderler olsa hadi neyse,her partinin taraftarıda öyle.
En akresif olan partiler ise İYİ Parti ve Saadet Partisi.
Aslında bu akresifliğin birçok sebebi olabilir ama ben ona girmeyeceğim.
Benim kırk yıldır takip ettiğim siyasette hep sevgi dili kullananlar kazandı.
Mesela Turgut Özal insanları öyle bir kucakladı ki, tonton baba lakabıyla anıldı.
Süleyman demirel olaylara o kadar hakim biriydi ki insanlar birçok kez yanılmasına rağmen son iktidarında,
"Kurtar bizi babaaa!"diye bağırdı.
Erbakan Hoca'nın,
"Çok muhterem ve aziz kardeşlerim"diye insanları içten kucaklayan cümleleri hala hafızalarımızdadır.
Mesela bir Baykal uzun süre parti başkanlığı yapmasına rağmen hep akresif siyaset yapmış hiçbir zaman iktidara gelememiştir.
Şimdi Kılıçtaroğlu ve Muharrem İnce'de aynı yoldalar.
Atalarımız "tatlı dil,yılanı deliğinden çıkarır"Demişler.
Saadet Partisinin yeni lideri Mollaoğlu'da çok sert ve insanların anlamlandıramadığı bir siyaset izliyor.
Meral Akşener iyi çıkış yapıp yol uzadıkca yarıştan kopan maratoncu gibi,
Siyaset birazda maraton koşusuna benzer, iyi çıkıştan ziyade,uzun sürecek koşuya, mücadeleye nefesi iyi ayarlamak gerekir.
İşte tüm bu gelişmeler ve kaybetme sendromu liderleri,partileri ve partilileri etkiliyor.
Eline mikrofonu alan,kâğıdı kalemi alan,bilgisayarın başına geçen adeta rakip partilare kin kusuyor.
Yalan yanlış bir yığın iftirada bulunuyor.
Zannediyor ki o partinin seçmeni dönüp bana gelecek.
Tam aksine bu hareketler o partilerdeki seçmeni partisine daha çok yaklaştırıyor.
Adam partisinden vaz geçeceksede geçmiyor.
Bu yüzden benim gözlemlediğim tabanları birbirine cok yakın olan Ak Parti'liler Saadet Partisine kızıp,Ak Partiyle olan küçük sorunlarını bir kenara bırakıp Ak Parti'ye tam destek veriyorlar.
Aynı durum Mhp ile İyi Parti arasında da yaşanıyor.
İyi Partiye giden birçok Mhp'li şimdilerde eski partilerine geri dönüyorlar.
Tabi bu durum oy kaybeden partileri akresifleştiriyor.
Başta da söylediğim gibi siyasetin dili her zaman sevgi olmalıdır.
Siyaset başkalarını karalayarak,iftira atarak yalan yanlış şeyler söyleyerek değil, kendinizi anlatarak ve sevdirerek yapılmalıdır.
İşte Ak Part'nin devamlı seçim kazanmasının altında yatan gerçekte budur.
Ak parti lideri Recep Tayyip Erdoğan böyle yaptığı için hep kazanıyor, hiç kaybetmiyor.
Çünkü halk onu seviyor,oda halka kandini sevdiriyor.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
7 Haziran 2018 Perşembe
TÜRKİYE'NİN BEKA SORUNU VAR MI?
Son günlerde müthiş bir sanal alem kapışması izliyoruz.
Belli ki bazı partiler bu konuda özel bir çalışma içersindeler.
Cumhur ittifakı karşıtları iktidara ve özellikle Cumhurbaskanımız Recep Tayyip Erdoğan'a her türlü iftira ve eleştiriyi yaparken, özellikle iktidarı öven paylaşımlarada akresif yorumlar yapıyorlar.
Geçen gün yaptığım bir paylaşımda "Ak Parti'nin yanlışlarını ve yanlış adamlarını en fazla eleştiren bendim.Ama bugün ülkenin beka sorunu var.Pireye kızıp yorgan mı yakalım? Bu beka sorununu Devlet Bahçeli bile görüp destek veriyorsa,hepbirlikte iktidara ve Recep Tayyip Erdoğan'a destek olmamız lazım" diye bir paylaşım yaptım.
Bir köşe yazarı olarak yazılarımda genelde dengeli hareket etmeye çalışıyorum.
Ama sanal alemdeki paylaşımlarımda böyle davranmak zorunda olmadığımı benimde desleklediğim bir partimin olduğunu herkesin bilmesini isterim.
Köşe yazılarımda Ak Parti'yi eleştirmem demek,benim ondan vazgeçtiğim anlamına gelmez.Aksine Partimin daha iyiye,daha güzele yönlenmesine yardımci olur.
Bizde zaten bunu amaçlamaktayız.
Neyse gelelim konuya.
Adam paylaşımın altına yorumu yazmış.
Ülkede ne beka sorunu var abi?
"Allah istemediği sürece bu ülkeye birşey olmaz"
Tabi daha birçok şey yazmış ama saçma sapan konuyla ilgisi olmayan şeyler.
Bakın arkadaşlar,son yıllarda ülkemizde ve bölgemizde olan olayları görmeyip bu ülkede beka sorunu yok diyen bir adamdan ben şüphelenirim.
Bunlar olmasa bile bu topraklara geldiğimizden bu yana, bizi buralarda istemeyenlerin herzaman bir hesabı olmuştur.
Hiçbir Müslüman Türk evladı şunu unutmasın ki bu topraklarda yaşamanın bir bedeli vardır.
Her zamanda olmuştur.
Kısaca bu ülkenin beka sorunu dün vardı,bugün de var.Yarın da olacak.
Çünkü Yunan Megola idea diyor,senin İstanbul'una Kostantipolis diyor.
İsrail vaad edilmiş topraklar Arz-ı Mev'ud diyor.
Batı ikiyüz yıldır Şark meselesini gündeminde tutuyor.
Ermenistan,büyük Ermenistan peşinde.
Ey benim zavallı facebook arkadaşım senin bunlardan haberin var mı?
Hangi partiyi desteklersen destekle ama bir Türk evladı olarak bunları bil.
Bilmezsen birgün çoluk çocuğun kucağında yollara düştüğünde öğrenirsin.
Birde bugün İktidar altarnafiyim diye ortaya çıkan liderlere bak.
Kimi Pkk ile iş tutmuş,
Kimi Feto ile iş tutmuş
Kimi Avrupa ve Amarikayla iş tutmuş,
Benden bunları mı destekleme mi bekliyordunuz?
Öyle üçbeş fenomen yorumcuyla iktidar olacağınızı sanıyor ve sağa sola ateş ediyorsanız, bu işler sadece sanal olarak kalır bilesiniz.
Ama benim dikkatimi çeken, bu alanda selfi yapıp,yemek masalarından paylaşım yapan İktidarın nimetlerinden faydalanıp size bu fırsatı veren Ak Parti'liler ve Cumhur ittifakına destek verenler.
Herşeyin algı olduğu bu alemde kendinize çok güvenmeyin,her alanda çalışmaya ve mücadeleye devam etmelisiniz.
Bazı küsüp köşeye çekilen parti yöneticiliği yapmış,Belediyelerde görev yapmış,ilgenel meclisinde ve TBMMeclisinde görev yapmış herkesi mücadeleye davet ediyorum.
Herkesin ne yaptığının fotoğrafı çekiliyor haberiniz olsun beyler.
Ülkenin içerden ve dışardan kuşatıldığı beka sorunu yaşadığı bir ortamda kenara çekilmek onlara örtülü destek vermektir.
Allah ülkemizi korusun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
Belli ki bazı partiler bu konuda özel bir çalışma içersindeler.
Cumhur ittifakı karşıtları iktidara ve özellikle Cumhurbaskanımız Recep Tayyip Erdoğan'a her türlü iftira ve eleştiriyi yaparken, özellikle iktidarı öven paylaşımlarada akresif yorumlar yapıyorlar.
Geçen gün yaptığım bir paylaşımda "Ak Parti'nin yanlışlarını ve yanlış adamlarını en fazla eleştiren bendim.Ama bugün ülkenin beka sorunu var.Pireye kızıp yorgan mı yakalım? Bu beka sorununu Devlet Bahçeli bile görüp destek veriyorsa,hepbirlikte iktidara ve Recep Tayyip Erdoğan'a destek olmamız lazım" diye bir paylaşım yaptım.
Bir köşe yazarı olarak yazılarımda genelde dengeli hareket etmeye çalışıyorum.
Ama sanal alemdeki paylaşımlarımda böyle davranmak zorunda olmadığımı benimde desleklediğim bir partimin olduğunu herkesin bilmesini isterim.
Köşe yazılarımda Ak Parti'yi eleştirmem demek,benim ondan vazgeçtiğim anlamına gelmez.Aksine Partimin daha iyiye,daha güzele yönlenmesine yardımci olur.
Bizde zaten bunu amaçlamaktayız.
Neyse gelelim konuya.
Adam paylaşımın altına yorumu yazmış.
Ülkede ne beka sorunu var abi?
"Allah istemediği sürece bu ülkeye birşey olmaz"
Tabi daha birçok şey yazmış ama saçma sapan konuyla ilgisi olmayan şeyler.
Bakın arkadaşlar,son yıllarda ülkemizde ve bölgemizde olan olayları görmeyip bu ülkede beka sorunu yok diyen bir adamdan ben şüphelenirim.
Bunlar olmasa bile bu topraklara geldiğimizden bu yana, bizi buralarda istemeyenlerin herzaman bir hesabı olmuştur.
Hiçbir Müslüman Türk evladı şunu unutmasın ki bu topraklarda yaşamanın bir bedeli vardır.
Her zamanda olmuştur.
Kısaca bu ülkenin beka sorunu dün vardı,bugün de var.Yarın da olacak.
Çünkü Yunan Megola idea diyor,senin İstanbul'una Kostantipolis diyor.
İsrail vaad edilmiş topraklar Arz-ı Mev'ud diyor.
Batı ikiyüz yıldır Şark meselesini gündeminde tutuyor.
Ermenistan,büyük Ermenistan peşinde.
Ey benim zavallı facebook arkadaşım senin bunlardan haberin var mı?
Hangi partiyi desteklersen destekle ama bir Türk evladı olarak bunları bil.
Bilmezsen birgün çoluk çocuğun kucağında yollara düştüğünde öğrenirsin.
Birde bugün İktidar altarnafiyim diye ortaya çıkan liderlere bak.
Kimi Pkk ile iş tutmuş,
Kimi Feto ile iş tutmuş
Kimi Avrupa ve Amarikayla iş tutmuş,
Benden bunları mı destekleme mi bekliyordunuz?
Öyle üçbeş fenomen yorumcuyla iktidar olacağınızı sanıyor ve sağa sola ateş ediyorsanız, bu işler sadece sanal olarak kalır bilesiniz.
Ama benim dikkatimi çeken, bu alanda selfi yapıp,yemek masalarından paylaşım yapan İktidarın nimetlerinden faydalanıp size bu fırsatı veren Ak Parti'liler ve Cumhur ittifakına destek verenler.
Herşeyin algı olduğu bu alemde kendinize çok güvenmeyin,her alanda çalışmaya ve mücadeleye devam etmelisiniz.
Bazı küsüp köşeye çekilen parti yöneticiliği yapmış,Belediyelerde görev yapmış,ilgenel meclisinde ve TBMMeclisinde görev yapmış herkesi mücadeleye davet ediyorum.
Herkesin ne yaptığının fotoğrafı çekiliyor haberiniz olsun beyler.
Ülkenin içerden ve dışardan kuşatıldığı beka sorunu yaşadığı bir ortamda kenara çekilmek onlara örtülü destek vermektir.
Allah ülkemizi korusun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
3 Haziran 2018 Pazar
İFTAR MI ? İSRAF MI? ŞOV MU?
Eskiden iftarları hane halkları verir,konu komşular o iftara icabet ederdi.
Bir dönem belediyeler beldelerde, ilçelerde iftar çadırları kurup tüm Ramazan akşamları fakir fukaraya ihtiyacı olana iftar verdiler.
Son yıllarda yine belediyeler,özellikle Büyükşehir belediyeleri bu işe devasa bir görüntü kazandırdılar.
İlçe merkezlerine kurdukları yüzlerce iftar sofrasıyla o ilçelerde iftar vermeye başladılar.
Öyleki bu işten yüzlerce kişinin iş imkanı bulduğu,büyük paraların harcandığı bir iş koluda oluşturdu.
Tabi bu kadar insanın toplandığı iftar programlarında belediye başkanları ve siyasiler halkın arasına girip arzı endam etmeyide ihmal etmiyorlar.
İşte bu durum çeşitli eleştirilere sebep olmaya başladı.
Birkaç gün önce Ferizli'de verilen iftar da bu manada çok eleştirildi.
Gerçi Ferizli'de kapalı bir alan olmadığı için son iki yıldır bu iftarlar yağmur'a takılıp verilememişti.
Büyükşehir belediyesinin bu yıl itibarıyla bu işten vazgeçtiğini duydum.
Çok doğru bir karar.
Ben şahsen memnun oldum.
Nasıl olmayım ki?
Ferizli'de verilen iftardan sonra şöyle bir inceledim.
Adam gazeteye başlık atmış
"Böyle iftar görülmedi"
İftarı görüntü zannediyor zavallı.
Birde hangi imkandan yararlandı bilinmez,uydudan mı?Drondan mı?Mobese kamerasından mı?bilemiyorum;öyle bir fotoğraf koymuş ki,aman Allah'ım.
Zaten bu iftarlar kalabalık görüntü oluştursun diye günler öncesinden anonslar,afişler, otobüsle taşımalar,vesaire bir yığın çalışma yapılıyor.
Sonuçta iftar'ın manevi havası ikinci planda kalıyor.
Bakın bu iftardan sonra kendi hesabından paylaşımda bulunan bir siyasi yönetici ne yazmış?
"Bravo dostlar düşman çatlattınız,emeği geçen herkesten Allah razı olsun"
İşte benim anlatmak istediğim tamda budur.
Bir kişi bile böyle düşünmeye başlamışsa ki toplumun ekseriyeti böyle düşünüyor, bu işin maneviyatı bitmiştir.
Yani bu işi görselliğe dönüştürüp şov yaparsanız işin bereketi ve manası kalmaz.
Bakın bu işe karşı olan biri soruyor.
"Bu iftar mı?israf mı? Diye.
O sorunun altına adam yazmış.
"Çaldıklarinın zekatını veriyorlar"
Allah,Allah.
Hırsızlık,zekat ve iftar üçü nasıl bir araya getirilebiliyor ki.
Tabi iftarlar böyle sanki siyasi şov yapılıyor gibi bir duruma getiriliyorsa bununda malesef siyasi karşılıkları oluyor.
Ben kimin ne dediğinden çok,dinimizin kurallarının örselenmesine üzülüyorum.
Hiç kimse kendi siyasi ikbali için dini vecibelerin zarar görmesine müsade etmemelidir.
Böyle düsünmediği halde toplumda böyle bir algı oluşuyorsa derhal bu işten vazgeçmeli yeni yöntemlerle bu hayır hizmetlerini yapmalıdır.
Bu mihvalden hareketle Büyükşehir Belediyemizi bu görsel şova dönüşen iftar programlarından vazgeçtiği için,kutluyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygilarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)