11 Ağustos 2024 Pazar

AK PARTİ İKTİDARA DEVAM MI ETMELİ..?YOKSA BİR ARA VERİP TEKRAR MI GELMELİ...?

 
  AK Parti 14 Ağustos'ta 23.kuruluş yılını kutlamaya hazırlanıyor.
Dile kolay tam 23 yıl...
Aralıksız iktidarda kalacaksın...
Parti kapatma,darbe girişimleri,büyük depremler,ekonomik krizler,terör faliyetleri,iç ve dış müdahaleler yaşayıp bunların hepsinin üstesinden gelip yoluna devam edeceksin...
   Ancak 31 Mart mahalli seçimlerinde seçmen ilk defa AK Parti'ye dur dedi.
Bunun birçok sebebi var,bu sebepleri Parti'nin en üst yönetiminden en alt yönetimine herkes biliyor,farklı bakış açıları olsada genel olarak ekonomik gidişat,elit yönetimler ve halka güven vermeyen yöneticilerin tutumu ve hayat tarzı...
   Gerçi bu 31 Mart seçimlerinde ki yenilgi bağıra bağıra geldi...
Parti teşkilatları,üst yönetimler bunu gördü ama eski alışkanlıklarından vaz geçemedikleri için,nefisleri ile gerçekler arasında sıkışıp kaldılar.
Eğer benim adamım olsun,nasıl olsa kazanırız,Recep Tayyip Erdoğan var,Ak Parti büyük  Parti gibi evhamlara kapılıp hatalar yapılmasaydı sonuç böyle olmazdı.
  Neyse olan oldu.
AK Parti 23 yıllık tarihinin en ağır hezimetini yaşayıp,dersini aldı.
   Seçim yenilgisi olarak dersini aldı da,acaba geleceğe yönelik bir mesaj bir ders aldı mı..?
Ben almadığı kanaatindeyim.
Çünkü yapılması gerekenler,zamana yayılıp unutturulmaya,üstü kapatılmaya çalışılıyor.
Herkes safa yatmış bekliyor.
Değişim olacak filan laflarıda milleti tatmin etmiyor artık.
Kısaca AK Parti'de erime ve gerileme dönemi devam ediyor.
Artık birçok Ak Parti'li,iktidarı CHP'ye bırakalım millet birde onları görsün bakalım,bizi arasınlar moduna girmiş durumda.
   Gerçekten AK Parti,iktidarı kaybedip bir ara dönem mi verecek...
Yoksa iktidarına devam mı edecek.
Eğer iktidarına devam etmek istiyorsa çok acil yapması gerekenleri hemen yapmalı...
Nedir bunlar derseniz.?
-Parti teşkilatlarını en tepeden en alt kademeye belirlerken.
1-Siyaseti yakınları,hemşehrileri,cebi için değil halk için,beldesi için ülkesi için yapan...
2-Bulunduğu makamlardan ve görevlerden alan değil,kendinden veren...
3-Halk tipi yaşayan,halkın milli ve manevi değerlerine saygılı olan ve bu değerleri gerçekte yaşayan...
4-Teşkilatcılığı bilen,Parti programını ve tüzüğünü özümsemiş,anlatım ve öğretim kapasitesi olan...
5-Bulunduğu yerleşim yerlerini iyi bilen,sorunlarına vakıf olan,halk ile zaman geçirmeyi seven...
6-Donuk,burnundan kıl aldırmayan,konuşurken kibirli,insanları öteleyen değil,
Sevecen,halk tipi,babacan kişiler...
7-Susan,bananeci,silik tiplerden ziyade,mücadeleci,partisini her platformda savunan,kabiliyetli,konuşma yeteneği olan ..
8-İtaatkar,yalaka,adamcı değil.
İstişareci,konuşkan,dertli olan ve derman arayan.
9-Ne yaptığından haberi olmayan değil,yaptığı faliyetleri planlayan,sonuç almayı bilen ve göreviyle ilgili heran hesap verebilen.
10-Özel yaşamına dikkat eden,örnek alınabilecek vasıflarda olan,toplumu dönüştürebilecek meziyetlere sahip olan...
Partili yada partiye ılımlı kişilerin tez elden bulunup,yetkili ve etkili görevlere acilen getirilmesi gerekiyor.
Bu kişilerin geçmişten geleceğe partimizde görev yapmış,kenara çekilmiş,kustürülmüş her ne ise bulunup yaşı,pozizyonu ne olursa olsun,görev teklif edilmeli,göreve davet edilmelidir.
Bu konuda daha çok şey yazarımda yazı köşe yazısı değil roman olur.
Birde diyebilirsiniz ki bu kadar meziyetli adamı  nereden bulacağız.
23 yıldır iktidardasınız...
Adamlar 10 yılda 15 milyon genç yetiştirdik her yaştan diyorlar.
Siz ne yaptınız 23 yılda...
Buyrun,koyun meyvelerinizi ortaya...
Zaten Ak Parti'nin çıkmazı burası...
Ne bir idol gençliği var,
Ne bir eğitim sistemi var.
Ne bir ekonomik sistemi var.
Lay lay lom yani
Varsa yoksa bir Reis'i var.
Şimdi anladınız mı ..?
Karar verin Ak Parti iktidara devam mı etsin,yoksa bir ara verip iktidarı CHP ye mi bıraksın.
Eğer ikinci şıkkı kabul ediyorsanız,bir daha iktidarı rüyanızda görürsünüz.
AK Parti diye de birşey kalmaz.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT 
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi 



6 Ağustos 2024 Salı

AHMET SOĞUK SİYASETTE BİR MARKAYDI

   


 Ahmet Soğuk,Ferizli siyasetinin yetiştirdiği bir markaydı.
1990 'lı yılların başında Refah Partisine ilçe başkanı yapılmak için Ferizli'ye gönderilmişti.
Çok hareketli,sıcak kanlı,herkesle temas kurabilen bir kişiliği vardı.
Kısa zamanda Ferizli'de tanındı.
Ben de o günlerde tanıdım.
Refah Partisi İlçe başkanı olunca dönemin iktidar partili belediye başkanı Salih Kılıçaslan olmak üzere birçok siyasetçiye muhalefet ediyor,Ferizli'de göz dolduruyordu.
Kısaca kavgacı bir siyaset tarzı vardı.
Doğru bildikleri,yanlışta olsa inandıkları için kendine karşı olan herkesle tartışır,ama asla küsmezdi.hiç kimseyle küs durmayı sevmezdi.Bir yolunu bulur mutlaka barışırdı.
Barışma seremonisine"Ula vicdansız"diyerek başlar bir türlü kırdığı insanlarla diyaloğa devam ederdi.
Rakiplerini saf dışı bırakmak için birçok taktik kullanırdı.
Bunların çoğunda başarılı oldu.
Parti içinde ve dışında siyasi rakiplerini birbir saf dışı bıraktı.
Ellerinde ki makamları ve koltukları tektek düşürdü ve oralara kendisi oturdu.
15 yıla yakın ilçe başkanlığı,5 yıl ilgenel meclis üyeliği,ve 10 yıl belediye başkanlığı yaptı.Bu görevlerde Ferizli'ye çok şeyler kazandırdı.
Bireysel olarak çok insana yardımcı oldu,elinden tuttu.
Hiç bir ayırım yapmadan 
herkese yardımcı oldu.

Onunla ilgili o kadar çok anıya sahibim ki hangisini burada anlatayım,sayfalar yetmez.
Sonuç olarak sebep ne olursa olsun,Ferizli'ye 35 yıl hizmet etmiş birinin ölümü böyle olmamalıydı.
Takdir böyleymiş,gerisi hep vesile...
Ben Ahmet Soğuk'un bir çok insana yardımcı olup,hayır duasını aldığını biliyorum.
İnşallah yaptıkları günahlarına kefaret olur.
Cenazesinde insanların ona gösterdiği sevgiyi ve saygı beni çok umutlandırdı.
Sen Ferizli'de yıllarca konuşulmaya ve anılmaya devam edeceksin.
Allah sana rahmet eylesin.
Ailene,çocuklarına,ve sevenlerine sabırlar diliyorum.
Son olarak şunuda bil ki  45 yıldır Ferizli'de cenaze namazı kılarım,böyle bir kalabalık cenaze namazı kılmadım.
   Allah'a emanet olun 
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.


23 Temmuz 2024 Salı

BİTİRİN ARTIK BU AYIBI

 
 
.   Kıymetli okuyucularım.!
Yıllar önce yazdım,yerel seçimlerde tekrar gündeme getirdim,şimdi yine tekrarlıyorum.
    Ben 62 yaşına giriyorum,birçok yerde cenaze namazı kıldım ama Ferizli gibi merdiven basamaklarında cenaze namazı kılmadım.
    Hızla nüfusu artan dışardan göç alan bu ilçe'de cenazelerede dışardan katılım çok oluyor.
Dolayısıyla Ferizli'ye ilk defa gelen kişiler merdiven basamaklarında namaz kılıp,caminin hemen önündeki her tarafı dökülmüş eski binayı görüp,araçların arasından geçip ilçemizden ayrılıyor.
Yani demem o ki adam Ferizli'yi kafasında böyle resmediyor.

Önceki yönetimlere bu konuda tavsiyelerimiz oldu,ama bizi galeye alan olmadı.
Şimdi yeni bir yönetim geldi,inşallah bunlar bu konuya eğilirler.
Burada yapılacak çok basit iki işlem var;birincisi,caminin önündeki yolu kapatıp,yine caminin önündeki metruk bina istimlak edilerek,yan taraftaki parkıda içine alan altı dükkan ya da otopark olacak güzel bir proje,bu konuda daha güzel nasıl oluru istişare ederiz.
Ayrıca Değirmencik yolu üzerindeki yeni mezarlığa defin işlemleri başladı.,orada bir gasilhane yapılmıştı,çalışmıyor.
Ayrıca mezarlıkta ne oturacak bir tabura ne de bir gölgelik var.Millet ayakta bu sıcağın alnında defin yapıp Kur'an dinliyor.
   Çok basit şeyleri bile yapmıyoruz artık,bunları yetkililerden bir an ance talep ediyoruz.
Birde o yeni mezarlığın yolunu genişletelim biraz,iki araç yanyana geçemediği gibi,dönüş alanlarıda yok.
   İşte biz tekrar gündeme getirdik,bakalım yetkililer dikkate alacaklar mı?
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat 
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.

21 Temmuz 2024 Pazar

Bu Fetöcüler bizden daha güçlü.

   
Kıymetli okuyucularım !
Biz köşe yazarları,gazeteciler gördüğümüzü,duyduğumuzu,masa altında fiskos konuşulanları masanın üstüne,halkın göreceği bir pozisyona getirip,halkın dikkatine sunmak ve yorumlamaktır.
   Fetö hain darbe girişiminin üzerinden sekiz yıl geçti.
Hükümet ve devlet bu hain darbe gününü unutturmamak amacıyla her yıl çeşitli etkinlikler düzenliyor.
Hatta 15 Temmez'u resmi tatil bile ilan etti.
   Benim gözlemim şudur ki, o tarihten bu güne bu konuya hassasiyet azaldı.
İnsanlar ilgisiz,duyarsız,hatta bu konuya inançsız,inanmıyor. Hatta bunu bir sanaryo diyenler bile mevcut.
  Malesef yıllar geçtikçe o helikopterlerle, uçaklarla,tanklarla insanlara ateş eden,devlet kurumlarını işgal eden,vatandaşları şehit eden o kara tabloların yerini,tüm bunlar sanaryo idi,kontrollü darbeydi diyen insanlar aldı.
Neden?
Çünkü sanki bu darbe girişimi Ak Parti iktidarına karşı yapıldı algısı oluşturuldu.
Muhalefet ve AK Parti karşıtları
bu fetöcülere ve PKK lılara pasif direniş gösterdiler.
AK Parti'nin oyu düştükcede Fetö ve PKK karşıtlığı azalmaya başladı.
Bunun sonucu olarakta bu yıl 15 Temmuz Şehitleri anma ve demokrasi bayramı çok sönük geçti.
Koskaca Ferizli ilçesinde merkez camiden alana yürüyen 100 kişi civarında bir kalabalık vardı.Bunlarda birkaç belediye personeli,birkaç din görevlisi,emniyet mensubu ve Ak Partili, MHP'li ve İyi Parti'li yöneticiler ile bizim gibi konuya duyarlı birkaç vatandaş.
  Son söz olarak şunu belirtmeliyim ki, organizasyondan sorumlu yetkili kişiler " iş olsun çuval dolsun" kabilinden yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı olsa gerek sınıfta kaldılar.
Alanda 24 mahalle muhtarından sadece Yeni Mahalle muhtarı Sami Yılmaz'ı gördüm.Bu ilçede 200 ün üstünde öğretmen,70 seksen din görevlisi,bir o kadar belediye ve kaymakamlık çalışanı ve kamu görevlisi ile sivil toplum örgütü ve yöneticileri ile 35 bin vatandaş mevcut; tüm bunlardan alana gelen sadece Yüz kişi civarı.
Malesef gerçek bu,kim ne derse desin ne düşünürse düşünsün ben bu tahlilde şu noktaya geldim.
Bu memlekette Fetöcüler ve fetö seviciler,bizden çok fazla.
Aralarındaki samimiyette bizden çok çok iyi.
Yüz kişi ile yürümek program yapmak ise bunların ekmeğine yağ sürer.
İnanın bu hainler bu şekilde bizi görünce kıçı ile gülmüşlerdir.
Hassas konularda hassasiyet göstermeyenlere yazıklar olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Ertan CİMBAT
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi 

   
   

9 Temmuz 2024 Salı

EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI NE KADAR OLACAK.

.     Her altı ayda bir emekli maaşlarının ne kadar olacağı gündemi meşgul eder.
Emeklilerin toplu sözleşme yapacak bir sendikası olmadığı için,tamamen hükümetlerin insafına terk edilmişlerdir.
    Bu yüzden 2012 yılında en alt seviyeden emekli olduğum halde,yinede asgari ücretten %40 daha fazla maaş alıyordum.
Yıllar geldi geçti.Asgari ücretli bizi %70 geçip,biz on bin TL alırken,asgari ücretli on yedi bin alıyor.
Yıllardan bu yana emekliyi nasıl yontarız,maaşını nasıl kırparız onun hesabı yapıldı.
Adam muhtarın doldurduğu SSK başvuru formuyla hiç para ödemeden devletin verdiği krediyle emekli olmuş,benimle aynı maaşı alıyor.
EYT lilere emeklilik isteriz diye hükümete baskı yapıp 38,40 yaşında emekli olanlar bizimle aynı parayı alıyor,veya bin lira az alıyor.
Yani 12 yıl önce emekli olanda,yukarıda saydıklarımda aynı ücreti alıyor.
    Şimdi hükümet kök ücreti zamlarla on bin liraya ulaşamayanlar için bir iyileştirme yapacağını açıkladı.
Tabi ki yapılsın,gözümüz yok.
Bu zamlarla maaşı 10500,11 bin seviyelerinde olanlara neden birşey düşünülmüyor.
Birde bunlar on,oniki senedir emekli hep kıt kanaat geçinip bu günlere gelmişler.
25,30 bin hatta daha fazlasını alan emeklilerimiz var.bunlara birşey demiyorum.Allah versin.
  Açlık sınırı 17.725 TL imiş.
Sizin emeklilere verdiğiniz On bin lira tabelada yazan o.
Sakın rakam oyunlarıyla emeklileri aldattığınızı sanmayın.Herkes her şeyin farkında.
Devletin memuru 50 bin en düşük maaş alırken, sizin emekliye reva gördüğünüz on bin liranın altı üstü karmaşası.
Sen emekline,yaşlına,sahip çıkmazsan o sana niye sahip çıksın ki..?
Son yerel seçimlerde emeklilerin yarısı iktidara oy vermedi,sandığa gitmedi.
Böyle devam ederse gelecek seçimlerde tamamı hükümete tavır koyar,yinede siz bilirsiniz.
Mevcut çalışanlar emekli olmayı hiç düşünmüyor.Neden?
Çünkü arada çok fark var,niye emekli olsun ki...?
Temmuz'da emekli ve memur maaşları zam alacağı kanunla belirlenmişken muhalefetin asgari ücrete zam tartışmaları başlatması olayı sulandırmaktan başka bir işe yaramıyor.
 Bu işin hakkaniyetli.asgari ücretin altında maaş alan emeklilerin kök maaşları enflesyon oranında artırılıp,herkese aynı oranda ek ücret vermelidir(herkese 4000 lira gibi)
Tabi niyet vermek ise, mutlaka adaletli bir yol bulunur.
Bulunmazise emekliler boğuluyor bilesiniz.
Emikliye verdiğiniz bir aylık ücret,sizin bir öğün yemek paranız olduğunuda biliyoruz.
Emeklileri bunamış sanmayın.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla
Ertan Cimbat
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.
 

4 Temmuz 2024 Perşembe

AKLINIZI BAŞINIZA ALIN



  
  Kıymetli okuyucularım.
Bu yazımda sizlere Ferizli'de bir kaç aydır konuşulan bir konuyu yazacağım.
    Neymiş Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar Ferizli'li muhtarları makamından kovmuşmuş.
  Bunu ilk duyduğumda fazla itibar etmemiş,bunun ya bir algı,ya da karşılıklı bir duygusallık olabileceğiňi düşündüm.
Hatta o günlerde bir kaç muhtarla bu konuyu konuştuğumda bunun karşılıklı bir duygusallık olduğu kararına vardım.
     Konu şu: Ferizli'li muhtarlar  dernek başkanlarıyla birlikte Büyükşehir Belediye Baskanı Yusuf Alemdar'dan  randevu talep ederler,kendilerine randevu verilir.
Randevu günü geldiğinde önce Saski'ye uğrarlar,orada ileri geri tartışmalar olur.
Bilahere Büyükşehir'e geçilir.
Ancak bizim mahalle muhtarlarımızın seçimlerde ki ikircikli tavırlarını ve yüzde sekseninin Ak Parti Adayı İsmail Gündoğdu karşıtı olduğunu Ferizli'de herkes bilir.
Tabidir ki bunu Yusuf Alemdarda biliyordur.
   Muhtarları makamına alan Yusuf Alemdar, hoş beş,tebrik ve hayırlı olsun dileklerinden sonra,biraz espiri birazda sitemkar bir biçimde,
"Ferizli'de bizi yatırdınız" gibi bir ifade kullanır.
Muhtarlardan biri "Başkanım İsmail gündoğdu deyip başlar İsmail Gündoğdu ile ilgili belki haklı eleştiriler getirmeye.
Biz büyükşehirde size oy verdik diyerekte Yusuf Başkan'dan takdir alacaklarını sanırlar.
Diğer muhtarlarında bu eleştirileri desteklemeleri üzerine,Başkan Yusuf Alemdar'ın Bizi yatırdınız" ifadesi,muhtarların çoğu tarafından naklen tescillenmiş olur.
Sonuçta seçimi kaybeden kendi partisinin adayıdır.
Bunun üzerine Yusuf Başkan'nın özel kalemi içeri girip sırada bekleyenlerin olduğunu söyleyince,başkan heyetle vedalaşıp görüşmeyi sonlandırır.
   Bunun üzerine muhtarlarımız,dışarı çıkar çıkmaz "Yusuf Alemdar bizi kovdu"
Yusuf Alemdar bize bir çay bile söylemedi" gibi ifadeler kullanıp,bunu önüne gelene anlatıp algı yapmaya başlarlar.
   Bakın sevgili muhtarlarımız,siz bir mahallenin seçilmiş temsilcileri siniz,her ne kadar yetkileriniz Büyükşehir kanunu ile sınırlandırılmış olsada,sonuç olarak halk tarafından seçilmiş olmanız benim için değerli olduğu kadar,herkesin buna saygı göstermesi gerekir.
Ancak mahallelerinde farklı partilerden oy alarak seçilen muhtarların,particilik yapmaları,herhangi bir adayı açıktan desteklemeleri ve politize olmaları kesinlikle hoş bir durum değildir.
    Helede desteklediği adayın seçimi kazanmasıyla havalara girip,gidip büyükşehir belediye başkanına akıl vermeleri,burnundan kıl aldırmayacak hareketlerde bulunmaları hem kendilerine,hem mahallesine,hemde ilçesine zarar verir.
    Her insan duygusallık gösterebilir,ama bunu ifade ederken sadece kendin olmadığını,mahalleni,ilçeni düşünmen gerektiğini aklından çıkarmayacaksın.
    Sonuçta bu ilin hizmet kurumlarının en büyüğü Büyükşehir Belediye Başkanlığıdır.
    Sizler mahallenizdeki eksikleri gidermek,hizmet almak için hem Ferizli Belediyesine,hem Büyükşehir Belediyesine,hemde hükümet kurumla ihtiyacınız var.
   İnsan hata yapar,hatadan dönmek erdemliktir.
Özür dilemek,barış sağlamak ise herkes için kazanımdır.
    Bir yazar, bir abi,bir arkadaşınız olarak benden söylemesi.
Dinlerseniz biz seçmenlerinizi memnun etmiş olursunuz.
Yoksa ortalıkta yalancı pehlivan gibi dolaşırsınız.
Aklınızı başınıza alın.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.




    

25 Haziran 2024 Salı

ARDA GÜLER RÜZGÂRI

  
  Futbol toplumları etkileyen ve geniş kitleleri meşgul eden bir spordur.
Birçok bilim adamı ve siyaset adamı, insanları trübünlere çekerek toplumsal hadiselerin ve sıkıntıların unutturulduğunu ve oyalandıklarını söylerler.
     Birçok toplumsal mesajda insanların heyecanlı ve kalabalık olduğu ve milyonların etkilendiği bu yerlerden verilir.
    Yıllarca televizyonlarda futbol oynayan çocukların dövmeli vucutlarını,kılıç faul,saç tipi,değişik inanışlarda hareketler,haç çıkarma,iki parmamağını havaya kaldırıp gökyüzüne bakmalar bunlar bir türlü toplumu etgileyen ve topluma sirayet eden şeylerdi.
     Şimdi Arda Güler diye bir türk genci dünyanın en büyük kulüplerinden Real Madrid'te gol atınca bir elini kalbinin üzerine koyup diğer elini işaret parmağını havaya kaldırarak bir gol sevinci  yapıyor.
Çömelerek su içiyor.
Başta bu işareti anlamayanlar Arda'nın "Ben bunu inancım gereği yapıyorum.Ben herşeyin Allah'tan geldiğine inanıyor,tevekkül ediyorum" açıklamasıyla Arda'ya eteş etmeye başladılar.
Bu örümcek kafalılar Arda'ya "çöl bedevisi" gençliğinin en büyük hatasını yaptı dediler.
Cömelerek su içmesine ise "tarikat geleneklerini yansıtıyor" dediler.
   
   Onlar kıçını yırta dursun Arda tüm dünyanın ve özellikle müslüman ülkelerin sevgilisi oldu bu işaretide  sembol oldu.
Artık bir çok ünlü futbolcu Ruduger,Embabbe,Yusuf Mokoku gibi ünlü futbolcularda bu işareti yapmaya başladı.
   
Allah bir kişi ile isterse neleri insanlara sevdiriyor görüyormusunuz? O yüzden ben ne yapabilirim ki,ben bir başımayım elimden ne gelir dememek lazım.
Arda'ya yardım ettiği gibi,
Allah bu manada çalışanlara yardımcı olacağını vaad ediyor.
     Ülkemizde nadirde olsa çıkan Arda Güler gibi gençlerimize sahip çıkalım.
Onların arkasında durup destekleyelim.
Böyle sembol isimlere gerçekten çok çok ihtiyacımız var.
Ne diyelim Allah sayılarını artırsın.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya AHBAR İnternet Gazetesi.


15 Haziran 2024 Cumartesi

BİR İKAZ OLABİLİR Mİ?




  Yarın bayram,herkesin bir planı düşüncesi var.
Ben ise dün yağan doluyu düşünüyorum.
Resimde gördüğünüz dolu,ne kadar pürüzsüz,yusyuvarlak,sanki tornadan çıkmış gibi...
Kim verdi ki ona bu şekli...?
Bu dolu, araçlarımıza mahsulümüze,büyük zararlar verdi.Ben onda da değilim,bu şekile takıldım kaldım.
61 yaşına geldim bu kadar büyük bir dolu yağışına raslamadım.
  Son yıllarda devamlı musubetlerle karşılaşıyoruz neden acaba...?
Allah,Kur'an-ı Kerim'de "Hiç akletmiyor musunuz"
"Hiç düşünmüyormusunuz" diye bizlere devamlı ikazda bulunuyor.
Halimize,çocuklarımızın haline,aile hayatımıza,sokaklara,okullara,üniversitelere şöyle bir bakın dostlar,Allah aşkına, Allahın memnun olacağı bir durum var mı?
Bırakın memnuniyeti adeta Allah ile savaşıyoruz,onun emirlerini küçümsüyoruz.
Sosyal medyada, bayram,kandil ve cuma kutlamalarıyla müslümanlığımızı yaşıyoruz zannedip kendimizi aldatıyoruz.
Bu mezuniyet kutlamalarında çocuklarımızı çırılçıplak soyup hazirunun önüne getirenler kim.?
Mevzuat gereği,Gebze'de dekolte kıyafetle öğrencilerin okula girmesine müsade etmeyen okul müdürüne saldıran velileri,sendikaları,partileri gördünüz değil mi...?
Yoksa sizde mı okul müdürüne kızdınız...?
Artık düğünlerde kapalı gelinlik giymek ayıplanır oldu.
Malesef istisnalar hariç tüm gelinler ve gelinlikler dekolte,
herşey meydanda olacak,ne olacak ki...?
İnsan ömründe bir defa gelin oluyor,onlar genç,senin gibi düşünmez ki gibi kabullenmen için yapılan mahalle baskıları...
Bunu feraceleri ve kapalı annelerede kabul ettirdiler artık.
    Ben ençok şu damat diye o tip gelinlerin yanına dikilip gülücükler ile mutluluk pozu verip,kendine ayit olan birini milletin önünde soyup,bunu nasıl kabullendiklerine şaşıyorum...?
Şimdi bazı okurlarım seni ne alakadar eder,herkesin günahı düşüncesi kendine diyebilir.
Öyle değil o işler.bu tespitlerim son beş,on yıldır çoğaldı.
Unutmayın Atalarımız "üzüm üzüme baka baka kararır"demişler.
Eğer beni o tip düğünlere davet ediyorsan beni ilgilendirir arkadaş.
Yukarıdada anlattığım gibi başımıza tornadan çıkmış misket gibi yusyuvarlak taşlar(dolu) yağıyor.
Böyle devam etmemiz halinde daha başka şeyler de gönderecek bunu gönderen.
Ben bunun bir ikaz olduğuna inanıyorum.
Bu yüzden bu tip düğünlere ve törenlere davetli olsamda katılmama kararı alıyorum.
Eğer tavır koymazsak bu tüm toplumu saracaktır.
Gebzeli müdür gibi herkes birşeyler yapmalı,yapamıyorsa tavır koymalı,kalben buğz etmeli.
Bu işler düzelmez deyip ümitsizliğe kapılmadan mücadele edilmelidir.
Korkmayın Allah'la savaşanlar asla galip gelemez 
"İnanıyorsanız siz üstünsünüz"
Allah yardımcımız olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi



8 Haziran 2024 Cumartesi

AK PARTİ NEDEN GERİLİYOR.

  



2002 yılında kurulan AK Parti ilk on yıl yükselme dönemi ondan sonraki beş yıl duraklama dönemi ve son beş yılda gerileme dönemi yaşıyor.

Lafı fazla uzatmadan  niçin gerileme dönemine girildiğini maddeler halinde yazayım.

1- Değişim ve gençleştirme adı altında deneyimi olmayan,AK Parti misyonunu bilmeyen kişileri,parti teşkilatlarına, belediye başkanlıklarına ve milletvekilliklerine getirdiler.

2-Her atanan ilçe başkanı ve belediye başkanı kendinden önce görev yapanları ekipleriyle beraber partiden tamamen tasfiye etti.

3-Seçilen her belediye başkanı ilçe başkanı,il başkanı ve milletvekilleri siyaseti sadece teşkilatlarda bayramdan bayrama,seçimden seçime yaptı.Halkın içine girmedi.

4-Görev alan arkadaşlar halkı düşüneceği yerde,kendini, cebini ve ikbalini düşünerek işini,aşını büyüttü,halka ilgisiz kaldı.

5-AK Parti'de görev almak,zenginleşmek,bal tutan parmağını yalamak olarak algılandı.

6-Partiyi yönetenler parti programından bir haber şekilde sadece onu oraya getirenlere biat etti.

7-AK Parti'de adamcılık hastalığı benim adamım,benim hemşerim,benim yakınım olsun nasıl olsa kazanıyoruz havası oluştu.

8-Her yeni gelen eskileri saf dışı bırakınca parti içten içe eskiler ve yeniler savaşına başladı.Hatta mevcudu başarısız kılmak için başka partilerle el altından iş birlikleri yapıldı.

9-Partiyi ele geçiren kapitaller ve dürüst partililer arasında bir güven bunalımı oluştu.Özellikle muhafazakar kesimde bu benim partim olamaz kaygısı oluştu.Hatta yaptıkları eleştiri ve ikazlar her zaman duvara tosladı.

10-Parti gelinen noktada Asiller ve kuntakinteler olarak ikiye ayrıldı.

  31 Mart yerel seçimleri  AK Parti'nin asillerine,kapitallerine,ben ne dersem o olur diyenlere,partide ezilen,horlanan,ayağı çamurlu,gerçekten partiyi seven dürüst insanların yani kuntakintelerin isyanıdır.

   Bunu görmemek  imkansızdır.Bir yazar olarak son on yıldır gittiğim her ilde,her ilçede, her köyde,her mahallede ben bunları net olarak gördüm,görüyordum.

Bir pratisyen siyasetçinin bile sahada dolaştığında görebileceği bu tesbitleri sanırım AK Parti'nin Ordinaryüs üst yönetimleride görüyordur.

Ne mi olacak...?

O benim işim değil,herkes işini yapacak.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.

Ertan CİMBAT

Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.



18 Mayıs 2022 Çarşamba

19 MAYIS 2014'TE BAŞLADIĞIMIZ KÖŞE YAZARLIĞINI BUGÜN 19 MAYIS 2022'DE SONLANDIRIYORUZ.


     Çok kıymetli okuyucularım!

   Bugün 19 Mayıs,bu tarih benim için iki mana ifade ediyor.
Birincisi Gençlik ve spor bayramı olması,bugün geldiğinde liseli günlerimiz aklıma gelir.Günlerce bu günde yapacağımız sportif hareketlere hazırlanır ve bugün geldiğinde halkın ve protokolün önünde icra ederdik.
İkincisi ise bu tarihte ilk defa köşe yazarlığına başlayıp ilk köşe yazımızı yazdık 
     O günden bu güne tam sekiz yıl olmuş birçok konuda yaklaşık 1200 köşe yazısı yazmışız.
Köşe yazarları genel olarak eleştirel yazılar yazdığımız için kimseye yaranamazsınız ve kimsenin  hoşuna gitmez.
Bu yüzden gücü elinde bulunduran otoritelerle ve onların yalakalarıyla devamlı çatışma içersinde kaldık.
Mahkeme kapıları dahil sosyolojik ve psikolojik hatta ekonomik bir yığın sorunlar yaşadık.
Yazar nedir?,köşe yazısı nedir?bilmeyen,hatta bunu Fecabook paylaşımı sanan cahil cuhalayla,biberon çocuklarıyla da uğraşmak zorunda kaldık.
Ama hiç bir durum bizi çizgimizden saptırmadı. Ne gördüysek,ne biliyorsak açık açık yazdık,halkımızı bilgilendirdik.
Sekiz yıldır yazdığım yazılar karşılığında kimseden ne bir ücret,ne de bir paye istemedik işimizi meccanen yaptık.
    Beni en çok üzen,en haklı ve doğru olan yazılarımızda bile birilerine dokunuyor diye, Bana tavır koyup,selamı sabahı kesmeleri oldu.
Hatta herkesin yazdığım yazının yanında olmasını beklediğim hassas konularda bile,tam tersi bazı ilkel mulahazalarla karşı tarafta ve yazılarımızın karşısında oldular.
Yazılarımızı kendi sosyal medya sayfalarında beğenen,yorum yapan ve paylaşan kişilere mobing bile uygulayacak kadar ileri gittiler.
Birçok okurum biliyor ki benim yazılarımda ilgili kişisel bir beklentim asla olmadı.
Ben yazılarımda ülkemin,şehrinin ve ilçenin menfaatlerini koruyup kollamaya çalıştım.
Ne yazık ki sekiz yılın sonunda geldiğimiz nokta bizi sahiplenen sekiz kişi bile kalmadı.
Ne acıdır ki dün birilerini eleştirip,yanlışlarını yazarken,beni telefonla arayıp tebrik edenler,bugün yazılarımıza tahammül edemiyorlar.Tebrik konusunda bir bakıyorsun roller değişiyor. 
Kısaca bizim yazılarımıza herkes işine geldiği gibi bakıyor.
Şunu da gururla söylemeliyim ki bu sekiz yıllık sürede yazdığım yazılarla birçok yanlışın düzelmesine,birçok gizli yürütülen karanlık işlerin ortaya çıkmasına sebep olduk.
Gündeme getirdiğimiz konularda olumlu yönde gelişmeler oldu.Hiç kimsenin cesaret edemediği konuları gündeme taşıdık ve sonuçlar aldık.
Ferizli ilçemizde medya iletişim mezunu tek köşe yazarıydık.
Ama gelinen noktada doğrucu davut olmanın bir anlamının olmadığı kanaatine vardım.
Doğrunun sahibi olmadığı sonucuna vardım.
Eğer insanlar doğruya sahip çıkmayacaksa,birilerinin onlar için mücadele etmesine gerekte yok.
Bu sekiz yıl içinde yazdığımız köşe yazılarında hakkına girmiş olduğum herkesten helallik istiyorum.
Benden yana olan haklarımı helal ediyorum.
Yazarlığa başladığım bir 19 Mayıs (2014) günüydü.
Bugün yine 19 Mayıs (2022) köşe yazarlığımı sonlandırıyorum.
Hayırlısı olsun.
Allah"a emanet olun.
Saygılarımla.

4 Mayıs 2022 Çarşamba

VEFA YEMEĞİNDE VEFASIZLIK MI YAPILDI?

    Yazıma başlarken siz okurlarımın mübarek Ramazan Bayramı'nı kutluyorum.
Ramazan ayı münasebetiyle yazılarımıza ara verdik.
Nedeni ise köşe yazarları olarak bizler daha çok eleştiri yazıları yazıyoruz.
Bunu yaparken bulunduğumuz toplumun aksayan yönlerini ve idare eden yöneticileri halk adına takip etme ve ikaz etme görevlerimiz var.
Herkes nefsine hoş gelen şeyleri duymak istediğinden eleştirel yazılar genelde kimsenin hoşuna gitmiyor.
  Bu yüzden Ramazan ayı boyunca kimseyi üzmeyelim eleştirmeyelim diye yazılarımıza ara verdik.
  Artık Ramazan bitti bayramıda yaptık hayat devam ediyor.Yavaş yavaş yazılara başlayalım.
  Ramazan ayı boyunca ilçemizde birçok kişi iftar verdi.
Bireysel verenler olduğu gibi Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu'da birçok guruba toplu iftarlar verdi.
Bunların en beğenileni Ferizli'ye hizmeti bulunan Eski Belediye Başkanları,belediye meclis üyeleri,ilçe başkanlarının katılımıyla gerçekleşen iftardı. 
Ben bu ahde vefayı çok anlamlı buldum ve taktir ettim.
Özellikle muhalif partilerden katılım çok iyiydi.
Ancak böyle davetler yapılırken çok dikkat edilmeli aynı konumdaki kişiler hiç atlanmamalı;hatta tavır konulup davet edilmemezlik yapılmamalı.
Ne demek istiyorum?
Bu yemekte göremediğim bazı kişilere sen niye katılmadın diye sorduğumda?
Davet edilmedik? dediler.
Neden? Diye sordum 
Bilmiyoruz...dediler.
Ayrıca Sinanoğlu ve Gölkent belediyesinde görev almış hiç bir yetkili buraya davet edilmemiş.
Neden edilmediğini ben bilemem ama davet edilmeliydi diye düşünüyorum.
Bu belediyeler kapatıldı ama hükmü şahsiyetleri Ferizli Belediyesi tarafından temsil ediliyor.
Demem o ki geriye doğru bir aktivite yapıyorsanız geçmişteki bu belediyeleride temsil eden kişilere davet çıkarmanız gerekirdi.
   Bunları yok sayarsanız, onlarda haklı olarak kendini dışlanmış hissedip Gölkent gibi "Biz ilçe olmak istiyoruz"diye ortaya çıkarlar.
Atalarımız "Sinek mundar değil ama mide bulandırır"demişler.
Burada  vefa buluşması yapılırken bir taraftanda vefasızlık yapılmış.
Ben bu durumun iç yüzünü, neden davet edilmediklerini bilemiyorum.
Bir açıklama olursa bizde öğrenmiş olacağız.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.

19 Nisan 2022 Salı

MİLLET İTTİFAKININ SÜRPRİZ ADAYI BÜLENT ARINÇ MI?

 
 
 Son günlerde herkesin merakı millet ittifakının başkan adayı kim olacağı.
Gerçi adayı açıklamadan gündemi meşgul etmek iyi bir taktik olsada, bunun her geçen gün ittifakın aleyhine bir durum olduğu konuşuluyor.
   Gerçi adayın belirlenip açıklanmadığı mı?yoksa aday konusunda hala bir uzlaşı sağlanıp belirlenemediği mi? konusu muamma...
   Ancak dışardan bakıldığında aday konusunda altılı masa hala anlaşamadı.
Ancak masaya bazı isimlerin gelip gittiği ve bu isimler üzerinde görüş alışverişi yapıldığı gibi belirtiler yok değil.
   Millet ittifakı özellikle milliyetçi muhafazakar tabandan oy alabilecek bir aday belirlenmesi,devlet tecrübesi olan ve parlementer sisteme geçecek birini arıyor.
Tabi seçimide alabilecek biri..
   Chp genel başkanı bu millet ittifakının amiral gemisi olarak kendisinin aday olarak gösterilmesini isterken,
Bu ittifakın ikinci büyük partisi İyi Parti asla Kılıçtaroğlu'nu istemiyor.Onlar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nu,o olmazsa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı istiyor.
Demokrat Parti Genel başkanı Gültekin Uysal Ak parti ile siyaset yapmış biri aday olamaz diyor.
Sanırım Deva ve Gelecek Parti başkanları Cumhurbaşkanı adaylığından çok meclise birkaç milletvekili nasıl sokarız onun hesabını yapıyor.
   Masadaki çıkmazı ve uyumsuzluğu açığa vuran ise Saadet Partisi Genel Başkanı  Karamollaoğlu oldu.
"Üçüncü bir ittifak olabilir" diyerek.
Sizin anlayacağınız masada işler karışmış gözüküyor.
Gerçi ben bu masayı yöneten bir üst akılın olduğunu ve bu masadan kalkmanın biraz zor olduğunu düşünüyorum.
   Masada tam bir mutabakat oluşmayınca üst akıl masaya yeni bir altarnatif koyup onu denemek ister mi? ister...
İşte bu altarnatif isim bir haftadan bu yana hükümeti eleştirmeye başlayan Chp'nin oyu artıyor diyerek masaya mavi boncuk gönderen kişi...
Daha öncede maaşının yarısını paralel yapının  madurlarına dağıttığını söyleyen Ak Parti'yi içerden vurmak için bekleyen kişi...
Bence olur mu? olur.
Bugün gurup konuşmasında Kılıçtaroğlunun Arınç'a methiyeler düzmesinden biraz şüphelenmedi değilim.
Çünkü milliyetçi muhafazakarlardan oy alabilecek, devlet tecrübesi olan, yaş itibariylede ne denirse yapıp üst akıla da itaatkar ve emireli biri olması dolayısıyla altılı masanın üzerinde uzlaşacağı bir isim olabilir.Belkide onun adaylığına karar verilmişte olabilir.
Bu ortaya koyduğu hareketler belkide ısınma hareketleridir.
Siz Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener'i  izlemeye devam edin.
İkiside makam düşkünü yeterki önüne böyle bir firsat çıksın.
Hiç biri böyle bir fırsatı tepmez.
Seçimi alıp alamayacağı mı?
Ona halkımız karar verir.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.


12 Nisan 2022 Salı

TEBRİKLER ŞAMPİYON FERİZLI 2011 SPOR


 

Tebrikler  Ferizli 2011 spor.

1.Amatör lig play of maçlarını kazanarak namağlup şampiyon olan Ferizli 2011 spor futbol takımımızı tebrik ediyorum.

Başta kulüp başkanımız Sinan Gülmez'i futbolcularımızı,teknikdirektörümüzü ve desteğini esirgemeyen seyircilerimizi ve yönetimi kutluyorum.

   Bundan sonraki süper amatör liginde ve inanıyoruz ki bal liginde başarılar diliyorum.

   Sinan başkanla yakalanan bu ahengin ve uyumun devamını diliyorum.

  Ayrıca her maçta fedakarca cefakar bir görev yapan Halk muhabiri Sefa Yıldız Bey'i ayrıca tebrik ediyorum.

  Birçok maçta tribünde yer alıp takıma destek olan ilçe protokolünü, başta ilçe kaymakamı ve belediye başkanı ve daire müdürlerini tebrik ediyorum.

   Çok sıkıntılı süreçlerden geçtiğimiz bu günlerde bu şampiyonluk Ferizli ilçemize ilaç gibi geldi.

  Sağolasınız çocuklar.

Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.


8 Nisan 2022 Cuma

SEÇİM AREFESİNDE İYİ PARTİDE İLGİNÇ GELİŞMELER

   Şunun şurasında seçimlere 14 ay gibi bir süre kaldı.
Partiler ve adaylar yavaş yavaş peşrev çekmeye başladılar bile.
  Cumhur ittifakında şimdilik bir sıkıntı görünmüyor.
Millet ittifakı ise her seçim de olduğu gibi birçok partinin uzlaşısıyla oluşturulmaya çalışılıyor.Birbiriyle pek benzerliği olmayan bu partilerin her konuda uzlaşıp uzlaşamayacağı konusunu bekleyip göreceğiz.
    Bu arada her iki ittifak partilerinde ilginç gelişmeler oluyor.
En güncel olanından başlarsak İYİ partide neler olduğuna bir bakalım.
Partilerde bazı insanlar vardır katalizör görevi yaparlar o insan o partide diye birçok insan partiye kayıtsız şartsız bağlanır.Hatta bu parti yanlış olsa bile,bu partide o olmaz diye düşünür.
   Milliyetçi ve ülkücü bir parti olan MHP 'den ayrılıp yeni bir parti kuran İYİ Partide de böyle insanlar var.
Mesela,D.Musavat Dervişoğlu tam bir otorite ve ağır bir abi.
Koray Aydın,Teskilatçı ve devlet deneyimini sahip bir tecrübe.
Yavuz Ağıralioğlu,Bilgi birikimi yüksek iyi bir munazaracı,savunmu yeteneği çok yüksek.
Nuri Okutan,Devlet sistemini iyi bilen yetişmiş idealist bir kişilik.
   Birçok insan partisinden vazgeçip İyi Parti'ye oy verecek olsa bu insanları taktir edip beğendiği ve güvendiği için oy verir,veriyor zaten.
Özellikle muhafazakar seçmen Anıtkabire gidip "iman tazelemeye geldik diyen,Pkk'lı Selahattin Demirtaşla yemek yerim diyen Fetoculara af getirmeyi düşünenlerle ortaklık kurmaya çalışan Meral hanım için kimse iyi partiye gelmez.
   Meral Hanım'da bunu fark etmiş olmalı ki partiye getirisi olan adamlarla oynamaya onları rencide etmeye başladı.
Yukarıdaki ismini saydığım kişilerden Musavat Dervişoğlu haricindekilerin tamamını görevlerinden aldı yada görevini değiştirdi.
Ben ençok Yavuz Ağıralioğluna üzüldüm.Bütün televizyon kanallarında davasını ve partisini canhıraş bir şekilde savunan bu insanı arkadan vurdular.
Koray Aydın'a da bir elense çekip nabzını ölçüyorlar.
Nuri Okutan'ı da kızağa çektiler.
     Kısaca İYİ Parti'de acayip işler oluyor.
MHP'de Bahçelinin karşısına çıkan dört adaydan Sinan Oğan'ı saymazsak.
Ümit Özdağ'dan sonra, sıranın Koray Aydın'a ve diğer potansiyel kişilere geldiği görülüyor.
Grup toplantısında grup başkanvekili Musavat Dervişoğlunun endişeleri gözlerinden ve vucut dilinden okunuyordu.Genel başkana bakmıyor alkışta tutmuyordu.
   Belkide Ağıralioğlu istifa edecekti ama onu istifadan vazgeçirenler partinin ana misyonunu temsil eden milliyetci ve manivayatcı bu gruptu.
Kısacası Meral Hanım bu hamleyle taşları yerinden oynattı.
Fikrini ve zikrini açık açık ortaya koydu.
Şimdilik bu aşağılamalar ve görevden almalar sineye çekildi.
Yalnız İyi Parti'de birçok kişi içine patladı.
Bu içerdeki yanmanın ve patlamanın ne zaman dışarı çıkacağını hep beraber göreceğiz.
Belkide Genel başkan Meral hanımın en sıkıştığı anda, ya da hatalı bir karar verdiği anda.Ya da tam seçime giderken bunların hepsi olası şeyler.
Benim görüşüm, bu hareketten sonra bu partiden ya Meral Hanım gider.Ya da bu ismi geçen kişiler gider.
Bunun adı siyasette güven bunalımıdır.
Bunalım iki taraftan birileri gitmeden çözülmez.
Bunun Millet ittifakında karar alma süreçlerindede etkisi olacaktır.
İyi Parti'de çok sesliliğe hazır olun.
Son olarak tüm bu yapılanlara kılıf olarak gençleştirme yalanına sarılıyorlar.Kendileri kaç yaşında bunların!
Hepsi alavere, dalavere Bekleyip görmek lazım.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.

6 Nisan 2022 Çarşamba

ALİ ELMACI HOCA ve SÖNMEZ IŞIK

 


     Ferizli Sönmez Işık camisi bundan tam 20 yıl önce 2002'de İstanbul'lu hayırsever bir bayanın katkılarıyla yaptırılmış bir camimizdir.
    Kendi arazisini cami yeri için bağışlayan mahalle halkından Ali Durmaz'ın arazisinde yapılan bu caminin biraz kenar mahalleye yapılması o günlerde birazda eleştiri konusu olmuştu.Gelinen noktada bu bölgede hızlı bir yapılaşma ve nufus artışı gözlenmektedir.
    Caminin açılışıyla birlikte bu camiye imamhatip olarak atanan Ali Elmacı ömrünün sonuna kadar bu camideki ışığı söndürmemek için mücadele etti.
    Camiye arasıra namaz kılmaya gittiğimde müdavim üç kişi cemaati vardı.
Bunlar  Remzi Tahtacı,Hasan Durmaz ve Helim Yetkin'di.
Bu büyüklerimiz zaman içinde ahirete göç edince camide malesef vakit namazlarında cemaat kalmadı.
Ali hocamız bu konudan çok müzdaripti.
Yalnız Cuma namazlarında özellikle Ferizli bürokrasisinin tercih ettiği bir camiydi.
Ali hocam hiçbir zaman şevkini kırmadan,özellikle gençler ve çocukların din öğretimi konusunda durmadan çalıştı. 
Her türlü sosyal etkinliğe katılır, her davete icabet eder o güzel sesiyle aşırlar ve ilahiler okurdu.
    Kızımın düğününde sahne organizasyonu ve sunuculuk teklifimi kabul etmiş,düğün bittiğinde bu görevi bana verdiğin için sana teşekkür ederim demişti.Ben teşekkür edeceğime o bana teşekkür etme inceliğini göstermişti.
İlk defa yaptığı böyle bir iş için çok memnun olmuştu.
Tüm imamlarla ayrı ayrı hukukum vardır.Ancak Ali hocayla geldiği günden beri hep özel bir hukukum vardı.
Birbirimizi Allah için severdik.
Bir yıl önce o illet hastalığa yakalandığını duyunca çok üzüldüm.Yüzyüze,gözgöze gelip içim acımasın diye biraz uzak durmaya çalıştım.
Son aylarda onu eşiyle yürüyüşler yaparken çok kilo kaybetmiş olarak uzaktan izledim.
En son bir ay kadar önce ilçemizin sevilen abilerimizden İsmet Tiryaki'nin cenazesinde tabutun başında insanlara vaaz ve nasihat ederken dinledim.
Belkide ölümünün yakın olduğunu bilerek.
Sanırım son dakikaya kadar görevinden ayrılmadı.Cenazelere,mevlitlere katılıp görevini devam ettirdi.O bir görev aşığıydı.
Görev yaptığı Sönmez ışık Camisinde her türlü zorluğa rağmen ışığı söndürmedi.
Yerine gelecek olan görevliye geçen yıl iç ve dış görümünü yenilediği tertemiz bir cami bıraktı.
Güler yüzlü,tatlı dilli ve inandığı davası için çalışan Ali Elmacı hocamıza Allah'tan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum.
    Son olarak Ali hocama duyurmak isterim ki;hep cemaatimiz yok camiye kimse gelmiyor diye üzülüyordunya hocam! 
Sana müjdeler olsun ki bugün caminizin içi dışı tıklım tıklım doldu taştı.cemaat camiye değil avluya bile sığmadı hocam.
Biz senden razıyız.İnşallah Allah'ta razı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Sayglarımla.


9 Mart 2022 Çarşamba

VATANIMIZA SAHİP ÇIKALIM.


    Dünyanın en kâdim milletlerinden biriyiz biz.

    Ortaasya bozkırlarında doğmuş,üç kıtada at koşturmuş, birçok devlet ve imparatorluklar kurmuşuz.

Şunun şurasında bir insan ömründen biraz fazla bir süre önce üç kıtaya hakim bir imparatorlukken bugün 783.562 metrekare bir alanda kurduğumuz ve vatan dediğimiz bu topraklarda yaşıyoruz.

Ancak herkes biliyorki bu topraklarda da yaşamamızı istemeyenler var.Hatta bu toprakları ele geçirmek, işgal etmek için bazı milletlerin idealleri var.

Yunanın (Megali idea) sı,İsrailin (Arzu mevud) ve Ermenistan'ın büyük ermenistan hayelleri hep bu topraklar üzerinedir.

İşte Ukraynayı hep birlikte izliyoruz.Batılı bir devlet olmasına rağmen dini, kültürü ırkı bir olan bir yığın akraba devleti bulunan bu insanlar Rusya'nın bombaları altında ölüyor ama kimse kılını kıpırdatmıyor.Adeta şu Rusya işi çabuk bitirsede bir oh desek diye bekliyorlar.

Hiç enpati yapıyormusunuz? bilmiyorum ama Ukraynanın yerinde Türkiye olsaydı acep ne olurdu?Ne olurdu biliyormusunuz? işte o yukarda saydığımız Türkiye üzerinde idealleri olan ülkeler başta olmak üzere onlarda savaşın tarafı olur,bizi yok etmeye,bu topraklardan çıkarmaya çalışırdılar.

Hiç düşündünüz mü?böyle bir durumda biz nereye gidebilirizki?Hiçbir yere...

Bu yüzden ülkemizi sevelim, kıymetini bilelim.İçimizden çıkan hainlere karşı hep birlikte mücadele edelim,milli ve manevi değerlerimizi öğrenelim ve öğretelim.Müslüman Türk kimliğimizi  asla unutmayalım.

Kısaca dostumuzuda,düşmanımızıda iyi tanıyalım.

Allah ülkemize ve milletimize zeval vermesin.Müslüman Türk milletini korusun.

Ülkemize göz diken düşmanlarımızı ve onlara hizmet eden içimizdeki hainleri kahru perişan eylesin.

Son söz olarak ülkemizi ve birbirimizi sevelim.İri olalım, diri olalım ve birlik olalım.

Böyle olamazsak bizi yok ederler.Bizim gidecek başka bir yerimizde yok.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.



7 Mart 2022 Pazartesi

FERİZLİDE BİR GARİP ATAMA


    Ferizli'de son günlerin konusu Sosyal Dayanışma Vakfının başına getirilen müdür ataması.

Hem atanan müdür,hemde atanma usulu tartışılıyor.

    Daha öncede vakfın müdürü olan kişi herkesin malumu soruşturmalar neticesinde müdürlükten alınır ama memurluktan alınmaz.Bir süre devam eden soruşturmalar neticesi beraat eder.Ancak hükümete ve Reise her ağzı açıldı giydirmelerden geri durmaz.Bunu gizli değil açık açık yapar.

Bu güne kadar iki kaymakama dilekçe verir tekrar müdür olmak için tüm israrlara rağmen bu kaymakamlar  bu kişiyi eski görevine atamaz.(Demekki bir bildikleri vardı)

      Ancak Belediye Başkanlığına arkadaşı İsmail Gündoğdu seçilince bu müdürlük işini tekrar gündeme alır.Çalıştığı birimde arkadaşlarına mobing uygulamalarından tutunda artık "Alikıran başkesen, dediğim dedik öttürdüğüm düdük"misali durdurulamaz bir güce erişir.

      Artık zaman ilerlemektedir arkadaşı İsmail Gündoğdu tüm haşmetiyle devrededir.

İşi yüksek tepelerden aşırır ve İlçeye yeni gelen Kaymakama havale eder.Kaymakama anlatılanlar olayın hep masumane tarafı olur.

Kaymakam bu talebi Vakfın mütevelli heyetine getirir.Vakıf üyelerinin çoğunluğu kaymakama bağlı bürokratlardan oluşmaktadır.Bunların haricinde iki sivil,ikide muhtar mütevelli heyetini oluşturuyor.

   Kaymakam bu kunuyla ilgili toplandıklarını, konuyu incelediğini bir sıkıntının olmadığından bahseder ve sözü belediye başkanına verir.Belediye başkanı İsmail Gündoğdu bu güne kadar hiç bir vakıf toplantısına katılmadığı halde sırf bu iş için toplantıya teşrif etmiştir.

Başkan haziruna,Kişinin arkadaşı olduğunu,bu göreve atanmasını istediğini adeta dikta ettikten sonra kaymakam kendi bürokratlarına tektek söz verip düşüncelerini sorar.Kurum amirini ve iktidarın belediye başkanının olumlu ve dikta talepleri karşısında hiç kimseden aykırı bir ses çıkmaz.Sadece bir muhtar bunun yanlış bir atama olduğunu ve sıkıntıya yol açacağını belirtmeside dikkate alınmayarak atama gerçekleşir.

Atamayı duyan birçok üst düzey siyasetci Ak Parti ilçe başkanı ve Kaymakamlık nezlinde girişimlerde bulunur.Olay il teşkilatı ve genel merkez yöneticilerine de bildirilir.

Cumhur ittifakının MHP kanadıda bu atamadan çok rahatsızlık duyar ve durumu hem Kaymakama hemde partisinin üst düzey de yetkililerini bilgilendirir.

Herşeye rağmen bu konuda bir sonuç alınamamıştır.

Tabi bizim gazeteci olarak vatandaş adına soracağımız sorularda var.

 -   Bu atama Kaymakamın uhtesinde olan ve imzasıyla gerçekleşecek olan basit bir atama iken neden Mütevelli heyetinin önüne getirilip sorumluluk onların üzerine atılmaya çalışılmıştır.Eğer sorulduysa neden gizli oylama yaptırılmamış açıktan sorulmuştur.

 -  Kaymakam Bey bu konuda kendisine yapılan brokratik ve siyasi baskıdan kurtulmak için mi böyle bir yöntem  denemiştir?

-   Hiç bir toplantıya katılmamış olan belediye başkanı İsmail Gündoğdu bu toplantıya katılıp uzunca bir ikna konuşması yapması senaryonun bir parçasımıdır?

 -   Kaymakamın yanına giden kişilere, bu kadar tepki olacağını bilmiyordum. Beni uyaran olmadı?Bilseydim atamazdım dediği doğrumudur?

Kaymakam bey'e ve belediye başkanına son soru şu.

 -  Beni bu konuda uyaran ve bilgilendiren olmadı demişsiniz.Toplantı öncesi vakıf üyelerinizden birisi sizi sabah saat dokuzda arayıp tam yirmi dakika size ayrıntılı bir biçimde bu konuda bilgi vermesine rağmen bunu neden dikkate almadınız?Neden bilgim yoktu diyorsunuz?

-    Sayın Başkan bu atamayla fincancı katırlarını ürküteceğinizi bilmenize rağmen, görevinde memur olarak devam eden birini müdür olmasındaki israrın nedir? Bu konuda bir baskı altında mı kaldınız?Bu kişi Cumhur ittifakının atama şablonundaki Bürokratik şablona uygunmudur?

Daha yazılacak, sorulacak çok şey var ama;mesela,Ak Parti ilçe başkanı ve il başkanı bu olayın neresindedir.?

Sorular ...Sorular...

Cevap veren olursa cevap hakkı her zaman mevcuttur.

Biz görevimizi yaptık halkımızı bilgilendirdik gerisi siyasi otoritenin işi.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.



    

19 Şubat 2022 Cumartesi

DİYANETİN AÇTIĞI 4-6 YAŞ KUR'AN KURSLARI KAPANIYOR MU?


   Diyanetin uygulamaya koyduğu en önemli projelerden biri 4-6 yaş gurubu kurslardı.

Halkımız tarafındanda çok benimsenen bu kurslar birçok mahallede açıldı.Açılmaya da devam ediyor.

   Çocuğunu bu kurslara veren bir veli diyorki çocukla birgün tarlaya gittim,ezan okumaya başladı.Benim çocuk birşeyler mırıldandı.Ne diyorsun oğlum deyince;

"Aziz Allah celle şanuhu" diyorum baba.Çünkü ezan okunurken böyle söylenir dedi.

Ben bu yaşıma geldim bunu bilmiyordum 4-6 yaş kursuna giden çocuğumdan öğrendim.Onun yoluna servetimi koyup onu bu yolda destekleyeceğim diyor.

     Yine başka bir veli ben ve hanım beş vakit namaz kılmıyorduk.Altı yaşındaki çocuğumuzu komşunun tavsiyesiyle 4-6 yaş kursuna verdik.Bir ay filan olmuştu ki bir sabah ezanında kızım kalkmış kapıya vuruyor.Anne ezan okunuyor namaza kalkmayacakmısınız diyor.

Hemen yataktan kalkıp,tabiki kalkacağız kızım, sağol bizi uyandırdığın için deyip hanımla birlikte abdest alıp namazı kıldık, o günden sonrada hiç namazı bırakmadık.

Çok örnek dinledim bu konuda ama şimdilik bu kadar yeter.Çünkü anlatmak istediğim konu farklı.

Yeni milli eğitim bakanı değiştiya şimdi hükümet okul öncesi yani 5 ve 6 yaş çocuklarına eğitimi zorunlu yapıyor.Hatta her köyde mahallede en az beş öğrenci olursa sınıf açmayı taahüt ediyor.

Peki zaten beş altı öğrenciyle bu mahallelerde açılmış Diyanetin bir yığın masraf edip açtığı kurslar var. Bunlar ne olacak? Bunlar ne olursa olsun halkın memnun olduğu düzeni bozun gitsin mi diyorsunuz....? 

Bu kurslar milli eğitimle entekre edilip mevzuat bütünlüğü sağlanarak ortaklaşa bir müfredat ile yola devam edemez mi?Edilmez olur mu? tabiki edilir.Ama kim yapacak..?

    Birde hakkını yemeyelim CHP Gurup başkan vekili Özgür Özel mecliste bu 4-6 yaş kursları için çocukları orta çağ karanlığına götürüyorlar filan dediya; bizim hükümet hemen tırstı.

Bu kursları çaktırmadan kapatma telaşına düştü.

Burada Özgür Özel'i tebrik etmek lazım.Adam amacına ulaştı.

Bu hükümetin en zaafiyeti yönü doğru bildiği konuları birileri ne der diye ondan vaz geçmesi...

Bu haberi alınca müftülüklerden ve Diyanet işlerinden bazı arkadaşları arayıp sordum.Ne yazık ki birçoğunun haberi bile yok.

Hatta birisi bana 5,6 yaşı alırlarsa bizde 3,4 yaş yaparız demez mi?Bende ona,

O yaştaki çocuklara alt değiştirme ve çocuk bezleme kursu açarsınız dedim.

Gerçi bu iktidar bu 4-6 yaş kursları için bir kanun bir resmiyet dahi çıkaramadıya bunu bir iktidar değişikliğinde zaten Özgür Özel ve partisi CHP tümden ortadan kaldıracak,4-6 yaş balerin ve dans kursları açacaklar.

Kızmayın adamlara onların ideolojileri bu.Onlar için Kur'an okunan yerler orta çağ karanlığı, bale ve dans yapılan yerler çağdaş yerler.

Adamlar inandığı şeyler için mücadele edip sonuç alırken, bizde adamlar bizi eleştirmesin diye inandığımız şeylerden vaz geçiyoruz.

Muhaliflerimizden korktuğumuz kadar, Allah'tan korkmuyoruz.

Bitirirken ben birçok yazımda  Diyanetin bu 4-6 yaş kursları için asrın projesi diye yazmıştım.

Eğer kapatılırsa asrın hatası olur.

Daha ne yazayım.

Allah akıl ve izan versin.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.

5 Şubat 2022 Cumartesi

BU GİRİŞ ÇIKIŞI YA KAPATIN YA DA DÜZENLEYİN

 
     Bugünkü konumuz çoktandır yazmayı düşündüğüm Ferizli ilçe merkezine girişlerin tehlike arzetmeleri.
Ferizli ilçe merkezine iki adet ışıklı kavşak girişi,ikide Adapazar yönünde sağ şeritten giriş ve çıkış var.

Kavşak girişleri ışıklı olduğu için pek sorun yaşanmasada, sağ şeritten girişlerde sorunlar yaşanıyor.

Kantar sapağından giriş ve çıkışlar çift yönlü olmakla birlikte ters yönlü çıkışlar büyük tehlike meydana getiriyor.Buradaki çözüm Kantar Sapağı ile Gölkent Sapağı arasında planda olan yan yolun hayata geçirilmesidir.

En büyük tehlike 13.Sokaktan kilise çeşmesi mevkisinden yapılan giriş ve çıkışlarda yaşanıyor.Burada 13. sokağın çok dar olması.Duble yola çıkmak için bekleyen bir araç varsa duble yoldan içeri girecek aracın girememesi en büyük sorun.

Bu durum duble yolda hızla tepe üstünden aşarak gelen araçların bir anda önünde durmuş araçlarla karşılaşmaları ve kazalara sebebiyet vermeleri kaçınılmaz oluyor.

Özellikle 13.Sokak girişinin yeniden düzenlenip genişletilmesi,araçların giriş çıkışını rahatlıkla yapabileceği bir duruma getirilmesi elzemdir.Gereklidir.

Geçmişte bu bölgede birçok ölümlü kaza meydana geldi.Bundan sonrada gelmesi muhtemel.Sayın yetkililerimizin bir an önce buralarda çalışmalara başlayıp,tehlikeleri en aza indirmeleri gerekmektedir.

Ferizli'de birçok insanın tehlike atlattığı herkesin malumu bu giriş çıkışları gündeme taşıyarak yetkililerimize hatırlatmak istedik.

Buraları ya düzenleyin yada kapatın!

Bizden bu kadar.

Gerisi sorumlu yöneticilerimizin işi.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.



27 Ocak 2022 Perşembe

ZAM...ZAM...ZAM...


 
 Son günlerde ülkenin gündemi devamlı değişiyor.

Hatta ,öyle ki gündem mevcut iktidarın aleyhine işlerken, bir bakıyorsun muhalif kanattan bir gaf yapılıyor ve millet iktidarı bırakıp başlıyor muhalefeti eleştirmeye...

   Bazende bunun tam tersi oluyor.Mesela bu haftaki tarihte görülmemiş bir rezaleti İstanbul'a yaşatan, metorolijinin tüm uyarılarına rağmen kar esaretini İstanbullulara yaşatan gerekli önlemleri almayan CHP 'li belediye başkanı Ekrem İmamoğlu,halk ve iktidar tarafından eleştiri yağmuruna tutulmuşken, imdadına elektrik faturaları yetişti.Elektrik faturasını alan sosyal medyada paylaşıp iktidara veryansın etti.

   Nasıl etmesin ki.?

   150 kw üzeri elektrik kullananlara %40 daha zamlı fatura düzenlenince faturalar bir önceki aya göre katbe kat fazla olmuş.

Bu 150 kw baremini belli ki herkes aşmış.Hükümet bunu 250 kw çekmeli diye düşünüyorum.

Dikkat ediyormusunuz bu günlerde herşeye zam geliyor.Vatandaş iyice kroki duruma düştü.Artık gelen ufak tefek zamlardan etkilenmez oldu.Valyoz gibi gelen büyük zamları ancak hissedebiliyor.

Hükümet elektriğe, mazota, benzine,doğalgaza vb devlet ürünlerine zam yaparken bir taraftanda asgari ücrete, emekliye,memura, işciye zam yapıp olayı dengelemeye çalışıyor.

Hatta doğalgaza 158 milyar tl süspanse yapıp vatandaşa yansıtmadığını söylüyor.

Ancak bir şeyi itiraf etmeliyiz ki özel sektör devletten çok daha acımasız zamlar yapıyor.Özellikle gübre, hayvan yemi, un, sıvı yağ ve ekmek fiyatlarına katlamalı zamlar yapıldı.

Gerçek şu ki herkes elindeki mamule istediği oranda orantısız bir zam yaptı.

Her gittiğimiz, her aldığımız şeyde zam zam zam var.

Tabi cebe dokununcada para her şeyi bozuyor.

Adam zamları eleştiriyor diye hem partili arkadaşlarından, hemde muhalefetten zılgıt yiyor.

Ya, bırakında insanlar hür fikirlerini bari söylesinler.

Muhalefet şunu bilmeli ki bu ülkedeki insanların zamdan daha önemli gördükleri hatta aç kalsa bile o değerlerden bir adım geri atmayacakları hassasiyetleri var.

İktidarda şunu bilmeli ki bu insanlar değerleri için aç kalmaya bile razı olur ama; bunun istismar edilmesine asla izin vermez.

Herkes aklını başına alsın bu ülke bizim, başka gidecek yerimizde yok.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.