25 Haziran 2024 Salı

ARDA GÜLER RÜZGÂRI

  
  Futbol toplumları etkileyen ve geniş kitleleri meşgul eden bir spordur.
Birçok bilim adamı ve siyaset adamı, insanları trübünlere çekerek toplumsal hadiselerin ve sıkıntıların unutturulduğunu ve oyalandıklarını söylerler.
     Birçok toplumsal mesajda insanların heyecanlı ve kalabalık olduğu ve milyonların etkilendiği bu yerlerden verilir.
    Yıllarca televizyonlarda futbol oynayan çocukların dövmeli vucutlarını,kılıç faul,saç tipi,değişik inanışlarda hareketler,haç çıkarma,iki parmamağını havaya kaldırıp gökyüzüne bakmalar bunlar bir türlü toplumu etgileyen ve topluma sirayet eden şeylerdi.
     Şimdi Arda Güler diye bir türk genci dünyanın en büyük kulüplerinden Real Madrid'te gol atınca bir elini kalbinin üzerine koyup diğer elini işaret parmağını havaya kaldırarak bir gol sevinci  yapıyor.
Çömelerek su içiyor.
Başta bu işareti anlamayanlar Arda'nın "Ben bunu inancım gereği yapıyorum.Ben herşeyin Allah'tan geldiğine inanıyor,tevekkül ediyorum" açıklamasıyla Arda'ya eteş etmeye başladılar.
Bu örümcek kafalılar Arda'ya "çöl bedevisi" gençliğinin en büyük hatasını yaptı dediler.
Cömelerek su içmesine ise "tarikat geleneklerini yansıtıyor" dediler.
   
   Onlar kıçını yırta dursun Arda tüm dünyanın ve özellikle müslüman ülkelerin sevgilisi oldu bu işaretide  sembol oldu.
Artık bir çok ünlü futbolcu Ruduger,Embabbe,Yusuf Mokoku gibi ünlü futbolcularda bu işareti yapmaya başladı.
   
Allah bir kişi ile isterse neleri insanlara sevdiriyor görüyormusunuz? O yüzden ben ne yapabilirim ki,ben bir başımayım elimden ne gelir dememek lazım.
Arda'ya yardım ettiği gibi,
Allah bu manada çalışanlara yardımcı olacağını vaad ediyor.
     Ülkemizde nadirde olsa çıkan Arda Güler gibi gençlerimize sahip çıkalım.
Onların arkasında durup destekleyelim.
Böyle sembol isimlere gerçekten çok çok ihtiyacımız var.
Ne diyelim Allah sayılarını artırsın.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan Cimbat.
Sakarya AHBAR İnternet Gazetesi.


15 Haziran 2024 Cumartesi

BİR İKAZ OLABİLİR Mİ?




  Yarın bayram,herkesin bir planı düşüncesi var.
Ben ise dün yağan doluyu düşünüyorum.
Resimde gördüğünüz dolu,ne kadar pürüzsüz,yusyuvarlak,sanki tornadan çıkmış gibi...
Kim verdi ki ona bu şekli...?
Bu dolu, araçlarımıza mahsulümüze,büyük zararlar verdi.Ben onda da değilim,bu şekile takıldım kaldım.
61 yaşına geldim bu kadar büyük bir dolu yağışına raslamadım.
  Son yıllarda devamlı musubetlerle karşılaşıyoruz neden acaba...?
Allah,Kur'an-ı Kerim'de "Hiç akletmiyor musunuz"
"Hiç düşünmüyormusunuz" diye bizlere devamlı ikazda bulunuyor.
Halimize,çocuklarımızın haline,aile hayatımıza,sokaklara,okullara,üniversitelere şöyle bir bakın dostlar,Allah aşkına, Allahın memnun olacağı bir durum var mı?
Bırakın memnuniyeti adeta Allah ile savaşıyoruz,onun emirlerini küçümsüyoruz.
Sosyal medyada, bayram,kandil ve cuma kutlamalarıyla müslümanlığımızı yaşıyoruz zannedip kendimizi aldatıyoruz.
Bu mezuniyet kutlamalarında çocuklarımızı çırılçıplak soyup hazirunun önüne getirenler kim.?
Mevzuat gereği,Gebze'de dekolte kıyafetle öğrencilerin okula girmesine müsade etmeyen okul müdürüne saldıran velileri,sendikaları,partileri gördünüz değil mi...?
Yoksa sizde mı okul müdürüne kızdınız...?
Artık düğünlerde kapalı gelinlik giymek ayıplanır oldu.
Malesef istisnalar hariç tüm gelinler ve gelinlikler dekolte,
herşey meydanda olacak,ne olacak ki...?
İnsan ömründe bir defa gelin oluyor,onlar genç,senin gibi düşünmez ki gibi kabullenmen için yapılan mahalle baskıları...
Bunu feraceleri ve kapalı annelerede kabul ettirdiler artık.
    Ben ençok şu damat diye o tip gelinlerin yanına dikilip gülücükler ile mutluluk pozu verip,kendine ayit olan birini milletin önünde soyup,bunu nasıl kabullendiklerine şaşıyorum...?
Şimdi bazı okurlarım seni ne alakadar eder,herkesin günahı düşüncesi kendine diyebilir.
Öyle değil o işler.bu tespitlerim son beş,on yıldır çoğaldı.
Unutmayın Atalarımız "üzüm üzüme baka baka kararır"demişler.
Eğer beni o tip düğünlere davet ediyorsan beni ilgilendirir arkadaş.
Yukarıdada anlattığım gibi başımıza tornadan çıkmış misket gibi yusyuvarlak taşlar(dolu) yağıyor.
Böyle devam etmemiz halinde daha başka şeyler de gönderecek bunu gönderen.
Ben bunun bir ikaz olduğuna inanıyorum.
Bu yüzden bu tip düğünlere ve törenlere davetli olsamda katılmama kararı alıyorum.
Eğer tavır koymazsak bu tüm toplumu saracaktır.
Gebzeli müdür gibi herkes birşeyler yapmalı,yapamıyorsa tavır koymalı,kalben buğz etmeli.
Bu işler düzelmez deyip ümitsizliğe kapılmadan mücadele edilmelidir.
Korkmayın Allah'la savaşanlar asla galip gelemez 
"İnanıyorsanız siz üstünsünüz"
Allah yardımcımız olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Ertan CİMBAT
Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi



8 Haziran 2024 Cumartesi

AK PARTİ NEDEN GERİLİYOR.

  



2002 yılında kurulan AK Parti ilk on yıl yükselme dönemi ondan sonraki beş yıl duraklama dönemi ve son beş yılda gerileme dönemi yaşıyor.

Lafı fazla uzatmadan  niçin gerileme dönemine girildiğini maddeler halinde yazayım.

1- Değişim ve gençleştirme adı altında deneyimi olmayan,AK Parti misyonunu bilmeyen kişileri,parti teşkilatlarına, belediye başkanlıklarına ve milletvekilliklerine getirdiler.

2-Her atanan ilçe başkanı ve belediye başkanı kendinden önce görev yapanları ekipleriyle beraber partiden tamamen tasfiye etti.

3-Seçilen her belediye başkanı ilçe başkanı,il başkanı ve milletvekilleri siyaseti sadece teşkilatlarda bayramdan bayrama,seçimden seçime yaptı.Halkın içine girmedi.

4-Görev alan arkadaşlar halkı düşüneceği yerde,kendini, cebini ve ikbalini düşünerek işini,aşını büyüttü,halka ilgisiz kaldı.

5-AK Parti'de görev almak,zenginleşmek,bal tutan parmağını yalamak olarak algılandı.

6-Partiyi yönetenler parti programından bir haber şekilde sadece onu oraya getirenlere biat etti.

7-AK Parti'de adamcılık hastalığı benim adamım,benim hemşerim,benim yakınım olsun nasıl olsa kazanıyoruz havası oluştu.

8-Her yeni gelen eskileri saf dışı bırakınca parti içten içe eskiler ve yeniler savaşına başladı.Hatta mevcudu başarısız kılmak için başka partilerle el altından iş birlikleri yapıldı.

9-Partiyi ele geçiren kapitaller ve dürüst partililer arasında bir güven bunalımı oluştu.Özellikle muhafazakar kesimde bu benim partim olamaz kaygısı oluştu.Hatta yaptıkları eleştiri ve ikazlar her zaman duvara tosladı.

10-Parti gelinen noktada Asiller ve kuntakinteler olarak ikiye ayrıldı.

  31 Mart yerel seçimleri  AK Parti'nin asillerine,kapitallerine,ben ne dersem o olur diyenlere,partide ezilen,horlanan,ayağı çamurlu,gerçekten partiyi seven dürüst insanların yani kuntakintelerin isyanıdır.

   Bunu görmemek  imkansızdır.Bir yazar olarak son on yıldır gittiğim her ilde,her ilçede, her köyde,her mahallede ben bunları net olarak gördüm,görüyordum.

Bir pratisyen siyasetçinin bile sahada dolaştığında görebileceği bu tesbitleri sanırım AK Parti'nin Ordinaryüs üst yönetimleride görüyordur.

Ne mi olacak...?

O benim işim değil,herkes işini yapacak.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.

Ertan CİMBAT

Sakarya Ahbar İnternet Gazetesi.