29 Mart 2020 Pazar

BİZİM ŞER ZANNETTİĞİMİZ ŞEYLERDE HAYIR OLABİLİR.

     "Sizin şer zannettiğiniz şeylerde hayır,
Hayır zannettiğiniz şeylerde şer olabilir.Bunu siz bilmezsiniz,ancak Allah bilir".
     Dünyayı şaşkına çeviren Korona virüsü can almaya devam ediyor.Bulaşıcı bir hastalık ve ölümcül bir hastalık olduğu için herkesi tedirgin ediyor.
Özellikle dünyanın en gelişmiş ülkelerinde çaresiz bir durum var.
Hatta İngiltere gibi bazı ülkelerde devlet başkanına bile bulaşmış durumda.
    Dünyadaki bütün devletler bu virüsle hem maddi hemde manevi olarak mücadele ediyor.
Yıllarca Irak'ta,Afkanistan'da,Suriye'de müslüman kanı döken İsrail'in arkasında durup Filistinlileri katletmesine yardımcı olan, Mescid-i Aksa'nın İsrailli askerlerin postalıyla çiğnenmesine çanak tutan Amerika'da Beyaz Saray'da Trump'unda katıldığı bir merasimde Kur'an okunuyor.
   Almanya'da Duisburg kentinte ilk defa ezan açıktan dışarıya okunuyor.
   Hollanda yine açıktan ezan okunmasına müsade ediyor.
   İspanya, Endülüs devleti yıkıldığından 500 yıl sonra Granada kentinde açıktan ezan okunuyor.
Bölgede bulunan müslümanlar sivil toplum örgütlerinin organizesiyle evlerinin balkonlarından ezan okuyup dua ediyorlar.
   Kısaca insanlar bir imdat, bir çare arıyor.
Kimi aşı, ilaç,solunum cihazı üretmeye çalışırken kimileride manevi ve ilahi bir yardım peşinde.
Şu bir gerçek ki derdi verende Allah'tır, onun çaresini verecek olanda Allah'tır.
Bu yüzden bu dualar,ezanlar, yakarışlar inşallah yaradanımız tarafından bir karşılık bulacaktır.
     Siz bakmayın üç beş dönmenin ezan okunurken,dua yapılırken onu alaya alıp küçümsediğini,
Hâla bu ortamda tv lerde ders veren başörtülü bayan öğretmeni öcü olarak göstermeye çalışan 28 Şubat kalıntılarını dikkate almayın.
Hem ülkemiz Türkiye, hem dünya ülkelerinde herkes kendini çek ediyor,hakka ve doğruya geliyor.
Bu virüs dolayısıyla bundan sonra gezegende hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Bu hadiselerin ne getirip ne götüreceğini biz bilemeyiz Ancak Allah bilir.
Biz iyi olması için duacıyız.
Sizde çok dua edin.
Aç kalmaktan korkmadan, tarlalarımızı ekip dikerek, evimizde kalmaya devam ederek devlet yetkililerimizi dinleyerek beklemeye devam edelim.
Allah hakkımızda hayırlı olanı versin.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.



25 Mart 2020 Çarşamba

VİRÜSLER VE SÜLÜKLER



     Korona virüsü ile dünyanın başı dertte, bu virüs yüzünden binlerce insan öldü.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdede bu virüsle ilgili en radikal  önlemler alınıyor.
Halkımızın birçoğu evlerinde sokağa çıkmıyor.
Bu virüsle bir şekilde mücadele devam ediyor ve inşallah sonuçta alınacak.
   Ancak birde böyle kriz durumlarında ortaya çıkan kan emici sülükler var ki onlarla malesef devlet mücadelede yetersiz kalıyor.
Sonuç almasıda mümkün görünmüyor.
     Aylık alışverişimi yapnak için dün bir markete gittim.
Bir ay öncede gittiğim markette fiyatlar bazı ürünlerde yüzde otuz, bazılarında yüzde elli artmış.
Bu, sebze ve meyve fiyatlarında bazen yüzde yüze yakın artmış.
Yani ne olduda bir anda böyle fiyatları yükselttiniz beyler.
Fiyat artışına sebep olan en önemli unsur nakliye yani yakıt giderleridir.
Benzin ve mazotta bir ay içinde yüzde yirmi, yirmibeş indirime gidildi.
Şimdi bana dolar yükseldi diyecekler.
Ya kardeşim elmayı, domatesi, patatesi,soğanı,pirinci,mercimeği dolarlamı alıyorsun.
Buna fırsatcılık denir,Fiyatları indireceğine yükseltiyorsun.
Nasıl olsa millet korkmuş alışveriş yapıyor diye basıyorsun zamı.
Tabi burda biz tüketicilerde de hata var. 
Ne yükleniyoruz ki marketlere? 
Adamların iştahı kabarıyor zam yapmak için.
Gerçi ben alacaklarımın zaruri olanları alıp diğerlerini bıraktım.
Bu alışveriş yaptığım marketide kafamda bir yere yazdım.
Bir diğer konu bu kadar alışveriş yapmışsın  kasaya geliyorsun bir dezenfektan yok ki eline süresin.
Sadece marketlerde mi?
Bir petrol istasyonundan depoyu dolduruyorum hesap ödedikten sonra dezenfektan ya da kolanya yok mu? Diye soruyorum.
Abi malesef yok çok pahalı almadık diyor.
Türkiyenin en saygın istasyonlarından birinin müşteriye  verdiği cevap bu.
    Yani diyeceğim o ki devlet otoritesinin zayıfladığı böyle durumlarda virüslerden korunurken, kan emici sülüklerede dikkat edin.
Tabi bunu yazarken herkesi aynı kefeyede koymuyoruz.
Bu da böyle biline.
Şu bilinmeli ki ülkemizde yiyecek, içecek ve giyecek konusunda hiçbir zaman sıkıntı olmaz.
Lütfen panik yapmayın,stok yapmayın.Marketcilerin iştahını kabartmayın.
    Birde güya virüsten korkmayan virüsler var.
Adam sosyal alanla  birbirinden ayrılıp muhabbet ettiğimiz üç kişiyi tek tek dolaşıp elini sıkıyor ben buna müsade etmeyincede korkma abi, birşey olmaz diyor.
Bu cahil virüsler yüzünden bu korona virüsünden,
Bu kan emici sülükler yüzündende soyulmaktan ne zaman kurtulacağız bilemiyorum.
Lütfen biraz daha dikkat
Lütfen biraz daha insaf.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
Evde kal "SAKARYA AHBAR"oku


20 Mart 2020 Cuma

PAMUKOVA'NIN GÜVEN'ECEĞİ VE ÖVÜN'ECEĞİ BİR BAŞKANI VAR.

 
     Birkaç aydır ilçelerimizi dolaşıp belediye başkanlarımızın görüş ve düşüncelerini kamuoyuna yansıtmaya çalışıyoruz.
Kuzeydeki Karasu,Kocaali,Kaynarca ilçelerimizden sonra güney ilçelerimizden Taraklı ve Pamukova'ya gittik.
Bugün Pamukova'yı,(Osmanlı'daki ismi Akhisar'ı) yazacağım.
     Başkanında anlattığı gibi Pamukova hem Osmanlı döneminde, hemde şimdilerde iç anadolu ve Ege'nin İstanbula açılan kapısı, ve o güzergahta Sakarya'nın vitrini.
Bu yüzden Sakarya'mızın en hızlı gelişen ilçelerden birisi.
Yine başkanın deyimiyle tarihi,toprağı ve insanı çok değerli bir ilçemiz.
     Saadet Partisinden seçilip, Ak Partiye katılan Belediye Başkan'ı Güven Övün'ü daha önce tanımadığım için merak ediyordum.
Randevu saatimiz gelip belediyeye çıktığımızda karşımda mütevazi,çok beyefendi ve kendini çok iyi yetiştirmiş biriyle karşılaştım.
İçimden Pamukova'da bir devrim gerçekleştiren bu başkanı seçmekle Pamukovalıların ne kadar doğru bir iş yapmış olduğunu düşündüm.
Başkana,iktidara muhalif olarak başkanlıkta geçirdiği yaklaşık bir yılı sorduğumda  aldığım izlenim bu günleri boynu bükük olarak,zor bir süreç olarak geçirdiği kanaatine  vardım.
Ak Parti'ye katılarak Pamukova'lıya ve Pamukova'ya daha iyi hizmet edeceğini düşünen başkan bu manada ençok hemşehrisi Büyükşehir belediye başkanı Ekrem Yüce'ye güveniyor.
     Başkan Güven Övün'e ilk beton yol çalışmasını siz yaptınız?Anlatırmısınız? Diye sorduğumda.
Evet Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Yüce ile birlikte iki kilometrelik bir beton yol yapımı gerçekleştirdik.
Beton yol, hem tamirat hem dayanıklılık hemde maliyet açısından daha verimli, bu yüzden ilk denemeyi Pamukova'da gerçekleştirmiş olduk.
     Başkana proje ve hedeflerinin neler olduğunu sorduğumda o kadar çok şey anlattıki birçoğunu inanın aklımda tutamadım.
Başkan Övün ilçede kapalı pazar yeri ve bir otobüs terminaline acil ihtiyaç olduğunu ve bunu öncelikle yapmak istediklerini,
İlçenin içinden geçen E 25 karayolunun her iki tarafına yöresel ürünleri pazarlayacağımız bir satış alanı yapacaklarını,Sakarya nehrinin kenarına büyük bir park düşündüklerini,ilçeyi yayla turizmine açacaklarını,
Ilçede dört mevsim tarım ürünleri yetiştiğini buna ilave olarak süs bitgiciliği ve çiçekciliğinde ilçede geliştirileceğini ilçemizi ziyaret eden yerli turistler için mesire alanları ve hobi bahçeleri oluşturacaklarını söyledi.
Az daha unutuyordum .
En önemli hedeflerinden birinin ilçelerinden geçen hızlı trenin projede var olan pamukova istasyonunu faliyete geçirmek ve bölgeye kazandırmak olduğunu söyledi.
Niçin projede var olan bir istasyon uygulamaya konmaz bunu ben anlayamadım.
Bu bölgede yaşayan insanlarında anlayacağını sanmıyorum.
Şu bir gerçek ki Pamukova'da bu hızlı tren istasyonu faliyete geçirilirse,Pamukova'yı kimse tutamaz.
Ben Pamukova'nın Güven duyulacak ve azimli bir başkanı olduğunu gördüm.
Çok iyi bir ekibide olan başkanın görev süresi bittiğinde özellikle Pamukova'lıların Övün'düğü bir başkan olacağını düşünüyorum.
Başkanın ve teşkilatının bize gösterdiği ilgi ve alâka için kendisine teşekkür ediyorum.
Hayırlı çalışmalar diliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygilarımla.







17 Mart 2020 Salı

CUMHUR İTTİFAKININ TARAKLIDAKİ MHP'Lİ BAŞKANI BİZİ ÇOK ETKİLEDİ


    Dün sakin şehir Taraklı'daydık.
Korona virüsü nedeniyle sakin olan ilçemiz dahada sakinleşmişti.
Ferizli Esnaf ve Sanatkarlar odası başkanı Bahattin Paşalı ve ASFK yönetim kurulu üyesi Ak Partinin aday adayı Hidayet Kahya ile birlikte Taraklı'nın tarihi güzelliklerini gezdik.
Bu arada tanıdıklarımızada ziyaretler gerçekleştirdik.
   Taraklıya gelipte Cumhur ittifakının MHP'li belediye başkanını ziyaret etmeden olmazdı.
Sayın başkanla öğle namazından sonra makamında buluştuk.
Daha önceden hiç tanışmıyorduk; bu yüzden, diyaloğumuzun biraz daha resmi olacağını düşünmüştüm.
Ne yalan söyleyeyim başkan bizi sanki kırk yıldır tanıyormuş gibi davranınca ortaya içten ve samimi bir sohbet havası çıktı.
     Başkana " Belediye başkanlığı düşünüyormuydunuz, yoksa aniden mi gelişti diye ilk sorumu sorunca.
Yok düşünmüyordum.Biraz ani gelişti.
Ancak ben üç dönemdir MHP Taraklı ilçe başkanlığı yapıyordum.Taraklı'nın tüm meselerine hakim biriydim.
Mali müşavirdim.
    Bu geçen bir yıl içinde neler yaptınız diye sorduğumda,
Derleme toparlanma ve tasarruf önlemleri aldık diyebiliriz.
Belediyemizin maaşını verdiği ama geçici görevlerle başka yerlerde çalışan elemanlarımızı geri aldık.
Araçlarımızın bakım ve onarımını artık kendi garajımızda yapıyoruz.
Sadece Araç bakımı ve yakıt giderlerinden bir milyon tl tasarruf sağladık.Dedi.
Bundan sonraki hedeflerini sorduğumda
Benim hedefim Taraklı'nın tarihi,kültürel ve çevresel dokusunu korumak ve bunu geliştirmektir.
Bu dokuyu bozacak herhangi bir sanayi,ticari ve konut yapılaşmasına asla müsade etmeyeceğim.
Biz Taraklı'lara dışardan sanki fakir, ihtiyaç sahibi gibi bakılıyor.Bu asla doğru değil, bizim insanımız çalışkandır,üretkendir, yaptığı işi en iyi şekilde yaparak o alanda marka olmuş insanlardır.
Bu yüzden Taraklı'nın bu dinamik yapısını ve huzurunu bozacak maceralara girmenin gereği yok.
Gerçektende Taraklı'yı dolaştığımızda başkanın bu söylediklerini doğrular nitelikte kadınların bile evlerde yaptıkları hoşaf kurusundan erişteye,dut pekmezinden tarhanaya kadar belkide otuz çeşit el yapımı ürün sattıklarına şahit olduk.
Erkeklerin esnaflık ve ağaçtan yapılan mamüller üretip sattıklarını gördük.
Gerçekten Taraklı insanı kadınıyla erkeğiyle hem üretiyor hemde bunları pazarlayıp satıyor.
Tabi bu durum ailelere bir iç huzurda veriyor.
Demek ki buraya bu yüzden sakin şehir deniliyor.
  Başkana son olarak korana virüsüyle ilgili neler yaptığını sorduğumuzda
Biz ilaçlama gibi çalışmalar yapıyoruz.Ancak yaptığımız dezenfektan çalışmalar bir kaç saat sonra etkisini kaybediyor.
Burada vatandaş daha çok kendi tedbirini kendisi alacak yetkililerin ve uzmanların uyarılarına dikkat edecek tabi biz belediyelerde elimizden geleni yapmaya çalışacağız diyor.
      Taraklı'da dolaşırken görevlilerin kaymakamlık binasını ve kaldırımları ilaçladığına şahit oluyoruz.
   Kısaca Taraklı herşeyi ile güzel bir ilçe. insana huzur veriyor.
İnsanı; candan, samimi. Onlarla konuşurken sanki kardeşinle, annenle konuşuyorsun gibi hissediyor insan kendini.
     Buram buram tarih kokan,huzur şehri Taraklı'ya ve onun belediye başkanı İbrahim Pilavcı'ya ve diğer dostlarımıza bizlere gösterdikleri misafir

16 Mart 2020 Pazartesi

K O R O N A V İ R Ü S


    Korona virüs,(Cavid 19).
Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan bu virüs tüm dünyayı etkisi altına aldı.
Ençok ölümler Çin,İran,İtalya ve Avrupa ülkelerinde.
Türkiye'de ise ülkeye girişi Sağlık Bakanlığının önlemleriyle epeyce geciktirildi.
Ancak dünya ile grobal bir ilişki içinde olan Türkiye'ye malesef dışarıdan gelenler bu virüsü taşıdılar.
Bir, beş,altı ve şu an itibarıyla onsekiz oldu.
Ancak bu belli ki çoğalmaya devam edecek.
   Yalnız şunu belirtmek isterimki bizim milletimiz bazı konularda haddinden fazla cesaretli bu cesaret bazı konularda işe yarasada bazı konularda işe yaramıyor,zararlı oluyor.
     Bu gibi durumlarda devlet yetkililerini bilim kurullarını dinlemek lazım.
     Birkaç gün önce bir mahallemizde cenaze merasimine katıldım.
Yanımda o mahalleden emekli bir daire müdürüde var.
Müdürümüz önlem olsun diye kimseyle tokalaşmıyor bende ona sığınıp tokalaşma yapmıyorum.
Ancak bu şekilde tokalaşmadığım biri bana, "Ertan bey,korkmayın bizim mikrobumuz bulaşmaz"demez mi?
Adam elini sıkmadık diye komplekse girdi.
Bende hayır kardeşim bu köylük yerde sende nerden virüs olacak, ben dün bir seyahatten döndüm.Bir otobüs dolusu insanla seyahat ettim. Benden sana bulaşır diye elini sıkmadım dedim.
Yine böyle el sıkmadığımı gören bir arkadaş arkadan kulağıma "sana yakışmıyor ertan bey" diye beni uyarıyor.
Onada" Ben bu köyde öğretmenlik yaptım örnek olmam lazım, zor olsada bunu yapmak zorundayız" dedim.
    Yine  camide namaz kılarken secde edeceğim yere havlu peçete serdim.
Bunu camide yapan tek kişi oluncada bana söylemeselerde kendi aralarında bir yığın fısıltıya şahit oluyoruz.
     Gerçek şu ki durumun o kadarda basite alınacak bir yanı yok.
Koronavirüsün size bulaşmasından daha kötüsü mesela bir camide, bir kahvehanede, bir düğün salonunda beraber bulunduğunuz bir kişide çıkması,sizinde karantinaya alınmanıza hatta tüm iletişim kurduğunuz kişilerin karantinaya alınmasına sebep oluyor.
Bu hem kişi için hemde devleti yöneten kurumlarımız için çok zorlaşan bir duruma yol açar.
Bu yüzden benim tutumum ve görüşüm.
Bu virüs tehlikesi sona erinceye kadar zorunlu olmadıkca toplu bulunulan yerlerden uzak durup,inzivaya çekilmek gerekir.
Üretim yapan fabrikalar,sağlık kuruluşları,marketler açık bulundurulmalı vatandaş her türlü ihtiyacını rahatca karşılayabileceği bir ortamı her zaman açık tutmalıyız.
Belediyelerimiz  ilaçlanması gereken,dezenfektan gerektiren toplu bulunabilecek cami, otobüs,umumi tuvaletler ve halkın elle dokunduğu ve sık kullandığı Atm, yürüyen merdiven,korkuluklar ve benzeri yerleri devamlı şekilde hijyenik tutması gerekmektedir.
Her zaman ellerimizi sabunla yıkayarak, zorunlu bulunmak durumunda kaldığımız toplu yerlere maske takarak, kimseyle tokalaşmadan ve uzak mesafeden konuşarak bireysel tedbirlerimizi almamız bir vatandaşlık görevi olduğu kadar, dinende uyulması gereken bir kuraldır.
Siz sakın birşey  olmaz diyerek ucuz kahramanlık yapanlara bakmayın.
Ölümden korkmayın.
Bu gibi durumların bir imtihan olduğunu asla unutmayın.
Tedbir bizden, taktir Alla'tandır.
Allah'a emanet olunuz.
Sağlıcakla kalınız.
Saygılarımla.

6 Mart 2020 Cuma

KAYNARCANIN BAŞKANI KENDİNDEN EMİN


       Bizi takip eden okurlarımız son günlerde Sakarya'daki belediye başkanlarımızı ziyaret ederek onların ilçelerine nasıl bir başlangıç yaptığını,hedeflerini ve mevcut pozisyonlarını değerlendirdiğimizi biliyorlar.
Bu amaçla ilk ziyaretimizi Karasu'ya, ardındanda Kocaali'ye yapmıştık.
Şimdide sırada Kaynarca var.
     Kaynarca ilçemiz yıllarca Sakarya ilimizin kenar mahalle pozisyonunda kalmış,çok kimsenin bilmediği, kendi yağıyla kavrulan, hizmet fakiri bir ilçemizdi.
Ancak son yirmi yılda Ak Parti iktidarlarında çehresi değişmeye başladı.
Özellikle ilçeye yapılan duble yollar hem Adapazarına, hemde Karasu'ya ulaşımı kolaylaştırdı.
Yollar yapılınca ilçeye sanayicilerde ilgi göstemeye başladı ve iki tane OSB yapılma kararı alındı.
     Belediye başkanı Murat Kefli'yi ziyaret etmeden önce ilçede dolaşarak bir kanaat oluşturmaya çalıştık.
Bu izlenimi anafikir olarak bir cümlede söyleyecek olursak halk hizmet noktasında beklemede, kurumlar ise gidişattan memnun.
     Başkan bizi makamında çok sıcak karşılıyor; bir gazetecilikten öteye çok eskilere dayanan kadim bir dosluğumuz ve arkadaşlığımız var.
     Kısa bir hoşbeşten sonra başkana, ilk soruyu başkanım bir yıla yakın bir zaman oldu pek sesiniz ve soluğunuz çıkmıyor ne yapıyorsunuz? Dedim.
Gerçi bu soru benim gibi görünsede Kaynarca halkının ve gelirken aracımıza aldığımız bir Kaynarca'lı amcamızın sorusuydu.
Başkan bu soru karşısında hiç gocunmadan ve bize hakta vererek başladı anlatmaya.
Biz belediyeyi 36 milyon (trilyon) borçla devraldık, geldiğimizde maaş ödeyecek durum yoktu.
Belediyeye gelen tüm para daha önce çekilen kredilere kesiliyordu.
Personel maaşının üçte biri kadar bir para belediyemize geliyordu.
İlk iş olarak ilçemizin kaynaklarını bu güne kadar bedelsiz kullananları kayıt altına alıp,belediyemize irad kaydettik.
Bu gelirlerle şu ana kadar altı trilyon borç ödedik.
Şu anda 172 adet dükkandan oluşan mobilya küçük sanayi sitesi çalışmasını başlattık, ayrıca Makina OSB ve Mobilya OSB çalışmalari ilçemizde devam ediyor.Dedi.
Başkana ilçede aşırı yağışlarda taşan Seyran Deresi ile ilgili ne yaptığını sorduğumda,
Derenin genişletileceğini ve bu işi Çevre ve Şehircilik Bakanlığının katkılarıyla belediye olarak  kendilerinin yapacağını söyledi.
Eğitim,spor, kültür ve dini hizmetleri için belediye olarak bir trilyona yakın destek verdiklerini söyledi.
Bu durumu kamu kuruluşlarına yaptığımız ziyaretlerde" Bu başkan geldikten sonra,çok şey değişti.Bir dediğimiz iki olmadı" diyerek başkandan memnuniyetlerini ifade ettiklerini gözlemledik.
Kaynarcada özellikle son yirmi yılda çok şey değişmiş
ve değişmeye devam ediyor.
İlçede Fakülte,modern bir belediye,on dönümden büyük bir kapalı pazar yeri, üç dönüm kapalı otopark,konut projeleri,belediye düğün salonu, konferans salonu, spor salonu,ilçe halk kütüphanesi gibi tüm sosyal donatı alanları yapılmış.
Kaynarcanın her sokaği dükkanlarla dolmuş,cadde ve sokaklarda insanlar kıpır kıpır.
Sanki küçük bir şehir merkezi gibi.
Şunu söyleyebilirimki, bu ilçede her gelen belediye başkanı birşeyler yapmış,üzerine koymuş.
Mevcut belediye başkanı Murat Kefli'yide bu manada çok azimli ve istekli gördüm.
" Ben bu işin nasıl yapılacağını ıspatlamak için belediye başkanı oldum" diyerek çok iddialı bir söz etti ve değişik bir tarz izleyeceğini ima etti.
Bizi beş yılın sonunda görev süresi bitmeye yakın tekrar Kaynarca'ya davet ederek görüşmek istediğini söyledi.
Uzun yıllar teşkilat başkanlığıda yapan Kaynarca Belediye Başkanı Murat Kefli'ye bize gösterdiği misafirperverlik için teşekkür ediyor;çalışmalarında başarılar diliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.