24 Aralık 2020 Perşembe

BAŞKAN İSMAİL GÜNDOĞDU'NUN YİRMİ AYINI DEĞERLENDİRDİK.I


  Bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi bugün Ferizli Belediye  Başkanı İsmail Gündoğdu'nun ilk yirmi ayını değerlendireceğiz.
     Birçok aday adayının içinden aday olarak gösterilen Gündoğdu,üçüncü kez denediği başkan adaylığına sonunda kavuşmuş oldu.
     Sayın Gündoğdu'nun talebi üzerine adaylığı süresince birçok mahalleyi birlikte dolaştık.
Bu süreçte başkan kendini tanıtacağı yerde kâğıdı kalemi eline almış vatandaşların taleplerini not alıyor onları dinliyordu.
Belliki başkan  olduğunda kafasındaki programı hazırlıyordu.
   Bu yazıyı yazmadan önce Sayın başkanın bir yerel televizyona seçimler öncesi verdiği mulakatı tekrar izledim.
Orada vatandaş odaklı ve hizmet odaklı bir anlayış izleyeceklerini belirtiyor.
    Sayın Gündoğdu MHP ile yapılan ittifafakla seçimden önce belediye başkanlığını garantilemiş bir adaydı.
    Beklendiği gibi çok yüksek bir oy oranıyla belediye başkanı seçilen Gündoğdu belediye meclis üyelerinide hiç siyeset yapmamış  kişilerden oluşturdu.
Başkanlığının ilk aylarında bir bocalama süreci yaşadı.
Her kafadan bir ses,her guruptan bir sahiplenme,tecrübesiz bir kadro başkanı epeyce zorladı.
Bu emekleme dönemini deneme yanılma metoduyla aşan başkan,yavaş yavaş yürüme dönemine girdi.
Birçok mahallenin tarla yollarını,asfalt yollarını yaptı.
Mahalleleri dolaşırken halkın talep ettiği birçok ihtiyacı çözdü.
Benim en hoşuma giden yönü,vatandaşların taleplerine mazeret üretmeden çözüm araması ve halli için takip etmesi.
Bunun somut örneklerine bizzat şahit oluyorum.
Bir arkadaşın yirmi yıldır yol sorunu vardı,şehrin merkezinde evine malzemeleri el arabasıyla taşıyordu.Kaç kez beni kolumdan tutup dert yanmıştı.
Geçenlerde gördüğümde sorun çözüldü dedi.
Çok mutlu oldum.
Demek ki çözülebiliyormuş.
Yine Karasu yolunun belli bölümlerine doğal gaz verilmiyordu.
Sorulduğunda hemen bir mazeret,"Karayolları müsade etmiyor" deniliyordu.
Ancak başkan bu işide çözdü,hemde yolun altından delip karşıya geçerek.
İmar konularında da vatandaşlara her türlü yardımı yapıyor ve yapmaya çalışıyor.
Öte yandan Ferizli Belediye bütçesiyle iki büyük projeyi hayata geçiriyor.
Birincisi İstikam Tepe'deki Belediye Sosyal tesisleri yaklaşık bir milyon tl harcanarak yepyeni modern bir hale getirildi.
Tam kapasite çalışan bu nezih yer malesef pandemi dolayısıyla şimdilik hizmet dışı kaldı.
Bir diğer yatırım, yıllarca yapılamayan kapalı pazar yeri.
Hızla inşatı devam ediyor. Mart ayının sonunda açılışı yapılacak.
Şunu söylemeliyim ki İsmail Gündoğdu Ferizli Belediye Bütcesini kullanarak ortaya eser koyabilen birkaç belediye başkanından birisi.
Ayrıca Büyükşehir ve Başkan Ekrem Yüce ile çok uyumlu bir çalışma sergiliyor.
Büyükşehir belediyesine bu güne kadar birçok mahalle yolu asfallatırken,ilçe merkezini oluşturan Fevzi Çakmak caddesi ve Cumhuriyet caddelerinin (yaklaşık iki kilometre) alt yapı, yağmur suyu,kaldırım ve asfallaması yapılarak yenilenmiştir.
Ayrıca Ağacık altında Büyükşehir belediyesiyle birlikte içinde mesbahanında bulunacağı bir hayvan pazarı başlatılmıştır.
   Bu yirmi aylık dönemi ben başkanın emekleme ve yürüme dönemi olarak değerlendiriyorum.
Önümüzdeki üç yıl artık koşma dönemine girileceğinden bu hizmetlerin sayısı ve büyüklüğüde artıcaktır.
Ben başkan Gündoğdu'nun her geçen gün daha iyi şeyler yapacağına inananlardanım.
Başkanın hiç mi yanlışları yok derseniz? tabiki var ama bu kadar güzelliğin yanında onlardan bahsetmek olmazdı.
Yeri gelince onlardanda bahsederiz.
Bu pandemi sürecinde birbirimize daha çok ihtiyacımız var.
Özellikle belediye başkanına ve belediye çalışanlarımıza kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.


      

17 Aralık 2020 Perşembe

BELEDİYE BAŞKANI GÜNDOĞDU'YU YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ.



     Bugün Ferizli Belediye Başkanı İsmail Gündoğdu ile ilgili birkaç kelam edeceğim.
    Başlarken şunu hatırlatayım ki bu konuda çok eleştiri ve sitem aldım.
Soru şu:
Neden İsmail Gündoğdu ile ilgili yazı yazmıyorsun?
Okuyucularımın bu konuda beklentileri haklı olabilir.Ancak bizimde izlediğimiz bir yol haritası olduğu unutulmamalıdır.
     Bir defa yeni seçilmiş bir belediye başkanı ile ilgili ne yazacaksın? Gerçi biz kendisiyle ilgili bir kaç yazıda yazdık.
Ancak bu işlerin bir emekleme, yürüme ve koşma dönemleri var.
Bu süreç ise yaklaşık iki yıl civarında bir süredir.
Bu zamanı yeni seçilmiş her belediye başkanına göstermemiz gerekir.
Biz de onu yapıyoruz.
Ayrıca pandemi dolayısıyla köşe yazılarımızı epeyce azalttık.
Yaşam koşulları zorlaşınca moral motivede kalmıyor.
Bizde bu süreçte biraz boşa attık.
Alttan alıyoruz yani...
Ancak bu iki yıl içinde Başkanla ya da belediyede önemli bir yolsuzluk,akceli iş olurda  bu kamuoyunun gündemine düşerse bu konuları kamuoyuna aydınlatmak bizim görevimiz olur.
Bu süre içinde böyle bir 
durum vuku buldu mu?
Ben duymadım.
Duyan varsa benide bilgilendirsin.
Bir başka dikkat çekmek istediğim konu vatandaşlarımızın kahir ekseriyeti herşeyi gazetecilerden bekliyor.
Bir yığın siyasi parti var onların ilçe başkanları var, belediye meclis üyeleri var, kimse tek kelime etmiyor.
Ama bize "yaz abi"diyorlar.
Değerli okuyucularım biz köşe yazarı olarak üzerimize düşen sorumluluğu başkalarından akıl almadan tabiki yerine getireceğiz, getiriyoruz.
Herkes aklını kendine saklayıp, lütfen kendi işini yapsın.
Biz Sayın belediye başkanı İsmail Gündoğdu'yu yakından takip ediyoruz.
Bir sonraki yazımda  kendisiyle ilgili bir değerlendirme yapıp köşemde siz okurlarıma aktaracağım.
Bir dahaki yazıda buluşmak dileğiyle.
Allah'a emanet olunuz.
Sayglarımla.

 

8 Aralık 2020 Salı

ZOR GÜNLERDE TÜRKİYE'NİN YÜKÜNÜ ÇEKEN "KATAR"


 

    Katar, Körfez'de bir yarım ada devleti.Sadece Suudi devletiyle kara sınırı olan bu devlet, Türkiye  ile iyi ilişkiler kuruyor diye. Suud ve diğer körfez ülkelerince ablukaya alındı.Birkaç yıldır ambargo uygulanıyor.
    Katar çok büyük doğalgaz ve petrol yataklarına sahip bir ülke.
Kişi başına düşen gayrisafi milli hasıla olarak dünyada ilk sıralarda yer alan üç milyon nufusu olan bir devlet.
Dünyanın kırktan fazla ülkesinde 400 milyar dolar yatırımı var.
Türkiye'nin de dostu olan Katar biryıl önce dolar yükselişinde Türkiye'ye 15 milyar dolar yatırım yapacağını açıklayarak piyasların rahatlamasına yol açtı.
Bu günlerde ise Borsa İstanbul'un yüzde onunu alarak Türkiye'ye ciddi manada bir yabancı sermaye girişi sağladı.
Gerçek şu ki Türkiye ne zaman dara düşse Katar Türkiye'nin yükünü çekiyor.
Tabi Katar'ın zora düştüğü anlarda da Türkiye Doha'ya hava köprüsü kurup her türlü ihtiyacını karşılamış hatta Katar emiri Şeyh Tamim'e yapılan darbe teşebbüsünü Katar'da ki üstte bulunan türk askerleri önlemiştir.
Tüm bu samimi diyloglar dünyada ve Türkiye'de Tayyip Erdoğan'la hesabı olanları çıldırtıyor.
Adamların hesapları bozuluyor.
İşte bu yüzden tank paleti fabrikası Katar'a neden satıldı? (satılmadı işletme hakkı verildi)
Borsa İstanbul Katar'a neden satıldı?(% 10'u nun sermayesi devredildi) deyip duruyorlar; hatta iyice zivanadan çıkıp türk ordusu Katar'a satıldı diyecek kadar absurt açıklamalar yapıyorlar.
Ben Katar'la  ikili ve üçüncü ülkelerle birlikte yapılan çok daha önemli işler olduğu kanaatindeyim.
İşin aslı Abd yeni devlet başkanı Bidon'un açıklamalarıyla moral bulanlar,Katar devletinin ve Şeyh Tamim'in yaptıklarıyla moralleri bozuluyor.
Gelinen noktada Suudilerin Katar'a uyguladığı ablukayı kaldırma aşamasına gelmesi yeni bir durumun ve yeni ittifakların yapılmasına yol açabilir.
Hayırlı olur inşallah.
Allah ülkmemizin ve milletimizin yardımcısı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.


2 Aralık 2020 Çarşamba

SEÇİLMİŞLER VE ATANMIŞLARA SESLENİYORUM


    Bir yıldan bu yana Kovid-19 illetiyle uğraşıyoruz.
Tabi devletimiz daha fazla uğraşıyor.
Bu süreçte işini kaybedenler,iş yerini kapatanlar,mesleğini icra edemeyenler kısaca hem ekonomik hemde psikolojik sıkıntılar çekiyoruz.
Tüm bu sıkıntıları görünmeyen bir virüs sebebiyle çekiyoruz.
Birde görünen virüsler var.
Bunlar savaş gibi,deprem gibi, ekonomik kriz gibi  ve böyle pandemi gibi durumlarda ortaya çıkıp milleti soyup soğana çeviriyorlar.
  Bir kaç örnek verecek olursak,
 Market fiyatları,bu alanda birçok üründe geçen yıla göre %50 ile %100 artışlar var.
İşin başka bir yönü ulusal marketlerin tüm Türkiye'de il, ilçe ve beldelere kadar bir kartel oluşturmuş olmaları.
Bir diğer sorun ekmek.
Geçen yıl bir lira olan ekmek şimdilerde iki lira.
Ekmeğin önce gramajını düşürüp sandaviç gibi yapıyor,sonrada gramajı artırıp zam yapıyorlar.
Buda bize has şark kurnazlığı olsa gerek.
Sağlık sektöründe pandemi dolayısıyla dolan devlet hastaneleri dolayısıyla,özel hastenelere talep artınca en ufak hizmetin bile bedeli katlanmış durumda.
Bu konularda kendi tespitlerimiz olduğu gibi sosyal medyadan birçok isyanıda takip ediyoruz.
     Ya hayvanların bakımı nasıl bu süreçte.
Yem fiyatları %100 artmış
65 tl olan yem şimdi 125 tl.
Bir balye yonca 30 tl.
Bak bakabilirsen.
Sevgili okuyucularım.
Bu zamları uygulamaya koyanlar doların artığını bahane edip zam yaptıklarını söylüyorlar.
Gerçi bu mamüllerin hiç biri ithal edilen bir mamül değil.
Hadi öyle olduğunu kabul edelim.
Dolar iki lira düştüğünde bu fırsatcılar neden fiyatları düşürmüyorlar.
İşin aslı adamların kimseyi kazıdığı yok.
Bu ülkede herkes her şeyi Tayyip Erdoğan'dan bekliyor.
Bu kadar seçilmiş, bu kad
ar atanmış insanımız var.
Ama kılını  kıpırdatmıyor.
Bu konulara müdahale edecek o kadar yetkili var ki,malesef kimse sesini çıkarmıyor.
Bu memlekete Recep Yazıcıoğlu gibi valiler.
Cevat Ayhan ve Adnan Kahveci gibi bakanlar lazım.
Malesef olan vatandaşa oluyor, soyulan vatandaş oluyor.
Biz vatandaşlar olarak yetkililerimizden bu gibi hadiselere biraz daha ilgi göstermelerini bekliyoruz.
Allah vatandaşlarımızın yardımcısı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
 

28 Kasım 2020 Cumartesi

BÜLENT ARINCI YAZMAYA HA HA HA CET KALMADI


 
     Bülent Arınç ile ilgili yazılarımıza devam edecektik.Ancak Arınç YİK üyeliğinden istifa edince buna hacet kalmadı.
     Hacet kalmadı deyince aklıma, ilkokulda okurken öğrencilerin oynadığı bir tiyatro aklıma geldi.(O zaman ilkokulda tiyatro mu vardı?diyenlere tam 50 yıl önceden bahsettiğimi hatırlatmak  isterim. Bugün eğitimi ve ögretimi yönetenlere duyrulur.)
    Daha önce hiç gitmediği,bilmediği bir yere gitmek için otobüse binen kekeme bir kişi, yolculuk sırasında çok sıkışır.
Zor bir hal şehre ulaşan kekeme vatandaş otobüsten iner inmez karşılaştığı kişiye.
Tu tu tu va va let ne ne re re de.
Diye sorar.
Tesadüfe bakın ki sorduğu kişide kekemedir.
Bu bu bur dan dan do do doğ ru ru gi gi de cek sin.
Ön ön  ce sa sa ğa sa sa pa pa cak sın, son son ra bi bi raz düz gi gi dip so so la sa sa pıp kar şı şı na na ca ca mi ge ge le cek o o nun on met met re i i ler sin sin de de.
Diyerek tuvaletin yerini tarif edebilmiştir.
Bu arada zaten sıkışmış olan yolcu bu uzun anlatıma dayanamayıp altına kaçırmıştır.
Ve tarif eden kişiye dönerek.
Ha ha ha cet ka ka kal ma dı.diyerek sorunu hallettiğini altına kaçırdığını söylemiştir.
İşte bizimde bu yazıya devam etmemizin bir anlamı kalmadı.
Çünkü Bülent Arınç YİK üyeliğinden istifa etti.
Bu Bülent Arınç'a suikast yapılacak dendi, kozmik odalara girildi,Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı oluşundaki tavrı,gezi olaylarındaki tavrı,Dersanelerin kapatılmasıyla ilgili tavrı,Erbakan hocanın feto'ya bakışını bildiği halde ona göz yaşlarıyla methiyeler düzmesi,damadının bu şebekenin içinde yer alması,
Onbeş Temmuz darbesinden sonra "Ben ne kadar ahmakmışım" demesine rağmen aradan birkaç sene geçince fetöculara sahip çıkıcı açıklamalar hatta YİK üyeliğinden aldığı maaşın yarısını bunlara verdiğini söylemesi.
Son olarakta Pkk terör örgütü yandaşı ve onun siyası uzantısı Selahattin Demirtaş'a ve gezi olaylarının tertipcisi Osman Kavala'ya tahliye istemesi iyice sıkışmışlığın bir tezahürüydü.
Son söylemleriyle boşalan Arınç rahatlamış oldu.
İstifa ederekte milleti rahatlattı.
Bizide rahatlatmış oldu.
Ha ha ha cet ka ka kal ma ma dı.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.
   

22 Kasım 2020 Pazar

BÜLENT ARINÇ"IN SİYASİ TARİHİ ŞANTAJLARLA DOLU.


 

   Bülent Arınç:Açıklamalarıyla son günlerin gündemi oldu.
   Bülent Arınç'ı 1990'lı yıllardan bu yana tanırım.
Refah Partisi'nin sevilen siyasetcilerinden biriydi.
Erbakan hocamıza ve davasına bağlı biri olarak tüm ülkeyi gezip konferanslar veriyor o kadife ses tonuyla herkesin beğenisini kazanıyordu.
Sakarya'da ki konferansında anlattığı Le fonten masalı "Bir tas çorba bir tutam ekmek"masalı hiç aklımdan çıkmadı.
Bülent Arınç ilk şantajı Erbakan' a yaptı.
    Fazilet partisinde yenilikçi hareket Abdullah Gül'ü genel başkan adayı çıkarıp kazanamayınca yeni bir parti kurma çalışması başlattılar bu arada Anayasa mahkemesi Fazilet Partisini kapatmak üzereydi.Bülent Arınç ise Erbakan Hocanın yanındaydı.
Yenilikciler Genel Başkan Bülent Arınç olsun parti bölünmesin diye ortaya bir tez attılar.
Bülent Arınç bu teklife hemen atlayıp Erbakan Hoca ve ekibine "Bakın genç arkadaşlar birşeyler söylüyor,sizde birşeyler söyleyin" demeye başladı.
Ancak bu şantajı Erbakan Hoca yemedi.Kendi partisi Saadet partisini kurdu ve genel başkanlığa Recai Kutan getirildi.
Bülent Arınç'ta çaresiz Ak Parti saflarında kaldı.
Ak Parti'de Bülent Arınç Partiye hep kambur oldu.
Bu bölümü bir sonraki yazımda yazacağım.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.


11 Kasım 2020 Çarşamba

FERİZLİ OTOMOTİV VE METAL İHTİSAS OSB'DE NELER OLUYOR.



 Ferizli ve Söğütlü ilçeleri verimli tarım arazileriyle bilinir.Ancak son yıllarda bu iki ilçemizde sanayi yatırımları daha revaçta.

Her iki ilçemize birer organize sanayi bölgesi kuruldu.Daha sonra bu organize sanayi bölgeleri genişletildi.Yetmedi Söğütlü'de ve Ferizli'de ikinci OSB alanları kuruluyor.Hemen hemen bütün toprakları verimli tarım toprağı olan bu ilçelerimize bu kadar yoğunluklu sanayi bölgeleri  kurmak doğru mudur? Bu konuya şimdi girmeyeceğim.

   Bugün Ferizli'ye kuruluşu gerçekleştirilmiş olan Marmara Bölgesinin en büyük OSB'si Ferizli Otomotiv ve Metal ihtisas Organize Sanayi Bölgesine değineceğim.

Bu OSB,Ferizli ilçesinin Seyifler,Abdürrezzak,Tokat ve Doğancı mahallelerini kapsayan 5300 dönüm alanda 18.10.2019 tarihinde kuruldu.

Daha OSB kurulmadan arsa simsarları,rant takipçileri aracılar, menfaat birliktelikleri,siyasi hesaplar ayyukaya çıktı.Tabi doğal olarak çatışma başladı.Bu OSB'nin kuruluşunda ön çeken bir  siyasetci partisinden istifa edip başka bir partide siyaset yapmaya başladı.

Onun destek verdiği Ferizli'deki etkin siyasetçilerde siyasetten tasfiye edildi. 

İşte bundan sonra işler karıştı.Bu alanda yerleri bulunan üç kişi OSB aleyhine idari mahkemeye dava açtılar.

Bu kadar büyük bir OSB'nin kuruluşunda,

Sakarya Valiliği var.

Satso var.

Sanayici ve iş adamları Derneği var.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi var.

Ferizli Belediyesi var.

Bu projeyi onaylayan Sanayi Bakanlığı var.

Ancak üç kişinin açtığı dava ile koskoca Ferizli Otomotiv ve Metal İhtisas Organize Sanayi Bölgesi mahkeme kararıyla iptal edildi.

Hemde davacıların ikisi davalarını geri çekmesine rağmen!

Burada sorulması gereken birkaç soruyu ben sormak durumundayım.

Soru-1: Mahkeme kararında belirtilen ve OSB'nin kuruluşunda aceleye getirilip çet raporları ve yer belirlemedeki eksiklikleri ve usulsüzlüleri kimler biliyordu.Bu bilgiler mahkemeye belli kanallardan ulaştırılmış olabilir mi?

Soru-2: Mahkemeye baş vuran kişilerden ikisi neden davadan vaz geçti?Davadan vaz geçen kişilerden birine davadan vaz geçme işini biraz ağırdan al diye telkinde bulunuldu mu?

Soru-3: Bizim tarım topraklarımız gidiyor.biz OSB istemiyoruz diye komşularıyla gazetelere boy boy fotoğraflar verdiği helde daha sonra yerinin dönümünden 300 bin tl isteyerek uzlaşabileceğini, söyleyen davacının, pazarlıklar sonucu 225 bine razı olduğu doğru mudur?Bu parada kendisine verilmeyince mahkemesine devam etmesi kişisel midir?yoksa toplumsal duyarlılık mıdır?

Soru-4: Mahkeme iptal kararı verir vermez bu projede en zayıf halka olan ve bu proje için elinden geleni yapmaya çalışan Ferizli Belediyesi ve onun başkanı neden hedef tahtası yapılmak istenmiştir?

Soru-5: Bu mahkeme kararı sonrasında diğer güçlü paydaşlardan neden bir ses çıkmamıştır?

Soru-6: Tüm bu görünenler birilerini pasifize etmek ve başarısız kılmak için uygulamaya konulan ve yönetilen bir senaryo mudur?

Bu soruların cevabı ortaya çıktıkça bu konuda yeni yazılar yazacağım.

Allah'a emanet olunuz. 

Saygılarımla. 



    

30 Ekim 2020 Cuma

ARAPLAR BIZİM KARDEŞIMİZ DEĞİL Mİ?


 

  Dünya üzerinde insanlar ırk ırk kavim kavim yaratılmışlardır.

İnsanlar bu şekilde yaratılmış olsalar da;eğer müslüman iseler birbirinin kardeşi olduklarını Kur'an bize bildiriyor.

Yani arap bizim kardeşimiz, biz ise onların kardeşleriyiz

Gel gör ki bu arap ülkelerinin başlarına getirilen şeyhler,emirler, krallar özel yetiştirilmiş pek te Islam'la dinle alakasız insanlar oldukları için,bunların hareketlerini baz alıp o ülkedeki kardeşlerimize bir husumet içinde olmamalıyız.

Birçok müslüman ülkenin vatandaşıyla konuşup bir arada çalışmış biri olarak söylüyorum.

Tüm müslüman ülkelerin vatandaşları istisnasız Türk milletini seviyorlar ve saygı duyuyorlar.

Şunu belirtmem lazım ki önceleri bizim ülkemizin liderleri de bu kardeşlerimiz tarafından eleştiriliyordu.

Şimdilerde Türkiye'de Siyonistlere ve Amerika'ya karşı bir dik duruş var.Işte bu yüzden tüm dünya müslümanlarında Türkiye'ye karşı bir sevgi ve muhabbet var.

Bunun yanında Suud'a,Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'a büyük tepki var.

Hele bu ülkelerin İsrail ve Amerikay'la birlikte hareket etmesi tüm müslümanların nefretini kazanmış durumda. 

Aynen dün bizim yaptığımız gibi.Dün onlar bize kızıyordu şimdi biz onlara kızıyoruz.Tabi Amerika nın ve İsrail in buradaki başarısını da göz ardı etmemek gerekir.Birinin yerine hemen öbürünü koyarak yoluna devam edebiliyorlar.

Müslüman ülke vatandaşları olarak bizim hareket tarzımız Kur'anın yolu olmalıdır.

Ne diyor Kur'an,

"Înnemel mü'minune ihvetün" 

Manası:Muhakkak bütün müslümanlar kardeştir.

Son söz olarak eğer müslümansa Suudlusuda,Mısırlısıda,Yemenliside,Filistinliside, Özbekliside,Azeriside Fransızıda,Almanıda dünyada ne kadar müslüman varsa hepsi bizim kardeşimizdir. O ülkeyi yöneten kim olursa olsun.Bu bizi bağlamaz.

Yaşasın müslümanların kardeşliği.

Yaşasın islam kardeşliği.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla














 

6 Ekim 2020 Salı

ERENLER'DE TECRÜBELİ BİR BAŞKAN


Belediye başkanlarımızı ziyarete devam ediyoruz.
Sırada Erenler Belediyesi ve onun tecrübeli başkanı Fevzi Kılıç var.
Fevzi Kılıç İl başkanlığı yapmış Büyükşehir Belediye başkan vekilliği yapmış uzun yıllar siyasetin içinde bulunmuş tecrübeli bir siyasetçi.
Nasıl ki Fatih Terim gibi bir hocaya her takım sahip olmak ister ise Fevzi Kılıç gibi birine de her belediye sahip olmak ister diye düşünüyorum.
     Erenler belediyesi'ne başkan Fevzi kılıçla görüşmek için gittiğimde kapıdan girer girmez ateşimizi ölçerek belediyeye aldılar.
Belediyede pandemi kurallarına herkesin nizami olarak uyduğuna şahit oldum. Hijyen ve temizlik mükemmeldi.
      Görevliler tarafından direk başkanın odasına alındım.
Bir müddet başkanı burada bekledim.
Bir an Erenler belediyesi yazan filamanın üstünde duvara asılı bir kılıca gözüm takıldı. Başkanın soyadı Kılıç olduğu için herhalde bu kılıcı duvara astı diye düşündüm.
Başkan geldi söyleşiye başladık.

Önce duvardaki kılıcı sordum.
Kılıcın hediye geldiğini ve adaleti temsil ettiği için de duvara asıldığını söyledi.

Başkana çöp kutularının sentetik çimle kaplanmasını çok beğendiğimi ifade edince.
Evet çok güzel oldu şehir estetiği açısından da güzel bir görüntü oluşturduğunu söyledi

.Kılıç Erenler'de birçok cadde ve sokağın altyapısını yaptıklarını  işlemleri biten cadde ve sokakların asfallandığını ya da kilitli parka döşendiğini söyledi.

Bana en ilginç gelen şehir merkezi dışındaki 8 mahalleye doğalgaz çalışması başlattıklarını bunlardan üçünü tamamladıklarını beşinde ise çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Sayın Fevzi Kılıç Erenler halkı ile dayanışma içerisinde Gönül gönüle ve el ele vererek çalıştıklarını bu durumunda çalışma azimlerini artırdığını söyledi.

Son olarak Erenler'e devlet vatandaş işbirliği ile 250 yataklı bir hastane yapılacağını bunun 350 milyona mal olacağını ilk etapta belediye olarak 500.000 lira hastaneye katkı yapacaklarını söyledi. hastanenin yüz yatağının yoğun bakım ünitesi olacağını diğer bölümlerinde yoğun bakıma dönüştürülecek şekilde yapılacağını belirtti.
Fevzi başkanla birçok şey konuştuk tabii hepsini buraya sığdırmak mümkün değil.Ancak şunu söyleyebilirim ki Fevzi bey'i çok azimli istekli ve samimi buldum.
Kendisine hayırlı çalışmalar dileyerek söyleşimizi noktaladık.
Sakarya Ahbar yazarı olarak şahsıma gösterdiği ilgiden dolayı kendisine teşekkür ediyorum.
Allah'a emanet olun.
Saygılarımla.


14 Eylül 2020 Pazartesi

SAĞLIK BAKANI KOCA"YI KOCATTIK

   Bu koronavirüs illeti çıktığından bu yana tam 8 ay oldu.
İlk 4 ay sıkı tedbirler ile devam eden ve biraz aşağıya çekilen vaka sayısı ile Haziran  ayı itibari ile kontrollü normal hayata geçmeye başladık.
Keşke bu kontrollü normal hayata geçmeyip biraz daha sıkı tedbirler uygulasaydık.
Çünkü bu kontrollü normal hayat vatandaşlarımız tarafından çok yanlış anlaşıldı. Sanki virüs tehlikesi geçti her şey normale döndü olarak anlaşıldı.
Yazdıklarıma katılır mısınız bilemiyorum. Ama benim gözlemim çevremde edindiğim intiba insanların birçoğu artık bu virüsü tiye alıyor hatta hastalık olmadığına bunun bir oyun olduğuna inanıyor.
Ben azami derecede kurallara uymaya çalışan biriyim maskemi takıyorum mesafeye dikkat etmeye çalışıyorum.
Asla tokalaşma yapmıyorum. Arkadaşlarımı karşıdan selamlıyorum.
     Ancak gel gör ki bu davranışlarımız arkadaşlarım tarafından yadırganıyor.
herkesle tokalaşıp sıra bana geldiğinde elini sıkmadığım arkadaş ne o Ertan abi korkuyor musun ? Diyebiliyor
Bir başka elini uzatan arkadaşa,ya arkadaş durumu görmüyor musun niye elini uzatıyorsun  dediğimde " elimi sıkmıyorsan bana selam da verme" demez mi.?
bir düğün cemiyeti'ne katılıyorsun düğün sahibi tek tek gelenlerin hepsi ile tokalaşıyor hatta kucaklaştığı kişiler oluyor.Şaşırıp kalıyorsun.
      Benim diyeceğim şudur ki bu şekilde bu virüsten kurtulmamız mümkün değil zaten de kurtulamıyoruz.
Maalesef yine tırmanışa geçti yakın çevremizde tanıdığımız arkadaşlar akrabalar bu virüse yakalandı.
Ben bu süreçte en çok sağlık bakanı Koca'ya üzülüyorum. O mütevazi Türkçesi ile insanlara 8 aydır yalvarıyor.Görünen o ki insanımız ona da alıştı. Kısacası Koca yı'da kocattık
      Bu musibetten ne zaman kurtuluruz? ne zaman son bulur? bilemiyoruz.
Bilende yok. Allah sonumuzu hayır eylesin
Allah'a emanet olun
Saygılarımla .

30 Ağustos 2020 Pazar

Ak Parti İlçe Başkan Adayına Tavsiyelerim.



 Birçok parti'de ilçe kongreleri başladı.

AK Parti'de de ilçe kongreleri devam ediyor Ferizli ilçe kongremizin yapılacağı tarih ise 5 Eylül.

Son yıllarda ilçe kongreleri yapılmadan önce artık partilerde adaylar belirleniyor 

Eskisi gibi iki, üç adaylı seçimler yapılmıyor Seçimlere tek adayla gidiliyor.AK Parti'nin Ferizli ilçe başkan adayı da Muhsin Zurnacı olarak belirlendi. Zurnacı şu anda mevcut ilçe başkanı. 

Muhsin Zurnacı"ya ilçe kongresi'ne gidilirken birkaç tavsiyem olacak.

   Son yıllarda AK Parti kendi yetişmiş insanını kenara bırakıp sokaktan yönetici idareci seçmeye başladı bunun sonucu olarak da bir dönem makam mevki alan insanlar,sonraki dönem makam mevki alamadığında Ak Parti"de sağladıkları nüfuzla başka partilere geçip oralarda görev almaya başladılar. Açıkçası benim en çok zoruma gidende bu oluyor.

Sanki AK Parti'nin teşkilat kademelerinde 18 yıldan bu yana insan yetişmemiş de biz başkalarının adamını alıp Ak Parti"de yetki verip makam verip baş tacı yapıyoruz.Sonunda da bize sırtımızdan Hançerleyip kaçıyor ,gidiyor.

Bu yüzden yeni bir ilçe kongresi'ne gidilirken Muhsin başkan'a kesinlikle teşkilatçılığı bilen partimizin teşkilat kademelerinde yani gençlik kollarında kadın kollarında yönetim kurullarında belediye meclis üyeliklerinde, köy temsilciliği görevlerinde mahalle temsilciliği görevlerinde bulunmuş arkadaşlarımıza görev vermesini  öneriyorim.

Partiyi özümsemiş,benimsemiş ve partiyi azami derecede bilen,anlatabilen kapasitede olan arkadaşlarımıza görev verilmesini tavsiye ediyorum.

Çünkü partimiz son günlerde büyük bir baskı ve taarruz altında maalesef dışarıdan getirdiğimiz arkadaşlarımız partimizi savunamamak'ta veya savunmamaktadırlar Artık bu gidişata bir son vermek gerekir. Parti'nin yetişmiş tecrübeli insanlarıyla gençliğini kaynaştırarak iyi bir teşkilat oluşturulması gerekmektedir şunun hatırı kırılmasın bunun hatırı kırılmasın veya şunu al bunu al gibi telkinlere kesinlikle kulak asılmamalıdır. 

Herkesle  istişare yaptıktan sonra son noktayı koymalı listeyi ilçe başkanının kendisi yapmalıdır.

  Şunu karar verici tüm AK Partili yetkililere hatırlatmak istiyorum ki Cumhurbaşkanından başbakanına bakanından dışişleri bakanına belediye başkanından belediye meclis üyesine ilçe başkanından ilçe yönetim kurulu üyelerine kadar bu partiyi kullanıp bu partide makam ve mevki sahibi olup daha sonra karşıya geçip bize el sallamalarından artık gına geldik haberiniz olsun.

İnşallah bu telkinlerimiz dikkate alınır. Sağlıcakla kalın.

Allah'a emanet olun

Saygılarımla.

22 Ağustos 2020 Cumartesi

BIRAKINDA BİRAZ SEVİNELİM

   

 

Türkiye son yılların en güzel müjdesiyle seviniyor.

Nasıl sevinmesinki Batı Karadeniz'de Tuna-1 sahasında Fatih sondaj gemisinin yaptığı aramada tam 320 milyar metre küp kaliteli doğal gaz buldu.

Bu gaz Türkiyenin tam yedi yıllık gaz ihtiyacını karşılayacak seviyede, ama dahası var bu bir kuyudan ve 500 metreden çıkan rezerv bin metreye doğru inildikçe iki katmanın daha olduğu yeni kuyularla çok daha fazla gaza ulaşılacağı söyleniyor.

Bizim çocukluğumuzda böyle petrol ve gaz aramalarını yabancı ülkelere yaptırdığımız bulduklarında üstüne beton döküp yok dedikleri konuşuluyordu.

Ama şimdi üç adet sondaj gemimiz iki adette sismik araştırma gemimiz var personelimizde yerli ve milli.

Artık bundan sonra bulduğumuz petrol ve gazın üzerine beton dökülüp kuyular kapatılmayacak.

Bu savlar ütopik gelsede son yıllarda batının ülkemize yaklaşımından anlıyoruzki bunların olabilirliği var.

    Neyse millet olarak bu olaya çok sevindik.

Nasıl sevinmeyelim ki.

Son yıllarda,terör darbe,savaş,şehitlerimiz,mülteciler, korona hep sıkıntı ve üzüntülerle geçti.

Hele bizim kuşak 1960 dan buyana gün yüzü görmedi desek abartı olmaz.

Ben 58 yaşındayım ilk defa ülkemdeki bir olaya bu kadar çok sevindim.

Ancak buna bile müsade etmeyen bu ülkenin kalkınmasını, zenginleşmesini istemeyen iç ve dış mikraklar var.

Hemen bu olayı karartmaya, bulunan gaz yerine kendi gazlarını etrafa yaymaya çalışıyorlar.

Sizi bilmiyorum ama ben artık bu adamlara tahammül edemiyorum.Helede pis gazlarına hiç edemem.

Bunların hepsini sanal sitelerdeki ortak hesaplarımdan çıkardım.Kendi gazlarıyla başbaşa kalsınlar.

    Devamlı pişen aşa su katarak,doldurulan suya necaset karıştırarak iktidara geleceklerini umanlar mevcut iktidarın ömrünü uzatmaktan başka bir işe yaramazlar.

Buradan bu tiplere sesleniyorum!

Ya! bırakında biraz sevinelim!

Bulunan doğalgaz ülkemize ve milletimize hayırlı olsun.

Ayrıca gaz bulunan nokta İlçemiz Ferizli'nin tam kuzeyine gelen ve Cumhurbaskanımızın "Sakarya Havzası" ismini verdiği bir yer.

Bundan önceki yazılarımda Ferizli ilçemiz Karadenize inmeli diyordum.

Şimdi okurlarım bunu niçin söylediğimizi sanırım daha iyi anlamışlardır.

Artık mavi vatan diye birşey var.

Neden Ferizli'ninde bir mavi vatan toprağı olmasın?

İnşallah Karasu ve Kaynarca ilçelerimiz bize bunu çok görmezler.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.

18 Ağustos 2020 Salı

YENİ BİR DEPREME HER ZAMAN HAZIRLIKLI OLMAK LAZIM.

   


 Dün 17 Ağustostu.Bu tarih bize çok acılar hatırlatıyor.Saat 03.02 de yatakta uyurken alttan bir kuvvet beni yarım metre yukarı fırlattı.Ben hemen deprem diye bağırdım.telaş içinde çocuklarla birlikte dışarı çıktık.Tabi 45 saniye süren depremi biz bu kadar hissetmiştik.Çünkü ilçemiz Ferizli depreme dayanıklı bir zemin üzerindeydi

       Sabah olunca Adapazırı'na işyerime gittim.Dağdibi mezarlığını geçince bir caminin minaresinin yıkılıp yolu kapattığını gördüm.Kuzey terminaldeki dükkanıma vardığımda kafamı sağa doğru çevirince yolun karşısındaki beş katlı binanın yerlebir olduğunu gördüm ve ürperdim.O binada altı kişinin öldüğünü ve hâla enkaz altında insanlar olduğu söylendi.

Arkadaşım Rıdvan'la bir yakınını almak için Şeker mahalleye gittik.Aman Allahım yol bulup gidebilmek ne mümkün.Her taraf enkaz yığını, bağırmaktan ve ağlamaktan yorulan insanlar kendi enkazlarının başında sessizce bekliyorlar.

Kimi enkazlarda yangın çıkmış yanıyor. Birçok otomobil aynı insanlar gibi enkazın altında kalmış, kimi bina iki kat yere batmış,kimisi bir bütün olarak ağaç gibi devrilmiş.Büyük bir bina yanındaki binanın üzerine yıkılmış.Başka bir bina yıkılırken yandaki komşu binayı tıraşlamış belli bölümlerini yıkmış.Bazende iki bina birbiride dayanarak ayakta kalmış.


İnsanlar ise yarı çıplak, çarşafa ve battaniyeye sarılmış çaresiz şaşkın ve dalgın.

   Arada sıksık artçı sarsıntılar oluyor.Sarsıntı başlayınca insanlar boş alanlara doğru koşuyor.Bir anne evladına bağırıyor "Ezan oku oğlum ezan oku!", Bir başkası "binaya yaklaşma,buraya geeel",korkulu gözlerle sarsıntının geçmesini bekliyoruz.Yer kabuğu adeta tümsek ve çukur oluşturup katlanarak deprem ilerliyor.Ayakta durmakta zorlanıyoruz.

    Saatler ilerledikce olayın vehameti daha iyi anlaşılıyor.Hükümet bile olayı geç farkediyor.Ancak ikinci gün tv kameralarından tüm dünyaya olayı duyurabiliyor.

  Deprem olmayan illerden ve dünya ülkelerinden birçok yardım geliyor.Aylarca enkaz kaldırma çalışmaları sürüyor ve prafabrik konutlar yapılıyor.

    İşte bugün tam 21 sene geride kalmış sanki dün gibi.Tabi depremi yaşayanlar için bir çok acı hatıra var.Birde depremi hiç görmemiş 21 yaş ve altı gençlerimiz.

    Her deprem sonrası,yeni bir deprem için gün sayıyoruz.Malesef ülkemizin gerçeği bu.Fay hatlarıyla çevrili ülkemizde depremle yaşamayı öğrenmek zorundayız.

     17 Ağustos depreminde görüldüki bir demir kesme makası, bir valyoz bile çok canlar kurtardı. Bu yüzden mutlaka AFAD'ın önerdiği Afet çantasını oluşturup bir kenarda tutalım.Binalarımızı sağlam yapalım.

Unutmayalım ki deprem öldürmez.ihmallerimiz öldürür.

    Bir hatırlatma ile yazımı bitireyim.Sakaryamızda tarihi sürece bakınca her 30 yılda bir deprem oluyor.Ancak Düzce depremi, İstanbul depremi gibi depremlerde Sakarya'yı etkiliyor.

17 Ağustos 1999 depremi bize iki şey öğretti.

Birincisi şu kadar dairem var, şu marka otomobilim,kuyumcu dükkanım var diyenlerin aslında bu malların gerçek sahibi olmadıklarını ve mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu.

Bir diğeri Sakarya'da yaşıyorsan yarın deprem olacakmış gibi hazır olmamız gerektiğini öğretti.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.


 

12 Ağustos 2020 Çarşamba

FERİZLİDE İKİ YENİ PARTİYE İKİ YENİ İLÇE BAŞKANI

   
Son ayların siyasi gündemi yeni kurulan partiler.

Ak Partiden ayrılan eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu Gelecek Partisi'ni yine Ak Parti'den ayrılan eski dışişleri,ekonomiden sorumlu bakan Ali Babacan Deva Partisini kurdular.

   Saadet Partisinden ayrılan Erbakan'ın oğlu ise Yeniden Refah Partisi'ni kurdu.

Sakarya'da il başkanlarını atayan bu partiler ilçelerdede teşkilatlarını oluşturmaya başladılar.

Gelecek Partisi il teşkilatı kurulalı epeyce bir süre olmasına rağmen Ferizli ilçemize hâla ilçe başkanı atamadı.

Ancak Ferizli ilçesinde daha önce Ak Parti'de siyaset yapmış Sakarya Matbacılar odası başkanlığınıda yürüten Ferizli'li Özcan Kam Gelecek Parisi il yönetimine girdi.

Bir başka il yönetimine giren kişi Ak Parti'de geçtiğimiz dönem belediye başkan yardımcılığı yapan Naci Kral,o ise İyi Parti il yönetimine girdi.

Daha önce İyi Parti il yönetiminde yer alan Fatih Akgün bu dönemdede İyi Parti il yönetiminde görev aldı.

  Bu açıklamalardan sonra benim asıl üzerinde durmak istediğim Yeniden Refah Parti'si Ferizli İlçe başkanlığına atanan Ak Parti ilçe yönetimlerinde bulunmuş Ömer Aşık ve Deva Partisi ilçe başkanlığına atanan Ak Parti'li Yakup Kodaman.

 

Önce Yeniden Refah Partisi İlçe başkanı Ömer Aşık'tan bahsedersek Erbakan hocanın Refah Partisinde gençlik kollarında siyasete başlayıp,Abisi Saadet Partisi ilçe başkanlığı yapmasına rağmen o Ak Parti  teşkilatlarında görev aldı.

Onun ençok eleştirdiği konu Ak Parti kendi teşkilatlarında çalışan insanları bırakıp sokaktan topladığı kişilere makam ve mevkiler vermesi ve  bu hatalarda israr etmesi.

Sonuçta yirmibeş yıllık deneyime sahip iyi bir teşkilatcı olan Ömer Aşık şimdi Yeniden Refah Partisi Ferizli İlçe başkanı.

Sırada Deva Partisi ilçe başkanlığına atanan Yakup Kodaman var.o da Ömer Aşık gibi teşkilattan gelen deneyimli bir siyasetci Milliyetçi çizgide siyasete başlayan Kodaman Mhp ilçe başkanlığıda yaptı.İlçe başkanlığını bıraktıktan sonra geniş bir gurupla Ak Partiye katılan Kodaman ve ekibini katılım töreninden sonra arayıp soran olmamış.Hatta Ak partiye üye bile yapılmadıkları konuşuluyor.

Belli bir süre siyasette geri çekilen Yakup Kodaman Deva Partisi İl başkanlığına getirilen Mehmet Erdoğanın'da isteğiyle Ferizli Deva Partisi ilçe başkanı oldu.

Ben yeni kurulan partilerde görev alan ve ilçemizi il bazında temsil eden arkadaşlara bu görevlerinde başarılar diliyorum.

   Ancak bu konu ile ilgili yazılacak çok şey var.

İnşallah gelecek yazılarımızda bu konuları ele alıp yazacağız.

Allah'a emanet olunuz.

Saygılarımla.


4 Ağustos 2020 Salı

A -Kuşağı yetiştiremedik; Z- Kuşağının peşine takıldık.



Bazen sol düşüncenin taktiklerine hayran kalıyorum.
Adamlar slogan üretmede ve insanları gruplaştırmada epeyce hünerliler.
Cumhuriyet kuşağı
68 Kuşağı
On yılda onbeş milyon genç yetiştirdik her yaştan.
Şimdide Z Kuşağı.
Gerçi daha öncede X ve Y Kuşağı da varmış biz duymamışız.
Bu doğum tarihlerine göre bir ayırımmış.
1964'den önce doğanlar geleneksel kuşak.
1964-1979 arası X Kuşağı
1979-1996 Y Kuşağı
1996 2020 ise Z Kuşağı.
Biz bu yazımızda Z Kuşağından bahsedeceğiz.
Bu kuşağa internet kuşağı da diyebiliriz.
Hatta gerçek alem ile sanal alem arasında gidip gelen, fazla sorumluluk almayan,hazırcı,ve çok para kazanma hırsı olan ancak kazanamayan hayalpres bir kuşak.
Kültüründen uzaklaşmış, milli ve manevi değerlerden uzak umursamaz bir kuşak.
Kendisine ecdadını, ebeveynini, ailesini degil internette gördüklerini örnek alan bir kuşak.
Bu yüzden Türk ve müslüman tiplemesinden çok, ecnebi tipine dönüşmüş kılıç fağul,top sakal,kuyruk saç,yırtık pantolon,küpeli,kulakta kulaklık, elinde telefon ve devamlı telefonla meşgul çevresinden, misafirden,ailesinden bir haber bir kuşak 
Bunun adı Z Kuşağıymış.
Çok ilginçtir bütün partiler bu keşfedilen ve sekiz on milyon oyu olan bu gençliğin peşine düştü.
CHP son yerel seçimlerde bu Z Kuşağının büyük oranda kendilerine oy verdiğini ve bu yüzden birçok ilde başarılı olduğunu söylüyor.
Demek haklılar ki Ak Parti'de bu Z Kuşağının peşine düşmüş.
Hatta bu kuşağa hitaben bir klip bile yayınlamış.
İnsanın sabır ve dayanma gücü bitiyor.
Bu Z Kuşağı denen gençlik kimin iktidarı döneminde ortaya çıktı?
Neden Ak Parti'ye değilde CHP'ye oy veriyor?
Çünkü Ak Parti hep paranın, kapitalin peşine düştü.
Gençlikle ilgili hiçbir çalışması olmadı.
Adamlar On yılda Onbeş milyon genç yetiştirdiler her yaştan.
Ak Parti ise 18 yılda hiçbir genç yetiştirmedi.
Ak Parti gençlik kolları ise işe girmek ve menfaati için oralarda kalabalık oluşturdular.
Tabi Erbakan hocanın ve Türkeş'in yetiştirdiği gençlikle bu güne kadar geldi.
Şimdi de bu mirası devre dışı bırakıp yetişmiş dava adamlarını elli ellibeş yaşlarında yaşlı sınıfında değerlendirip, teşkilatlarını,belediyelerini Z gençliğe emanet ediyor.
Bana göre asıl sonunu böyle hazırlıyor.
18 yılda bir A Kuşağı oluşturamamışsanız Z (Zibidi) kuşağın peşine takılırsınız.
Sonunda da bunları yazıyor diye kendinize değil yazara kızarsınız.
Allah size hidayet versin.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.


26 Temmuz 2020 Pazar

PAPA AYASOFYA'NIN CAMİ'YE ÇEVRİLMESİNE "İÇİM ACIYOR"DEMİŞ.

 
l
Ayasofya tam seksenaltı yıl sonra 24 Temmuz 2020'de bir Cuma namazıyla ibadete açıldi.
Tüm korana virüs önlemlerine rağmen milletimiz risk alarak açılışa yani Cuma namazına tam üçyüz elli bin kişi katıldı.
Katıldı diyorum bende açılışa katılanlardanım.
Ancak izdihamdan Ayasofya'ya yanaşmak ne mümkün.
Bu tarihi anı yarınlarda torunlarına anlatabilmek yılların idealini gerçekleştirmek için inanan insanlar akın akın Ayasofya'ya geldiler.
Devlet erkanı ,Din görevlileri hepsi açılışta oradaydı.
Dört yıl Sakarya İmamhatip lisesinde birlikte okuduğumuz Diyanet İşleri Başkanı Prof.Ali Erbaş'ın bu açılışta hutbe okuyup Cuma namazı kıldırması bizi ayrıca gururlandı.
Tüm islam alemi Ayasofya'nın açılışından mutluluk duydu.
Ancak batı dünyası,özellikle Yunanistan bayraklarını yarıya indirip türk bayrağını yakıp bizi protesto etti.
Papa yaptığı açıklamada "Ayasofya'nın camiye çevrilmesinden büyük acı duyuyorum" içim acıyor demiş açıklaması yaptı.
Tabi bir ruhani din adamı olan Papa,Filistinde,Suriyede,Myammar'da,Doğu Türkistan'da müslümanlar öldürülürken hiç acı duymadı.
İnanın bunlar ne söylerse söylesin hiç dikkate bile almıyoruz.Bunların hepsi iki yüzlü, müslümana karşı merhametsiz.
Şu içimizde önce halkın tepkisinden korkup ses çıkaramayan içimizdeki din ve ülke düşmanlarının başlattıkları acitasyonlara bakarmısınız?
Neymiş diyanet işleri başkanı hutbe okurken Atatürk'e hakaret etmiş,
Ayasofya açılmışta ne olmuşmuş.işsizlik mi azaldı?
Milletin karnı mı doydu? Filan gibi söylemler.
Birde açılışa katılmayan siyasi parti liderleri,İstanbul Belediye Başkanı niye katılmadı.Şunun için bunun için tartışmaları.
Amaçları ne?
Böyle tarihi bir olayı karartabilmek.
İktidarın böyle hassas bir konuyu büyük bir dikkat ve taktikle açması,olmaz,olamaz denen bir hadiseyi gerçekleştirmesi.
İnanın ben bile şaşırdım hayel görüyorum zannettim ki?
Bunlar kafayı yediler.
Dikkat ediyorumda ne kadarda sertleştiler.
Ancak güvendikleri dostlarından sesler cılız gelince,ne yapacaklarını şaşırdılar.
Erbakan hocam "Bizim yaptıklarımızı siz hayel bile edemezsiniz"diyordu.
İşte milli görüş ve milli duruş siyaseti budur.
Vesile olanlardan Allah razı olsun.
Ayasofya Cami ümmete hayırlı olsun.
Allah'a emanet olunuz.
Saygılarımla.



23 Temmuz 2020 Perşembe

FERİZLİNİN BAŞKANI BEKLENTİLERİN FARKINDA



      Pandemi süreci öncesinde başladığımız belediye başkanları ziyaretlerine kontrollü bir şekilde devam ediyoruz.
      Bugün kendi ilçemiz Ferizli ve onun belediye başkanı İsmail Gündoğdu ile birlikteyiz.
Kendisiyle Ferizli İstikam Tepedeki belediyenin sosyal tesislerinde bir araya geldik.
Sosyal tesis diyorum çünkü eskiden bir çay bahçesi hizmeti veren bu yerde Sayın Gündoğdu birçok değişim yapmış.
Randevuya benden önce küçük çocuğuyla gelen başkanı çocuğunu salıncakta sallarken bulduk.



Bu nezih ortamda tertemiz havada Sayın Gündoğdu'ya birbuçuk yıla yakın sürede yaptılarını ve gelecek planlarını sorduk.
Şu an bulunduğumuz alandan başlayalım abi diyerek başladı anlatmaya.
Burayı çok amaçlı bir tesis haline getirdik.
Burada açık ve kapalı düğün salonu,pansiyon,çocuk oyun alanları,yemekli toplantılar ve devamlı şekilde misafirlere yemek ve ızgara  çay kahve servislerinin yapılacağı bir gelenin bir diğerine tavsiye edeceği bir mekan haline getiriyoruz,
İnşallah emeğimizin karşılığını görür mahcup olmayız,dedi.
Başka neler yaptınız?diye sorunca
Biz vatandaşın öncelikle şikayetci olduğu konuları önceden tespit etmiştik.Bunların başında tarla yolları aciliyet arzediyordu.
İlçeye bağlı birçok mahallede tarla yollarını yaptık yapmayada devam ediyoruz.

Birbaşka acil sorun bazı mahallelerimizin yolları çok bozuktu ulaşım zorlukla sağlanıyordu.
Bakırlı, Ceylandere, Teberik,Çiftlik,Akçukur ve Karadiken mahallelerimizin yollarını sıcak asfalt yaptık.

Bir diğer acil beklenti mahallelerimizde tıkanan ve taşkınlara sebep olan dranaj kanallarıydı.Bu kanalları yaptığımız çalışmalarla bir çoğunu açıp temizledik.
İlçe merkezinde trafik ve parklanma ile ilgili büyük şikayetler vardı.
İlçenin merkezini oluşturan Fevzi Çakmak caddesinini araç trafiğini rahatlatma açısından genişletiyoruz.Buradaki çalışmalar her dönem sıkıntı verir ,olmuştur.Ancak bu alanda Saski,Sedaş,Türktelakom ve Agdaş gibi kurumlarla birlikte çalışıyoruz.
Kurumların çalışma takvimi birbiriyle uyuşmayabiliyor.Rica minnet yol almaya çalışıyoruz.İnşallah sona yaklaştık vatandaşlarımızdan biraz daha sabır bekliyorum üst yapıya çok kısa bir zamanda geçeceğiz inşallah.dedi.

Belediye bünyesinde de birçok yenilik yaptıklarını anlatan başkan Gündoğdu bizden önce temizlik işleri özelleştirilmişti.
Biz bunu iptal edip çöpü ve temizlik işlerini kendi ekibimizle ve kendi ekipmanımızla yapıyoruz.
      Bir başka yenilik Belediye şirketini kurduk.
Bu sayede birçok alanda hizmet üretmek ve hizmet satın almayı kolaylaştırdık.
Başkan İsmail Gündoğdu.
Kapalı pazar yeri için tüm hazırlıkların bitme aşamasına geldiğini ve çok yakında temelin atılacağını söyledi.
Ayrıca pandemi sürecinin hem ülkeyi hemde belediyeleri etkilediğini bu süreçle belediye olarak vatandaşların hizmetine devam ettiklerini söyledi.
Sayın Gündoğduyla bir çok konuyu konuştuk.
Kamuoyunun konuştuğu konularıda kendisine sordum.
Çok net cevaplar verdi.
Bu ilk tur ziyaretlerimizde belediye başkanlarımızın kendi ağızlarından yaptıklarını aktardığımız için biz köşe yazarı olarak pek yorum katmıyoruz.
Tabiki kendi bakışımız ve eleştirilerimiz tüm başkanlara ilerleyen zamanlarda olacaktır.
Ferizli Belediye Başkanı Sayın İsmail Gündoğdu'ya verdikleri mulakat için teşekür ediyorum.
Allah'a emnet olunuz.
Saygılarımla